Sandığınız kadar budala değiliz: Sevdiğimiz zaman, seçtigimiz adamı her şeyin üstüne koyarız. Üstünlüğümüzde inancımızı sarsan şey, aşkımızı da sarsar.
Başucu kitabı olmaya layık.
Harekete geçirici, terbiye edici.. Günümüzde en ihtiyacımız olan şey belki de; harekete geçmek. Yazarın bahsettiği üzerinde hayli durduğu nokta, tefekkür. Ama galiba biz toplum olarak tefekkürü yanlış anlıyoruz. Boş, başkasında gördüğümüz özenti hayatları hayallerimize katıyor, bunu da belki de tefekkür sayıyor bu yüzden de harekete geçmekte zorlanıyoruz . Aslında yazarın da tavsiye ettiği gibi yüzeysel değil de derin düşünmeyi başarabilirsek daha gerçekçi hayaller peşinde koşarız ve amacımıza ulaşmamız böylece daha kolay olur.
Aslında irade terbiyesi mümkündür ve bu tesadüfi bir şekilde olmaz. Belli başlı yöntemleri, dikkat edilmesi gereken noktalar var. İşte kitapta bu yöntemler ve önemli noktalar üzerinde durulmuş.
Jules Payot bunu yaparken de başka önemli şahısların da görüşlerini katarak anlatımın etkisini arttırmış bence.
Jules Payot un doğum tarihini (1859) öğrendiğimde şunu anladım: Aslında sorunlar yıllardan beri aynı çözümler de yine aynı şekilde. Peki neden hala bu sorunlar devam ediyor? Bence kendimizi ve toplumumuzu değiştirmek için yeterince istekli olmayışımız ve yazarın da dediği gibi yeterince tefekkür edemeyişimiz, derin düşünmekten kaçışımız. Kısaca, hayatı yüzeysel yaşayışımız.
Kitapta kendimi keşfederek uygulamaya çalıştığım bazı yöntemleri görünce gerçekten çok mutlu oldum.
Son olarak iradeye hakim olmak, terbiye etmek sanıldığının aksine özgürlüktür.
Nefsin esaretinden kurtuluştur.
Özgürlüğe kanat açma yolunda adım atmak isteyenlere tavsiye olunur. İstifadeli okumalar..