Kendini hayalperest olarak tanımlayan kahramanımız, kitabın başında o berrak, yıldızlı, muhteşem gecelerde insanların mutsuz olmasına akıl sır erdiremez. Öyle ki "Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?" diye sorar kendi kendine. Ancak o gece yolda ağlayan bir hanımefendiye karşılaşır. Bu hanımefendiye -yani Sevgili Nastyenkacık- her ne kadar dost olma sözü verse de ona aşık olur. Ancak Nastyenka'nın öylesine ağlamasının sebebinin de tam bir yıldır aşık olduğu ve beklediği ancak bir türlü gelmeyen ve Nastyenka'yı yüzüstü bırakan sevdiği olduğunu öğrenir. Nastyenka'ya her ne kadar yardım etmeye çalışsa da kızın, sevdiğinden gelen her iyi haber için sevinçten havalara uçmasına, kötü haberler içinse içli içli ağlamasına artık katlanamaz ve aşkını itiraf eder. Nastyenka'nın beklediği kötü tepkiyi vermemesi üzerine harika bir Beyaz Gece geçirirler. Ancak gecenin devamında beklenmedik bir durumla karşılaşırlar. Ve tüm o muhteşem Beyaz Geceler geride kalır. Peki bakalım öyle bir göğün altında türlü türlü suratsız ve kaprisli insan nasıl yaşayabiliyormuş sevgili Hayalperest.