• İnsanlar neden acımasızdır ya da neden merhametlidir bazıları? Bu tamamen yaradılışı ile ilgili bir durum mudur? Aileden mi ileri gelir yoksa? Nedenini merak ettiğim sorulardan sadece biri bu. Kalp kırmaya cesareti olan biri kime güvenir de bunu yapar ya da güvendiği hiç kimse olmadığında mı olur tüm bu olanlar?
  • Onun dünyası korkunç denebilecek kertede kayıtsız bir dünyadır. Doğa koşulları acımasızdır. O yüzden insanlar da katıdır, aralarındaki ilişkilerde sonsuz bir gönül kısırlığı göze çarpar. Ama Steinbeck, bu acımasız dünyayı anlatırken umudu elden bırakmaz, özellikle insanoğlunun zalim çevresine uyum sağlamada gösterdiği büyük uyuma övgüler düzer.
  • O zaman hazır lafı da gečmisken tavsiyem olsun:
    1- Platoon
    2- Müfreze
    3- Tae Guk Gi (Kardeșlerin Savașı)
    4- Savașın Çiçekleri
    5- Ateș Böceklerinin Mezarı
    6- Doğum Günü 4 Temmuz

    "AK-47 acıması olmayan bir silahtır, William. Sadece savaș filmi seyretmiș insanlar bir makineli tabanca ya da otomatik tüfek kullanınca deliklerden düzgün küçük bir hat olușur sanıyor, ama öyle değil iște. Ortalık altüst olur, acımasızdır ve çok çabuk olup biter her șey."
  • Daha önce girdiğim bazı intihar panolarında insanlar gelip "Sakın yapma. İntihar cevap değil," gibi şeyler söylüyorlardı.
    Soruyu bilmiyorlardı ki...
    Ya da "Hayat acımasızdır. Alışırsın," diyorlardı.
    Teşekkürler.
    "İntihar, kolaya kaçmaktır."
    O kadar kolaysa ben neden hâlâ buradayım?
  • İnsan!

    Garip,çözülemez,tahmin edilemez,ne istediği/isteyeceği kestirilemez bir acayip canlı formu.Kuşkusuz gezegen üzerindeki en zeki ama aynı zamanda acımasız format.

    Robert WINSTON bu kitabında insan içgüdüsünü araştırıyor,savannah'ın ilkel toplumlarından günümüze Psikoloji,Sosyoloji,Biyoloji,Antropoloji,Fizyoloji,Cinsellik dürtüsü,Özgecilik,Kıskançlık,Ahlak,Din ve İçgüdü konularını ele almış ilgi çekici,kendisini rahatlıkla okutabilen bir çalışma.Bazı konuların bizim memlekette tabu olduğunu düşünürsek,HARARI'nin kitabı Sapiens'i çağrıştıran,hatta paralel çizgilerde ilerleyen birçok konu var ama kesinlikle aynı dil değil.

    Kitabı okuyunca insanın katetmiş olduğu yolda hem zeka,hemde fiziksel değişimini (aslında değişmemesi mi desem çıkamadım işin içinden),kültürler arası farklılıklarla izah etmeye çalışmış.Olmuş mu?Bence çok güzel olmuş.

    İçgüdülerimiz,şiddet,aşk,cinselik DNA'mız da mı işli?Acaba bu hislerle birlikte mi doğarız yoksa içinde yaşadığımız toplumun kültürel yapısı mı bizi yönlendirir.

    Kitabı okurken çoğu bölümde eğlenceli yazılar var,ama bir bölüm var ki bizim toplumun kültürel yapısı DANK!! diye kafanıza vuruveriyor :) Nemi? 'Çok seviyordum öldürdüm Hakim Bey'

    Kitabı okursanız eğer sundan eminim Kadınlar diyecek ki 'işte!Erkekler her zaman her yerde aynı!
    Erkeklerde diyecek ki 'Vayy kadınlara bak az değillermiş valla!'

    Aşağıda kitaptan azbuçuk bişiler çaldım spoiler yerine geçmez merak etme oku bu kadarcık seyi ;)

    Okunası kitaplardan biri,ben ilgi ile okudum.

    Aşağıdaki Linkte İzlemek isteyeceğiniz bir belgesel var.

    https://www.youtube.com/watch?v=0fYyGGs9Qwg

    KİTAPTAN ;
    --------------------------------------

    Evrim acımasızdır ve yaratıcılığının sonu yoktur. Evrimin acı, üzüntü ve ahlak tanımayışı pek çok farklı türün çeşitli üyelerinin başlarına gelenlerden anlaşılmaktadır: Sürüye yeni
    gelen erkekler tarafından öldürülen aslan yavruları; kamikaze karıncalar; çiftleşme sırasında dişi örümcekler tarafından mideye indirilen erkek örümcekler; intihar eden asker
    karıncalar. Hepsi de matematiksel denklemlere göre hareket etmektedirler. Genleri için en iyi olan şeyi yapmaktadırlar.İnsanlar da vahşi ve anormal görünen eylemler gerçekleştirebilmektedirler.
    Bu kötü davranışların en kötülerinden biri bebek öldürmedir. İnsan nasıl olur da yeni doğmuş bir bebeğin gülümsemesi karşısında duyduğu sıcak ve sevecen hisleri bir kenara itip soğukkanlı bir katile dönüşebilir? Çocuk öldürmek gerçekten içgüdülerimizle ilgili bir şey olabilir mi?
    Aslında, bebek öldürme ister modem ister geleneksel olsun bilinen her kültürün gelenekleri arasında yer almaktadır.

    Venezüella'daki Orinoco Irmağı boyunda yaşayan Yanomamo halkı zaman zaman bebek öldürme uygulaması gerçekleştirmektedir. Napoleon Chagnon bu halk arasında yaptığı
    araştırmalarda eğer bir kadın ilkinden çok kısa süre sonra ikinci çocuğunu yaparsa o kadının ikinci bebeğini öldürmek zorunda bırakıldığını bildirmektedir. Bir köy liderinin
    karısı kendisinin tam olarak böyle bir şey yaptığını belirtmiştir.Ve kadın bu hareketinin sebebinin sütünü iki yaşındaki ilk çocuğuna ayırmak zorunda olması olduğunu söylemiştir.
    Ama bu kararı vermek zorunda oluşu bebeğini öldürdüğü için acı çekmesini engellememiştir. Sevgi, hatta bir canlının yavrusuna beslediği sevgi bile, tüm öteki faktörlere ağır basmamaktadır.

    ---------------------------------------

    Büyük kuzey İtalya kent devletlerinden biri olan Floransa' da yazılmış beş yüz yaşındaki bir kitabın insanın evrimine ilişkin modem teoriler üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
    Niccolo Machiavelli'nin bu en çok bilinen eseri 1513 yılında yazılan ama yazarın ölümünden sonra 1532' de yayımlanan Prens adlı kitaptır. Eser prenslerin hile dahil her türlü yola
    başvurarak kendi topraklarını kontrol altında tutmaları gerektiği temasını işler. Machiavelli "amaca ulaşmak için her yol mubahtır" özdeyişinin amansız savunucularındandı.
    Prens'in birkaç yerinde Machiavelli kuzey İtalya'nın Romagna bölgesinin kötü şöhretli tiranı Cesare Borgia'yı över. Prens manipülasyon ve kontrol konulan açısından bir ders kitabı
    niteliğindedir. Okuruna, sinsice taktikler kullanmanın ve istediğini elde etmek için yalan söyleyip hile yapmanın kurallarınıanlatır. Machiavelli bize rol yapmamız gerektiğini söyler.Örneğin "cömert lideri" oynayabilir, böylece karanlık motivasyonlarımızı ve kendi çıkarlarımızı gözetmekten başka
    en ufak bir kaygı taşımadığımız gerçeğini gizleyebiliriz.Machiavelli şöyle yazar: "Örneğin, merhametli, güvenilir, insancıl,masum, dindar görünmek (ve öyle olmak) faydalıdır,ama yine de, eğer öyle olmamanız gerekirse tutumunuzu kolaylıkla değiştirebilmeniz ve ters yöne çevirebilmeniz için, bu görünümün dozunu iyi ayarlamalısınız."

    -------------------------------------

    İnsanlar neden şiddete başvurur?
    Şiddet eğiliminin bir patoloji olduğu fikri yıllardır dile getirilmektedir.Patolojiler insan zihni ya da vücudunun bir yönünün uygun şekilde işlememeye başladığı durumları anlatırlar. Karaciğer hastalığı gibi, beyinde bazı biyokimyasal değişimlerle birlikte ortaya çıkan şizofreni de bir patolojidir. O halde, belki de şiddet zihinsel bir rahatsızlığın belirtisi, zihinsel süreçlerimizde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun işaretidir.
  • Kişisel ilişkilerin ve bağların zayıfladığı, insanların nefret ve sinirle yol aldığı, birbirine karşı tamamen acımasız oldugu bir çağda, insanlar bu duygularını ve egolarını sadece bir kesimden tatmin edebilir; ona değer verenlerden ve sevdiklerinden... İnsan, sevdiklerine ve ona değer verenlere karşı çok acımasızdır.
    M. Amca
  • Seni çok ama çok iyi anlıyorum. Şu an sakın bir kitap ile konuştuğunu düşünme, ben senin iç sesinim. Okuduğun her satırda kendini göreceksin. Hadi sıcacık bir kahve al ve gel bana... Şu genç yaşına rağmen, fazlasıyla ağır şeyler yaşadığını düşünüyorsun. Ve hatta bu kadarı fazla diye sitem ettiğin anlar da oluyor. Bazen taşıyamayacağın bir yükün altında kalmış gibi ağırlık çöküyor ruhuna. Defalarca bu durumu yaşadın biliyorum ve seni çok iyi anlıyorum. Bazı insanlar birdenbire beklemediğin bir anda tesadüfen karşına çıktı. Ve hayatına girdiler. İlk olarak her şey çok güzeldi. Sürekli gülümseyen günlerin oluyordu, mutluydun. Hayatın boyunca yanında olacağına inandığın insanlara sımsıkı sarıldın. An oldu onlarla ağladın, an oldu onlarla mutluluğunu paylaştın, ama çok sonra bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ettin. Birlikte mutluluğu yaşadığın insanlar, acında seni yalnız bıraktılar. Bazı acılar vardır, paylaşabileceğin dostların yanında olunca o acı hafifler, daha çabuk üstesinden gelirsin. Ve yine bazı acılar vardır ki, aslında o kadar da çok acıtmayacak kadar basittir. Ama bunu yalnız yaşayacağın gerçeğiyle yüzleştiğinde daha fazla büyür, üstesinden gelmeyi bir türlü başaramazsın. Sana tavsiyem bu hayatta asla kimseye, sana hata yapabileceğine ihtimal vermeyecek kadar güvenme! Çünkü hayat bizleri güvendiğimiz insanların güvensizliğiyle sınar. Hayat boşa verdiğin değeri yalnız kaldığında durmadan yüzüne vurur. Hayat bazen çok acımasızdır. Hassas bir kalbinin olduğunu düşünmeden, art arda getirir acıları. Sakın, lütfen, ne olur! Sırtını dönme insanlara, çünkü en kolayıdır, sırtından vurulmak. Az önce söyledim ya hani hayat acımasızdır diye, evet öyledir. Ama aslında doğrunun farkına vardığında, acımasız olan hayat, sana güzelliklerle gelir. Doğru olan nedir biliyor musun kalbim? Doğru olan, o canını yakan insanları affetmemektir. Onlara, anladığı dilden konuşmak değil. Onlara artık sessiz kalmaktır. Dudaklarından çıkan hiçbir sözü demediğinin farkına varıp hiç yorulmamaktır, yorulmadan sadece susmak. Doğru olan, güvenini bir kez sarsan insanlara, bir merhabayı çok görmektir. Samimi bulmuyorum, birkaç defa şans vermeyi. Bir yapanın, ikisi de olur, üçü ve dördü de. İnsanlara bir kez şans verilmesinden yanayım. İkinci bir şans, tekrar doğacak hataları aslında kabullenmektir. Biliyordum böyle olacağını demektir. O yüzden ne kadar çok seversen sev, kimselere ikinci bir şansı vermeyi deneme. Çünkü hak etmemiştir. Çünkü seven kalp, hatalardan uzak olup, mutluluk için çırpınır. Sana hatalar yapıldı kalbim, yaranı yine yalnız kendin sarabildin. Seni üzdüler kalbim, seni en zayıf yerlerinden vurdular. Sana acımasız oldular kalbim. Dur demenin vakti geldi. Mutluluk biraz da bencil olmakta saklıdır aslında. Kendini sev kalbim. Hiç kimselerin seni, kendin kadar iyi anlayamayacağına inan kalbim. Kimselerin senin için çok büyük fedakârlıklar yapmayacağı gerçeğini kabul et kalbim. Bizi ağlattılar, bizi çok yıprattılar kalbim. Lütfen uzak dur her birinden, ardında kalanları düşünme, önümüzde uzun bir yol var kalbim. Tut ellerimden birlikte yürüyelim, bize bizden başkasından fayda yok, bizi bizden başkası anlamaz kalbim. (Seni çok iyi anlıyorum.Ben bir kitap değilim, ben senin iç sesinim, ben senin acımasız olduğu için gerçeklerden kaçıp yalan mutluluklara sığındığını açık açık yüzüne vuran, o dinlemediğin içindeki sesim. Ama lütfen artık dinle beni. Çünkü sana, seni anlatıyorum) Dışarıda el ele gördüğün mutlu insanlar, seni hüzünlendirdi onlara imrendin. Tıpkı onlar gibi ellerinden tutup güvenebileceğin bir kalbe sımsıkı sarılmak istedin. Çünkü güzel bir şeydi aşk. Sevip sevilmek, şu hayatta güvenilir bir omza yaslanıp ağlamak, onun saçlarıyla oynamak, yüzünün her noktasını seyredip tebessüm etmek, onunla saçmalamak, onunla çocuklaşmak, daha iyi hissettirdi. Bu yüzden kendince hep yanında olacak birini diledin. Ve an oldu birdenbire aşka tutuklandığını anladın. Onun sesine âşık kördüğüm oldun. Birlikte daha önce hiç yaşamadığın kadar güzel vakit geçirdiniz. Çok hassas bir kalbin olduğu için, ona çabuk kapıldın, ona ne kadar çok bağlandığını aslında o gittikten sonra anladın. Kalbin göğüs kafesine sığmıyordu. Mutluluk sana uzak olmaya başladı. Belki yeniden yüzündeki yaşları gelip siler diye, ağladığın günler oldu. Belki yeniden karşılaşırız umuduyla en sevdiğiniz yerlerde sabahladın. Kalbin enkaz altındaymış gibi hissettin. Şu geri kalan hayatını artık hüzünlü yaşayacağını düşündün. Âşık olduğun sesin duyamayacağın kadar uzak olması, kaldıramayacağın bir sızıdır. Yavaş yavaş sızlatır, damla damla erirsin. En zor anında sevdiğin insan bambaşka kalplerle gülümserken, sen hâlâ avutulmayı bekliyorsun. Bunu bize yapma kalbim. Kıyamadığın insanlar için değersiz olduğunu anla kalbim. Belki kabullenmek zordur. Belki ağır geliyordur, verdiğin değeri görememek. Ama kalbim, kimse üzgün olmanı ve gözyaşlarını umursamıyor. Ama kalbim acında yalnızsın, kirpik uçlarından öptüğün, başka dudaklara hapsoldu. Hadi kalk toparlan kalbim. Bizi kimseler anlamayacak, herkes bizi birkaç cümle ile avutmaya çalışacak. Kimseler acımızın büyüklüğünü göremeyecek, bizi yıpratacaklar kalbim. Toparlan kalbim hayat dilediğin gibi yaşayınca güzel. Kalk kalbim. Hayalini kurduğumuz hayatı yaşamak için savaşalım. Değeri hak etmeyenleri değersizliklerle ödüllendirelim. Seni seviyorum kalbim, seni seviyorum...