• Batmanlı eğitimci ve yazar olan A. Vahap Akbaş, Osmanlı Edebiyatının son dönem yazarlarıyla ilgili kapsamlı ve sadeleştirme çalışmaları yapmıştır. Ayrıca bir roman ve bir hikaye kitabı dışında şiir, deneme ve çocuk kitapları türlerinde çokça çalışma yaptığını görüyoruz. Halen üretkenleriyle çalışmalarına devam ediyor. Çalıştığı liseden de 2001'de emekli olmaktadır.
    Akbaş, en rahat bir üslupla en kıymetli şahsiyetler ve eserleri kütüphanemize çalıştırmıştır. Nabizade Nazım'ın Zehra, Samipaşazade Sezai'nin Sergüzeşt eserlerini kullanışlı hale getirirken özüne sadık kalarak hazırlamıştır. M. Akif hakkında uzmanlaşarak Safahat ile Akif'in Düzyazı eserinide üzerinde titiz çalışma yapmıştır.
    "Mehmet Akif'ten Nükteler" adlı kitabında anlaşılır ve kucaklayıcı bir üslupla Akif ile Fıkra iki kavramı yanyana getirir. Karşılaştırma, birleştirme ve ortaya çıkan fıkralar yani nükteler. Bu nüktelerle Akif'in hayatında bir üslup bulacağız. Biz bu üslupla tebessüm ile gülmeye yelken acacaz.
    Akif'in nüktelerini kavramamız için mizacını iyi bilmeliyiz. Bunun yoluda Akif'in tanıdıkları ve göz tanıklarıyla öğrenmemiz mümkün olabilecektir. Akbaş, bu konuda Akif'in arkadaşlarının Akif hakkında anekdotlar/hatıralar kaynaklarına başvurmaktadır. Eşref Edip, Ömer Rıza, Mithat Cemal, Muallim Vahyi, Ferit Kam, Neyzen Tevfik, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Süleyman Nazif, Hafiz Sami gibi hatıralarından Akif ile yaşadıkları nükteleri toplayıp Nukteden Akif başlığında toplamıştır. Sonraki başlıklar Akif'e Dair Anektodlar, Safahat'tan Fıkralar ve Akif'in Düzyazilarindan adlı başlıklarla kitabını tamamlar. Son olarak Kaynakça başlığıda vardır. Akbaş, Mehmet Akif'ten Nükteler, kitabında dört başlıkla: Akif'te nükte ile ironi kavramlarını ele alır. İkinci başlığında ise göz tanıkları olan arkadaşlarından Anektodlardan bahseder. Son iki başlık ise Akif'in Safahat kitabından nazım ile nesir şeklinde iki farklı başlık altında, Akif'in yazılarında ki nükteler ile ironik olayları derleyip bahseder.
    Akif, çok yönlü bir kişiliğe sahipti, sağlam bir iradeyle; çalışkan yönüyle toplum içinde kendine has bir yeri vardı. Eserlerinde biz bunu çok bariz bir şekilde görmekteyiz.
    Birey ve toplum bir bütün etkileşim halindedir. Bu değişmez gerçekle diye biliriz ki Akif dönemin şartlarına göre şekillendiğini ancak şaşmaz ayrılmaz bir yol çizgisinde olduğunuda görmekteyiz. Bir işaret olarak İstiklal Marşı ödülünü şahsına almayıp, ihtiyaç sahiplerine vermesi, ömrünün yarısını fakirlikle geçirmesi gibi.
    Akif,