Eric-Emmanuel Schmitt’in okuduğum ikinci kitabı. İlki Mösyö İbrahim ve Kuran’ın Çiçekleri’ydi. Kitapların dili sade ama verdikleri mesaj etkileyici bence. Her ikisi de ‘Görünmeyen Döngü’ serisine ait ve serideki kitaplar farklı inançlar üzerinden insanın anlam arayışını ele alıyor. Bu kitapta da müziğin ruhla kurduğu ilişki taze bir piyano öğrenicisi olduğum için bende ayrı bir yere dokundu.
9 yaşındaki Eric’in evlerindeki piyanoya olan bakış açısı, hayranlık duyduğu teyzesinden Chopin bestesi dinlemesiyle değişiyor ve Chopin onda zamanla bir tutkuya dönüşüyor. 20 yaşına geldiğinde bir şeylerin eksik olduğu duygusuyla piyano eğitmeni Madam Pylinska ile tanışıyor ve alışılmadık bir eğitimden geçiyor. Piyano çalmayı değil de önce sessizliği dinlemeyi, doğayı hissetmeyi, kalbinin ritmini bulmayı öğretiyor Madam ona. Bu noktada zihnimde şu soru yankılanıyor:”Sanat öğrenilen bir şeyden çok yaşamın bize hissettirdikleri midir?”
Kitabın müzik teması üzerinden verdiği mesaj açık aslında: “Günlük hayatta da kimi zaman sonuçlara odaklanırken hayatın asıl anlamını kaçırabiliyoruz. Oysa bazen durup önce dinlemek gerekiyor; kendini, müziği, hayatı.”
İçsel yolculuk temalı metinleri sevenlerdenseniz yazarın diğer kitaplarına da göz atabilirsiniz.
Keyifli okumalar diliyorum.