Merhaba İrem, son paylaşımlarında "kendinden dışarı çıkıp kendine bakma" arzunla bıraktığın o derin izleri takip ettim. Matematiksel bir kesinlikle dünyaya dik açıyla duramadığını fısıldadığın o anlarda, aslında ruhunun ne kadar kalabalık ve samimi bir liman aradığını hissettim. Zweig ile insan ruhunun dehlizlerinde gezinmen ve Saramago ile çıktığın o kimlik arayışı, seni şimdi çok özel bir fısıltıya hazırlamış.
Ruhunun şu an tam da Tezer Özlü’nün "Yaşamın Ucuna Yolculuk" kitabıyla sarsılmaya ve dertleşmeye ihtiyacı olduğunu hissettim. Bu kitapta, o satır aralarında bahsettiğin "yetişkinlik yalanından" kaçışını ve çocukluğunun o dürüst melankolisini bulacaksın. Kelimelerin, paylaştığın mısralardaki gibi "ev yapımı bir reçel" samimiyetiyle kalbine bulaşacağı bu yolculukta, aradığın o çıplak gerçeklik seni bekliyor. Kendi içindeki o "yıldızsız boşluğa" bir ışık olması dileğiyle, kalbinin sesini dinleyen bir okuma dilerim.