İnsanların birbirleri için pek az şey ifade etmesi bende genellikle göğsümü parçalamak , beynimi dağıtmak isteği uyandırıyor. Karşımdakine geçiremediğim sevgi, sevinç , şefkat ve hazzı karşımdaki de bana sunamaz , tüm kalbim mutlulukla dolup taşsa bile, karşımda kılı kıpırdamadan duran soğuk birini mutlu edemem.
“Ben kimim? Hiçbiriyim. Biriyim, evet, ama aynı anda hiçbiri. Ve binlercesiyim, çünkü her gözde başka biriyim. Peki, gerçek ben hangisi? Hiçbiri. O zaman, hiçbir şey miyim? Hayır, her an yeniden doğuyorum, her nefeste.”
“atla suya” dedim, atladı. yüzme bilmiyordu. biz onu çıkarana dek neredeyse boğuluyordu. onu çekip sudan çıkardım diye bana öyle minnet duydu ki, ”atla!” diyenin ben olduğumu hepten unutmuştu.
“Midemi bulandırıyorlar. Halbuki düşünsene,bir zamanlar bütün masumiyetimle yüksek makamlarda oturan, güzel evlerde yaşayan, banka hesabı olan eğitimli insanların ne kadar değerli olduklarına inanırdım.”
Kapatılan, özgürlüğünü kaybeden kişinin umudu gerçekten yaşayan bir insanınkinden kesinlikle farklı türdendir. Özgür insan elbette, umut eder (sözgelimi kaderinin değişmesini, ama yaşar; herhangi bir engel aşmayı umut eder) ama o yaşar, hareket eder; gerçek yaşam onu sürekli akışı içine almıştır. Kapatılmış insan için böyle olmaz.