Göçmen bir insan, kendi kültürel değerlerinin, ruhsal biçimlenmesinin, yaşam tarzının hoşgörüyle kabul edilmesini, özgür bir uyumun olmasını bekliyor. Devletin uyguladığı kültür politikası da eğer baskıcı, tek taraflı ise sorunun çözümünü zorlaştırıyor. Aşağılayıcı, zorlayıcı, ayrımcı tutum ve politikalar; yanlış, gelişigüzel bir iskânla tecrit edilmiş durumda kalan göçmen kitlesinin kendi içine kapanmasına yol açıyor. Kendi kökenine daha sıkı sarılması sonucunu doğuruyor.
“Değiştirdiler köylerin adını hep. Ferizdağ, Güvendik oldu. Kızöldüren, Kızgüldüren oldu olmasına ya ne kızların güldüğü var, ne de güvenlikten haberin var. İşte yol. Nesine güveneceksin? İki adımlık yol yarım saatte alınabiliyor.”