İrmik

On yedi , on sekiz yaşıma gelmiştim , delikanlılar sokaklarda dönüp bana bakmaya başlamışlardı , ben ise bu duruma sadece öfkeleniyordum . Çünkü senden başka birini hayal ederek âşık olmak , hatta sadece bir aşk oyunu içinde olmak bile , bana son derece uzak , son derece anlamsız ve yabancı şeylerdi , şeytana uyup böyle şeyler düşünmek bile benim için bir cinayet sayılırdı . Sana olan tutkum de ğişmeksizin hep aynı kaldı , sadece bedenimdeki değişimlerle birlikte o da değişmişti , daha da gelişen hislerimle birlikte daha da yanıp tutuşan , daha bedensel ve kadınsı olmuştu . Ve işte o ço cuk , senin kapının zilini çalan çocuğun o belirsiz ve acemi iradesiyle sezemeyeceği şey artık benim için vazgeçilmez bir arzuya dönüşmüştü : kendi mi sana armağan etmek , senin olmak .
Sayfa 34·Kitabı okudu
Reklam
Ben annemin tam zıddıyım ve bu sebeple, doğal olarak çatışıyoruz. Annemin karakterini yargılamıyorum, bunu yapamam. Onu sadece anne olarak değerlendiriyorum. Benim için annem, bir anne değil. Ben kendimin annesi olmalıyım. Kendimi onlardan ayırdım, ortalıkta dolaşıp duruyorum. İleride başıma neler geleceğini göreceğiz. Her şeyin nasıl olacağını biliyorum. Bir annenin ve bir kadının nasıl olması gerektiğini biliyorum ve bunların hiçbirini onda bulamıyorum. Bu durumda ona nasıl anne diyebilirim?
Büyük bir fırtınaya tutulmuştum. Evet, yabancılarla dolu, bana yabancı olanlarla dolu, uçsuz bucaksız bir denizin ortasında yalnız başıma kalmıştım.
Tüm bilge profesörler ve doktorlar, çocukların arzularının nedenini anlayamadıklarını söyler. Oysa, bu dünyada yetişkinler de çocuklar gibi davranmaktadır. Nereden gelip nereye gittiklerini bilmeden, kendi fikirlerini pek az kullanarak, bir bisküvi, şekerleme ya da bir sopayla güdülenirler. Kimse bunu kabul etmek istemez ama ben yine de bunun çok belirgin olduğunu düşünüyorum.
Reklam