Spoiler içermektedir.
İştahımı tamamen kapatan kitap... Okurken öyle bir depresyona sürüklüyor ki sizi dünyadan silinip gitmek istiyorsunuz. İdealist bir adamın aşkı, 1 kuruş yardıma bile gösterdiği gururlu tavır, yazar olabilmek uğruna açlıktan kıvranıp tükürüğünü tekrar tekrar yutarak karnını doyurmaya çalışması ve aynı zamanda şehrin sokaklarında sürüklenirken son raddeye gelip delirmesi size bu dünya kaynaklarını insanların nasıl da sonsuzlarmış gibi sömürebildiğini tekrar tekrar düşündürüyor. Knut Hamsun, bu kitabında aç gözlülüğün bir kişideki en tehlikeli özellik olabileceğini açlıktan kıvranan bir adamı deliliğe sürükleyerek zekice ifade etmiştir. Karakterin kitabın sonunda her şeyden vazgeçip kendini normal bir hayat yaşamaya atması artık kötülüğün, tehlikenin, deliliğin; kısacası tüketimin bitmesine, dünya için güneşin doğduğuna işarettir diye düşünüyorum. Kitabı okuduktan sonra yazarın nazi sempatizanı olduğunu duydum bu nedenle başka bir kitabını okumak içimden gelmedi... Bu kadar güzel bir kitap yazıp içerisinde dünya ile ilgili harika metaforlar, çıkarımlar bulundurabilen birinin niçin nazileri desteklediğine anlam veremedim... Konu hakkında bilgisi olan varsa bilmek isterim.