"Paşam, biz de askeriz. Bu orduya kumanda etmiş adamız Türk neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez. Eğer Türk neferinin kaçtığını görmüşseniz, hemen kabul etmelidir ki, onun başında bulunan en büyük kumandan kaçmıştır. Eğer siz kaçtığınızın zilletini Türk neferlerine yüklemek istiyorsanız insafsızlık ediyorsunuz."
"İttihat ve Terakki'nin mümessili değilim. Fakat müsaadenizle söyleyeyim ki İttihat ve Terakki vatanperver bir cemiyet idi.
...
Çok kusurları ve yanlışları olabilir. Ancak vatanperverliği münakaşaların üstündedir."
Cevat paşa samimi bir lisanla bana sordu:
"Bir şey mi yapacaksın Kemal?"
"Evet paşam, bir şey yapacağım."
"Allah muvaffak etsin."
"Mutlaka muvaffak olacağız!"
"Paşam vaziyeti nasıl mütalaa ediyorsunuz?"
Gök gürler gibi bağırarak: "Anlamıyorum ki efendim," dedi
(ve sağ elinin şahadet parmağı ile haritada İstanbul noktasını göstererek)
"Buradaki rahatımızı feda etmemek için koskoca memleketi veriyoruz, bu ne akıldır?"