• 320 syf.
    ·Beğendi·10/10
    KİTAP YORUMUM: Lamia Fransa'da okuyan, teyzesi ile birlikte yaşayan sıradan bir insan iken yılbaşında yaşadığı o korkunç deneyim ile arkadaşlarını kaybeder.
    Aynı gece hayatının aşkı ile de karşılaşacaktır. Kitabı sıradan aşk hikayeleri, yada sıradan cinayet kitapları ile karıştırmayın. Bir kere sıra dışı bir kurgu var, öyle ki insanın Vampir olası geliyor. :)
    Birden bire yapayalnız kalan Lamia aslında kime güvenecekti.
    Hiç yüzünü rüyalarında dışında görmediği babasına mı? Yoksa aşık olduğu sıra dışı aşık olduğu adama mı?
    Siz olsaydınız daha önce hiç sadece filmlerde görebileceğiniz bir toplantıya gitseydiniz ne hissederdiniz?
    Bu arada kitabın kurgusu kesinlikle muhteşem ve güzel bir dizi, sinema filmi buradan çıkar. Çünkü Türkiye'de bu tarz bir film ben hatırlamıyorum.
    Lamia geçmişini öğrendiğinde aslında çokta sıradan bir hayatı olmadığını teyzesini kaybettiği gün öğrenecektir. insan 2 yerde birden ayrı iki ruh ile olabilir mi?
    Bir bölümü çok sevdim. Kötüleri kurban seçmeleri aslında güzel olmuş bana göre. :) Çünkü en azından masumlara dokunulmuyor sıra dışı gelişen olaylar dışında. Bir kan hiç bu kadar değerli olmamıştı. Yere düşen her damla onlara göre israftı.

    Lamia şimdi yol ayrımında . Sevdiği adamın ve hiç görmediği babasının kendine çizdiği yol da mı ilerleyecek onlara güvenip, yoksa kendi bildiği gibi yaşayıp akşını kalbine gömüp başka birine mi şans tanıyacak.
    Kavuşup, kavuşmamak sadece kendi elinde. Birde onun elinde olmadan yaşadıkları vardı ki, ona sadece anlamak ve kabullenmek düşüyordu. Korktuğu gerçekler tokat gibi yüzüne çarptığında kaçtı ama kendinden kaçabilecek miydi?
    Kitaptan yine öğrendiğim önemli dersler var.
    - Kendimizden kaçamayız, her şeyden kaçsak bile.
    -Bazen iyi ve kötü karışır. Kötü sandıklarımız iyi, iyi sandıklarımız ise kötü olabilir.
    - Her ne olursa olsun geçmiş, geleceğimizi belirler. Biz doğmadan belirlenen kadere ise bazen uymak en doğrusudur.
    - Her ne olursa olsun gerçek bir aşk ortada varsa onun peşinde gitmeliyiz, sonradan pişman olmamak adına.
    Final yine bayağı şaşırttı beni. Mutlaka okuyun bu eseri derim. Pişman olmayacaksınız.
    DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
  • Aşkın sebepleri arasında en inanılmaz olanı belki de rüyada görüp âşık olmaktı.
    İnsan sevgiliyi rüyada her vakit görür ama rüyada yalnızca bir gördüğü birine acaba sevgili der mi? Bunlar olsa olsa Hüsrev ile Şirin, Vamık ile Azra hikâyelerinde olur. Gönlün, hiç mevcut olmayan birine tutulması sanki hiç gereği olmayan bir şeyle geçim sağlamak gibi değil midir? Birisi hiç görmediği ve asla göremeyeceği bir güzeli sevdiğini söylerse herhalde aklından zoru olduğunu düşünürler. Ruhu ona telkin ediyormuş,t emenni ve arzuları kalbini yönlendiriyormuş, bunlara inanmazlar. Oysa bir âşık, sevgilinin ay mı, güneş mi olduğunu bilemese de, aklının bir oyunu mu, hayalinin çılgınlığımı mı olduğunu kestiremese de, gözlerine her daim onun görüntüsü girdiği müddetçe âşık değil midir? Âşık olmak için maddi varlık şart mıdır? Allah'ın güzelliğini rüyasunda görüp ona âşık olan dervişe inanıyoruz da neden sevgilisinin hayaliyle özleme tutulan âşıka inanmıyoruz. Eğer ona inanmayacaksak aşk,surete tapmaktan gayrı ne olur ki? O halde insan, sevdiği kişiyi karşısında görmeden de onu âşıkı olabilir. Sevgili için kaygılanmak da, hayaliyle mes olmak da, geceleri uykusuz kalmak ve seherlerde acı çekmek de hehep âşıkın sevgiliyi görmeden yaptığı şeylerdir. Bir duvarın arkasında şarkı söyleyen bir kadını işitmek bazen ona tutulmak için yeterlidir. Bazıları buna temelsiz bir bina gözüyle bakabilir, ancak âşık, o binayı inşa etmekte her zaman çok mahirdir. Zihni göremediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında hayalinden ona şekiller çizer, kıyafetler giydirir, renk ve koku isnat eder tavır biçer.. Sevgili âşıkın zihninin içinde yapılır. Âşıkın hayal ve bedii düşünceleri sevgilinin güzelliğini artırır.Diyelim sese âşık olan genç sonra o şarkıcıyı bir yede görse, âşkı ya sönecek veya artacaktır. Görme onu yönlendirecektir .İyi de görme yoksa kim bu şarkıcıya âşık olan kişiyi ayıplayabilir ki?Cenneti de ancak tasvirle tanıyor değil miyiz? Onun söylediği şarkılar kulağımızı doldurup kalbimizi ona yönlendirdiğinde genelde âşık onun güzelliğini sesine göre ölçer. Eğer kendisini gördüğünde aşkı artıyorsa şarkıcıda onun sesine denk bir güzellik görmüş demektir. Ama eğer şarkıcının yüzü sesinden daha güzel ise bu âşıkı, sesten yola çıkarak güzelliği keşfettiği için tebrik etmek gerekmez mi? Cennetin en güzel tasvirleri bile cennetin yanına yaklaşmaktan uzak değiller midir? O halde, kainatta görülen bütün güzelliklerin "Mutlak Güzel"den bir iz taşıdıkları için güzel olduğunu söyleyen kişi haksız sayılabilir mi?
  • İlk görüşte aşkın yerini, ilk sohbette aşk mı aldı?

    Elbette insan hiç görmediği, dokunmadığı birine aşık olabilir. Bir yazara, bir ressama da aşık olabilir. Bu aşktan ne anladığınıza bağlı! Görselliği çok önemsemeyen biriyseniz, bir adamın /kadının beynine vurulabilirsiniz. Aşkın bin türlü hali var..
  • 87 syf.
    ·3 günde·Beğendi
    Uzaktan Aşk.
    Ask deyince bazıları için akan sular durur. Ask bazen yanıbaşınızdadır, bazen çok uzaklarda. Mesafeler aşka engel midir? İnsan hiç tanımadığı, sesini dahi duymadığı birine aşık olabilir mi? Aşk sonunda kavuşulunca mı aşk olur yada kavuşulamayınca mı aşktır?
    Uzaktan Aşk Lübnan'lı yazar Amin Maalouf'un Finlandiyalı besteci Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk ( L'amour de Loin) operası için yazdığı bir libretto. Kısaca konusundan bahsedecek olursak; Akitanya'lı Blaye prensi Jaufre Rudel sürdüğü eğlenceli hayattan sıkılmıştır ve değişik bir sevdanın özlemini duymaktadır. Hayallerinde yaşattığı varlığından dahi haberdar olmadığı bir kadına şiirler yazar, sarkılar besteler. Gezgin olan bir arkadaşı onun şiirlerindeki kadını Trablus'ta gördüğünü söylediği an itibariyle Jaufre hiç tanımadığı ve görmediği Trablus'ta yaşayan Clemence'e aşık olur.Gezgin Trablus''a tekrar gittiğinde Clemence'e de deniz aşırı diyarlarlarda ona aşık ve onun için şiirler yazan bir prens olduğunu söyleyince varın gerisini siz düşünün.
    Her iki genç birbirlerini tanımadan , görmeden tarifsiz bir duygunun içerisinde bulurlar kendilerini ve sonrasında olaylar gelişir. Gezginden böyle bir kadının varlığını öğrenen Jaufre
    bana ne yaptın, gezgin? 
    suyundan hiç içmeyeceğim pınarı gösterdin, hiçbir zaman benim olmayacak, biliyorum, o uzaktaki kadın, ama ben onunum artık, sonsuza dek, ve bir başkası daha olmayacak yaşamımda. gezgin, ne yaptın bana? o uzak pınarın tadını duyurdun ama ben, hiçbir zaman, hiçbir zaman  susuzluğumu gideremeyeceğim o pınardan dizeleriyle duygularını dile getirirken, kendisi için deniz aşırı Akitanya'da bir prensin şiirler yazdığını öğrenen Clemence ise
    Orada, yurdumda, bir adamın beni düşündüğünü bildiğimde Ansızın çocukluğumun topraklarına yakın hissediyorum kendimi. Denizler ötesiyim ben ozanın ve ozan benim denizler ötem. Sevda sözcükleri gelip gidiyor kıyılarımız arasında. Yaşamlarımız arasında bir müzik
    sözleriyle içine düştüğü uzak aşkını anlatır.Jaufre ve Clemence kavusabilecek mi?
    Okumak lazım
    #aminmaalouf #uzaktanaşk #libretto #okumakgüzeldir #kitapokumaklazım #samihrifat #yapıkrediyayınları
  • İnsan hiç görmediği birine aşık olabilir mi? Ben oldum.
  • İnsan hiç görmediği birine aşık olabilir mi? Ben oldum.
  • "İnsan görmediği, sesini bile duymadığı birine âşık olabilir. Bu Allah'ın insanlara vermiş olduğu en büyük özelliklerden biridir. Ben hiç görmeden, ben hiç sesini bile duymadan O'nun resulüne, O'nun peygamberine âşığım! O'na dokunmadan, salt hissettiğim için O'nun peygamberine sevdalıyım."
    Uğur Koşar
    Sayfa 19 - Destek Yayınları