Biraz önce abim benden kitap istedi. Elindekiler bitmiş, yeni bir kitaba başlamak istiyor. Yabancı bir yazar vardı, Atatürk kitabı yazmıştı, kimdi o dedi. "Lord Kinross" mu dedim "evet" dedi. "Var mı sen de" dedi "evet var" dedim. "Verir misin" dedi "tabi ki" dedim. Kitabı kitaplıktan aldım, yanına getirdim.
Tam kitabı uzatırken "yalnız kitabın başına bir şey gelmesin" dedim.
"Gelirse alırız yenisini ne olacak" dedi.
"Hayır yeni kitap istemiyorum. Kitabımın başına bir şey gelmesin" dedim.
"Fotoğrafını çek istersen" dedi.
Kitabın son hali aklımda sen merak etme dedim. Son kez "kitabımın başına bir şey gelmesin" dedim ve yanından ayrıldım. :)
Ahahah :))) Bunlar tabi gülerek söyleniyor ama ben ciddiyim. Bir defa kitabımın üzerine su döktü o günden beri kitap istemiyordu. Hadi bakalım yeni bir şans. :))
Sizlerin kitaplarla aranızda ki bağ nasıldır bilemem ama benim sağlam bir bağım vardır. :) Kimileri okur, bağışlar, satar. Kimileri de onların varlığı ile mutlu olur. Kütüphane oluşturur.
Bu tarz anısı olan varsa yoruma bekliyorum. :)
Ben bir kere Oğuz Atay'ın Tehlikeli oyunlar kitabını tanıdığım bir abiye ödünç vermiştim, o da geri getirmedi. O günden sonra kitaplarım konusunda bencil olmaya karar verdim ve öz ablam, akrabam, kız arkaşım vs. hiç kimseye kitap ödünç vermiyorum hatta incelemeleri için kapaklarını bile elletmiyorum. İleriki yaşamımda da kitaplarımı hiçbir kimseye ve okula bağışlamayı düşünmüyorum. Bana ne