" Bir şaire aşık olma sırf şiir yazmak içinde seni terk eder." Bu satırı nerede okudum hatırlamıyorum ama hak vermemekle beraber şairliğin bu kadar basite indirgendiğini; iki satır, bol teşbih, biraz mübalağa azıcık hayal gücü ile şair ünvanına layık olunabileceğini öğrendim.Yüreğimiz; bazen öfke ile, bazen acı ile hatta en önemlisi belirsizlik ile çarpar. 'söz uçar yazı kalır' misali duygular satırlara dökülür ve duyguların sahibinin isteğine göre hayatımızda yer alır. Kimisi için Özdemir Asaf' ' ben utangaç bir kalbi taşırım geceden, sana seni sevdiğimi ölsem söyleyemem ( aklımda kalan, yanlışı affola)' satırıyla şair olabilmiştir. Kimisi için Median Saroyan ' deliliğin eşiğinde adını hatırlatıyor düşkünlüğün bana,
Her aşırılığın bir ıslah edeni vardır zira...'
Satırı ile şair olmuştur. Elbette zevkler renkler mevzusu fakat diğer herşeyde olduğu gibi şiir de, popüler kültürün anlamsızlık girdabına sürülmüştür ne yazık ki...
Ben bir okuyucu olarak bir şaire şair diyebilmek için o şairden en fazla beş kötü, en çok on iyi şiir beklerim. 720 sayfada beğendiğim , kendimi beğenmeye zorladığım on şiir oldu muhakkak ama dediğim gibi 720 sayfa bir kitaptı...
Yine de Turgut Uyar'ın Yokuş Yol'a şiirini Hüsnü Arkan'dan dinlemeniz dileğiyle...