Bu kitap sıradan bir kitap gibi başlamıyor… Daha ilk sayfalardan itibaren insanı rüyalar, yaşanmışlıklar ve derin sorgulamalarla bambaşka bir yolculuğun içine çekiyor.
İsa Özinan’ın kalemiyle bir yandan iş dünyasının sert tarafını, bir yandan da insanın kendi iç sesiyle verdiği mücadeleyi hissediyorsunuz. Özellikle “Lost Time” kavramı ve geçmişle kurulan bağ beni en çok etkileyen kısımlardan biri oldu.
Kitapta sadece başarı hikâyesi yok; düşüşler, sorgulamalar, manevi arayışlar ve insanın kendini yeniden inşa etme süreci de var. Bazı bölümlerde durup gerçekten düşünme ihtiyacı hissettim.
Rüyalar, işaretler ve hayatın görünmeyen tarafı üzerine yazılmış satırlar kitabın atmosferini çok farklı bir noktaya taşıyor. Kısa ama etkisi uzun süren kitaplardan biri oldu benim için.
Özellikle manevi yönü olan, düşündüren ve gerçek yaşam hikâyeleriyle harmanlanan kitapları seviyorsanız bence şans vermelisiniz.