İrem Nur Ceylan profil resmi
14 okur puanı
31 Ara 2014 tarihinde katıldı.
  • İrem Nur Ceylan paylaştı.
    Benim bu dünyada bir yerim olmadı,
    Kuytu gövdemi saymazsak eğer.
    Gövdem ki varla yok arası,
    Hem varlığa, hem yokluğa değer.
    Ama yüreğim hiç solmadı.

    Bir gül koklayayım izin verin de.
    Metin Altıok
    Sayfa 265 - Kırmızı Kedi Yayınevi
  • İrem Nur Ceylan paylaştı.
    77 syf.
    ·13 günde·Beğendi·7/10
    Bu kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum ama kendime de hatıra olarak kalsın bu yazım. Bu kitap bir şiir kitabı. Tür olarak öyle geçiyor ama bence şiir kitabı değil. Şiir gibi. Nesir gibi. Öykü gibi. Deneme gibi. Bunların hepsi gibi, ara tür desek yeri: ŞİİRİMSİ. Asla başarılı bir kitap da değil. Öyle kaliteli şiir kitapları gördü ki bu gözler, buna hmm çok iyi diyemem. Lakin başarı, hissettirmek değil midir? Benim için öyle. Birhan Keskin ne yazsa okurum diyeceğim insanlardan olalı uzun zaman geçmiş. Onun kaleminde, okuruna hissettirdiklerinin farkında olup olmadığını bilmediğim, ama onu okurken hissettiklerimi onun da bilmesini istediğim bir şeyler var. Hani böyle mideniz karıncalanır, peki kalbiniz? Sizin, bazı kalemlerin kelamlarını okurken kalbiniz karıncalanır mı? Göğsümde karınca yuvası meydana geliyor benim. Yuvalarını, 12'den vururcasına, kalbimden başlıyorlar kurmaya. Sonra ben öksürmeye korkar geziyorum ortalıkta. Ya öksürür de yuvalarını sarsarsam, varsın onlar beni sarssın diyorum. Yine içimde bir yerlerde hareketlilik var. Midemde ateş yakıp marshmallow pişiriyor olamazlar. Galiba Birhan Keskin etkisi bu.

    Kitabın ilk şiiri Kargo adlı şiir. Belki 37 kere okumuşumdur. Bir şiir neden 37 kere okunur? Ben bu kitabı da 37 kere okumuş olabilirim bu süre içerisinde. Çünkü.. Söyletme işte hayat. Karınca yuvası diyorum daha ne söyleyim sana. Kışları dünyada olduğunu daha iyi anlayan bu kadının, ilkokula başlarken her gün taraması zor olur diye saçlarını kısa kestiren annesi, acaba hayatı boyunca saçlarını kısa tutacağını bilebilir miydi? İlk arkadaşı Nurcan esmer diye geceyi sevmiş misal. Lan dediğine, ağzının biraz bozuk olduğuna bakmayın. Şu incelik kimde var? Geceyi sevmek, daha güzel hangi sebeplere bağlanabilir?

    ''Anne bak ben kime yazılmış çok eski bir mektubum'' cümlesi gözümün önüne sararmış, elimde dağılmasından korktuğum, yer yer mürekebi dağılmış bir mektubu getirdi. İnsan, bir mektuptur, zamana bağlı da dağılır mürekkebi. Kırışmamız, boşunu mı sandınız?

    ''Hayat bazen katırlara sümbül vermek filandı.'' :) Evet Birhan Keskin. Hayat katırların sümbülleri bazen ezdiği, bazen çiğnediği bir metropoldür. Şaşırdınız mı? Uzun kulaklarını, beyünlerünün içüne içüne kıvıran katırlar, daha nelerin üstünde mel mel bakarak gezindiler, ah. Ya da vah. Belki de peh. Daha çok tüh. Bazen de tın. Artık en çok tın. İnsanlık olmuş vın. Ben hayatımda hiç böyle bir inceleme de yazmadımdı. Kendimi de bir farklı gördüm şimdi. Hoşuma gitmedi desem yalan olur. Ve şu an hissettiğim sarı sarı buğday tarlalarında Eti Burçak püskevitimi çaya bandırırken, ilerde gördüğüm koca asırlık çınara bakarken, derin bir iç geçirerek tebessüm ettiğim. Halbuki masamdayım. Evde. Yan komşutatlişkoloşlarımız torun seviyor. Zeytin gözlü bir kız bebek. Köpekler ve bebekler popolarını dıgıl dıgıl sallayarak yürürler. Sanırım onları bu yüzden seviyorum. Bebek severken önceden insan gibi sevmezdim. Sarılırken bebekler şaşakalırdı. Gözleri yuvalarından uğrardı gariplerin. Annem de öyle sever. Sonra dedim ki bir gün evladıma biri böyle sarılırsa... O gün bugündür insan gibi seviyorum. Da. Konu buraya nasıl geldi?

    Artık kış eski fotoğraflar gibi dediği anda bayılmışım. Belki de bayılır gibi oldum. Belki de o an şuurum kapandı. Belki de hiç bu kadar gerçeğin içinde olmamıştım. Olmuşumdur. Yalan olur olmadım dersem. Yazsam roman olacak hayatımda, neler neler gördük geçirdik. En güzel günler, babamın ellerini tuttuğum, ponpon örgü şapkalı küçük bir kızkenki kış günleriydi. Yine neden o demlere uzandı ki bu zihin. Yine Birhan Keskin etkisi. Kış artık sahiden fotoğraflarda mı kaldı? Üzülürüm..

    Koyu yeşil gözlü Zehra teyzesi ve kızı Lan Hayriş'e yazdığı öykümsü şiirimsi yazıda, birden baharın geldiği ama hüznü de içinde barındıran, güneşli bir eve gittim. O evi hiç görmemiştim. Sanırım resim kursuna gitmeliyim. 26 yaşında da insanın eli fırça tutabilir mi? Eğer mümkünse, şu kitapta uçtuğum yerleri resmetmek isterdim. Ne de güzel olurdu. An'ı dondurur, duvarıma asardım.

    Toparlamalıyım artık. Çok tuhaf şeyler yazar oldum. İnsan kendinin tekrarıdır. Ama ilk defa böyle garip bir şey yazdığım için "tekrar" şimdi uzaklarda. Mevzu en çok ne biliyor musunuz? Ruhların rengi var. Her nasıl oluyorsa, onlar birbiriyle bir ahenk içinde buluveriyorlar kendilerini daha ilk karşılaşmalarında. Öyle hissediyorum. Yaşayan şairler içinde https://1000kitap.com/yazar/Ibrahim-Tenekeci benim için bu dönemin şair-i azamıdır. Furkan Çalışkan tanışırsam yüreğim titrerse ya diye asla tanışmayacağım, en sevdiğim şairdir. Muzaffer Serkan Aydın adam gibi adam, mükemmelin karşılığı satırlarda neden daha fazla kitabı yok diye üzüldüğüm şairdir. Ahmet Telli Belki Yine Gelirim'i aklıma her geldiğinde, hele bir daha okumalı, o neydi o dediğim değerli şair. Didem Madak, saç tellerin kadar yazmadan gitmemeliydin dediğim, yürek değil merhamet taşıyan kadın. Ne çok severim onun satırlarını. Metin Altıok okuyup, adamlık ve sevmek nedir öğrenilecek insan. Gönlümün göğüne öyle süzüldü ki asil bir kuş gibi. Hangi sözle onu övebilir şu yüreğim, bilmiyorum. Son olarak https://1000kitap.com/yazar/Birhan-Keskin. Kısa saçlarında, neşeyi ve öfkeyi taşıyan, ince kadın. Varlığın ne de güzel bir bilsen. Ama yaz, daha çok. Yaz ki, şu dimağlar şenlensin.
  • 168 syf.
    Bazen düşüncelerimin bir kitabı bana çağırdığını ve kitapların gelip beni bulduğunu düşünürüm.Bu kitap da çok sevdiğim birine yazdığım mektuptan sonra geldi buldu beni ve ifade edemediğim şeyleri anlamamı sağladı.21. yüzyıl kusursuzluğun peşine düşmüş bir halde belki de gerçekten arzu etmediği şeylerin peşinden koşup duran insanların çırpındığı bir asır benim gözümde ve bu yüzden "gelecek" ,"umut" olarak görülen çocuklar da bu şekilde yetiştiriliyor.Sonrası ise temeli boş ama ya kendine çok güvenen yada varlığının farkında olmadan köşeye sinmiş bireyler çıkıyor ortaya.Kitap 6 konu (1-Hüsran 2-Kavrayamamak 3-Yanına Kar Kalmak 4- Çıkıp Gitmek 5-Tatmin 6-Deli Rolü ) üzerinden oluşturulmuş.Beni en çok düşündüren aşk ,delilik ve kavrama -anlama üzerine yazdıkları oldu.Örneğin ;hepimiz anlamak için çabalayıp dururuz ama aslolan kavrayamamaktır teziyle problemlerin çözümüne ulaşabileceğimizi ve toplumun kavrayamayan insanı aşağılayan tavrının o kişinin benliğini oluşturmasındaki tehlikeli etkisi bana "anlamadım" diyebilme cesaretini kazanmam gerektiğini düşündürmeye başladı.Tatmin olmadığımızda içimizdeki heyecanın ve arzuladığımız şeyi daha derin ve tutkulu olarak hayal edebileceğimiz fikri aklımı biraz daha karıştırdı ve seçimlerimizin ne kadar kolaycılığa kaçan bir tavır içinde olduğunu gördüm.Aşk ile ilgili düşüncelerini kitabı okurken edinmenizi isterim ama bu konuda biraz önce kitapla ilgili eklediğim alıntılar da az çok bu konuyla ilgili merakınızı celbedecektir.Freud'un düşüncelerini ne kadar benimsiyorsunuz bilemem ama yazar özellikle Freud,Lacan ve uzun süredir peşimden koşan bir yazar olan Shakespeare'in oyunlarıyla psikolojik tahlillerde bulunmuş.Shakespeare'e hala nerden başlayacağımı bilmiyorum ama bu kitap onun bir deha olduğunu tekrar gösterdi bana :) Okuduktan sonra yorumlarınızı bekliyorum.Teşekkür ederim.
  • "Tatmin hak sahipliği ile ilişkilidir."
  • "Acımasızlık konusunda başarısızlığa uğradığımız için acı çekeriz."
  • "İnsanın ne yapmış olduğunu bilmesi bilinçdışı kanıların cesaretine sahip olmaması mıdır?"
  • "Benim güçlü okuma yorumumda,güçlü okur nefret ettiği şeyi yeniden keşfetmeye çalışır ve onun dışına çıkabilmek için ipuçları arar."
14 okur puanı
31 Ara 2014 tarihinde katıldı.

İkinizin de okuduğu 2 kitap

  • Denemeler
  • Çocukluğun Soğuk Geceleri