• Ortaçağlarda Avrasya'nın memeli hayvanlarının yerini sudolapları, yel değirmenleri almaya başlayıncaya kadar insan kas gücü ötesinde başlıca “sanayi” gücü kaynağıydılar -örneğin, değirmen taşlarını döndürmekte, su kaldıraçlarını çalıştırmakta. Oysa Amerika kıtalarında büyük evcil memeli hayvan olarak tek bir tür vardı, lama/alpaka denen bu hayvanlar Andlar'da ve Andlar'ın hemen yanı başındaki Peru kıyılarında küçük bir bölgede bulunuyordu. Etinden, yününden, derisinden yararlanılıyordu, eşya taşımacılığında kullanılıyordu, ama bunlar insanların tüketeceği cinsten süt vermiyordu, sırtlarında insan taşımıyordu, arabaya da saban çekmiyordu, güç kaynağı ya da savaş taşıtı olarak asla kullanılmıyordu.
    Bu Avrasya ile yerli Amerikan toplumları arasında -son Pleyistosen Bölüm'de Kuzey ve Güney Amerika'da bu zamandan önce var olan büyük memeli yaban hayvan türlerinin çoğunun büyük oranda yok olmasından (belki de yok edilmesinden?) kaynaklanan- büyük bir farklar toplamı demekti. Bu hayvanlar yok olmasaydı çağdaş tarihimiz başka türlü gelişebilirdi. Cortes ile onun yanındaki serüvenciler 1519'da Meksika kıyılarına ayak bastıkları zaman onları evcilleştirilmiş yerli Amerikan atlarına binmiş binlerce Aztek süvarisi denize dökebilirdi. Aztekler çiçek hastalığından öleceğine hastalığa dirençli Azteklerin bulaştırdıkları Amerikan mikroplarıyla İspanyolların kökü kazınabilirdi. Hayvan gücü temeline dayanan Amerikan uygarlığı kendi fatihlerini Avrupa'yı talan etmeye gönderebilirdi. Ama binlerce yıl önce memelilerin yok olmasıyla, bu olabilecek olan şeylerin önü kesilmişti.
    Bu yok olma sürecinden sonra Avrupa, Amerika kıtalarına göre evcilleştirilmeye elverişli çok daha fazla sayıda hayvan barındırır duruma geldi. Evcilleştirilme adaylarından çoğu yarım düzine nedenden biri yüzünden elendi. Bundan dolayı sonuçta Avrupa'nın 13 tür büyük memeli evcil hayvanı oldu, Amerika kıtaları nınsa çok yerel tek bir tür. Her iki yarıkürede evcilleştirilmiş kuş ve küçük memeli türler de vardı - Amerika kıtalarında çok yerel olarak hindi, kobay, berberistan ördeği, daha yaygın olarak köpek; Avrasya'da tavuk, kaz, ördek, kedi, köpek, tavşan, balansı, ipekböceği, bazı başka şeyler. Ama büyük evcil memelilerle karşılaştırıldığında bu küçük hayvanların önemi solda sıfırdı.
    Avrasya ile Amerika kıtaları bitkisel besin üretimi bakımından da farklıydı, ama bu konudaki farklılık hayvansal besin üretimine göre daha az dikkat çekiciydi. Tarım 1492'de Avrupa'da yaygın durumdaydı. Hem tarım bitkileri hem de evcil hayvanları olmayan pek az sayıdaki Avrasyalı avcı/yiyecek toplayıcıları arasında, bugünkü Japonya'nın Ainuları, rengeyikleri olmayan Sibirya toplulukları, Hindistan'ın ve Güneydoğu tropik Asya'nın ormanlarına dağılmış halde yaşayan, komşu çiftçilerle ticaret yapan avcı/yiyecek toplayıcı küçük topluluklar vardı. Bazı başka Avrasya toplumları, bunların en başında da Orta Asya kır toplumları ile kuzey kutbunda hayvancılık yapan Laponlar ve Samoyedlerin evcil hayvanları vardı ama tarımları yok gibi bir şeydi. Hemen hemen bütün öteki Avrasya toplumları hayvancılık yanında tarımla da uğraşıyorlardı.
    Tarım Amerika kıtalarında da yaygın olarak yapılıyordu ama avcı/yiyecek toplayıcılar Avrasya'dakilere göre Amerika kıtalarında daha büyük bir yüzölçümünü kaplıyorlardı. Amerika kıtalarında yiyecek üretimi yapılmayan bölgeler arasında Kuzey Amerika'nın bütün kuzeyi ile Güney Amerika'nın bütün güneyi vardı, Kanada'nın Great Plains bölgesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında sulama tarımı barındıran küçük merkezler dışında Kuzey Amerika'nın bütün batısı vardı. Yerli Amerika'da yiyecek üretiminin yapılmadığı yerler arasında, Avrupalıların gelişinden sonra bugün artık Kuzey ve Güney Amerika'nın en verimli çiftlik toprakları ve otlakları haline gelmiş olan yerlerin -Amerika Birleşik Devletleri'nin Büyük Okyanus eyaletlerinin, Kanada'daki buğday kuşağının, Arjantin'in pampalarının, Şili'nin Akdeniz kuşağının- bulunması şaşırtıcıdır. Bu topraklarda daha önce yiyecek üretiminin olmaması söz konusu yörelerde evcilleştirilebilir yaban bitki ve hayvan türlerinin az olmasına, Amerika kıtalarının başka yerlerinden buralara gelebilecek tarım bitkileri ile birkaç evcil hayvan türünün ulaşmasını önleyen coğrafi ve çevresel engellerin bulunmasına tamamıyla bağlanabilir. Avrupalılar uygun evcil hayvan ve bitki türlerini getirir getirmez bu topraklar yalnızca Avrupa'dan göç edenler için değil, bazı durumlarda Amerikan yerlileri için de verimli hale geldi. Örneğin, Great Plains'in, Amerika Birleşik Devletleri'nin batı kesiminin, Arjantin pampalarının bazı yörelerinde Amerika'nın yerli toplumları atlar konusundaki ustalıklarıyla, bazı yerlerdeyse sığır ve koyun besleyiciliğiyle ünlendiler. O atlı ova savaşçıları, Navaho koyun çobanları ve dokumacıları bugün beyaz Amerikalıların kafasındaki Amerikan yerlisinin resmini çizmektedir ama bu resim ancak 1492'den sonra yaratılmış bir resimdir. Bu örnekler Amerika kıtalarında büyük arazilerde yiyecek üretimini sürdürmek için gerekli olup da bulunmayan şeyin evcil hayvanların ve bitkilerin kendisi olduğunu gösteriyor.
  • “Bak ipekböceği kozadan çıkarken alın teriyle ördüğü ipeği yırtıp parçalar. Bu yüzden çiftçiler ya ipeği seçerler, ya ipek böceğini. İkisini birden koruyamazlar. Çoğu zaman ipeği korumak için ipek böceğinin canını alırlar.
    Bir tek mendil için bilir misin yüz ipekböceği can verir.”
    Elif Şafak
    Sayfa 111
  • "Dinle Pir Sultan Abdal söylüyor
    Sesinde gökyüzü ve binlerce ipekböceği."
  • kitabın başlarında küçük bir çocuk gibi olan, yerinde duramayan çalıkuşuyla üzüldüm, güldüm, heyecanlandım.. kâmran'a nefret besledim. muniseyi sevdim, çok sevdim.. gülbeşekerin feride olduğunu anladığım vakit gülümsedim. munise'nin ölümüne tıpkı yavrusunu kaybetmiş anne edasıyla üzüldüm. ferideye edilen haksız ithamlarda insanlara kin besledim. ihtiyar doktorun çalıkuşuna yuva olmasına, merhametine bayıldım.. velhasıl kelam roman gönlüme fena işledi. kâmran'ın ferideyi hak etmemesine rağmen romanın sonunda kavuşması bir miktar hüzünlendirdi fakat feride'nin buruk mutluluğu gözümden yaşların akmasına sebep oldu.. iyi ki tanıdım seni ipekböceği..
  • "Ölüm tüm canlılar için bir miydi acaba, insan da dahil olmak üzere, hayvanları öldüren ölümle, yerdeki ottan yüz metre yüksekliğinde bir sequoiandendron giganteum ağacı da dahil olmak üzere bitkileri öldüren ölüm ya da öleceğini bilen bir adamla, bir gün öleceğinin farkında bile olmayan bir atı öldüren ölümler aynı mıydı acaba? Aynı ruh, soru sormaya devam etti, Peki kendisini kozasına hapseden ve kapıyı ören ipekböceğinin ölüm anı hangisiydi, bir ölümden yeni bir yaşamın doğması nasıl olabiliyordu acaba, kelebeğin yaşamı böceğin ölümünden mi doğmuştu, yoksa kelebekte yaşadığına göre ipekböceği hiç ölmemiş miydi."
    José Saramago
    Sayfa 80 - Kırmızı Kedi Yayınevi
  • İpekböceği kozasını, ipek kumaş tezgahı uğruna yapmaz ki! Kozanın karanlığında ipliğini örer durur, başka türlü edemez çünkü..
  • Kendisini kozasına hapseden ve kapıyı ören ipekboceginin ölüm anı hangisiydi? Bir ölümden yeni bir yaşamın doğması nasıl olabiliyordu acaba? Kelebeğin yaşamı böceğin ölümünden mi doğmuştu, yoksa kelebek de yaşadığına göre ipekbocegi hiç ölmemiş miydi?