"Şey, gelirken başka birinin adını söylersem, bu senin için sorun olur mu?" diye işte o zaman sormuştu. "Onu seviyor musun?" diye sordum istediği havluyu hazır ettikten sonra. "Evet. Çok" dedi. "Çok ama çok seviyorum. Hiç aklımdan çıkmıyor. Ama o beni, benim onu sevdiğim kadar sevmiyor. Aslına bakarsan, onun bir sevgilisi var." "Ama yine de onunla görüşüyor musun?" "Evet. Beni arzuladığında çağırıyor" dedi. "Telefonla sipariş verir gibi." Ne diyeceğimi bilemedim; sustum. Parmak ucuyla sırtımda birtakım işaretler çizdi bir süre. Belki de el yazısıyla bir şeyler yazıyordu. "Yüzüm yavanmış ama vücudum müthişmiş."
Sayfa 14
Muhabbet nedir?
“İstekleri yok etmek, bütün hacet ve sıfatları yakmak ve kulun kendisinin işaretler denizinde boğulmasıdır.”
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Alıntı
Gündelik hayatımız bir rastlantılar sağanağı altında yaşanır ya da daha kesin konuşmak gerekirse kişilerle olayların kazara bir araya gelmesiyle örtülür.
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Alıntı
Şehir benim için onu hatırlatan işaretler âlemi olup çıkmıştı.
Sayfa 159·Kitabı okuyor
Benim bilim insanı olmama sebep Kur'an-ı Kerim'dir.
Zamanında Biruni'ye neden bilim insanı olduğunu sormuş­lar, o da: "Al-i İmran suresinin 19. ayeti beni bilim insanı yaptı" demiştir. Kur'an-ı Kerim elbette bir ansiklopedi ya da matema­tik, tıp, kimya kitabı değildir ama onda, hepsine işaretler vardır. İslamiyet'te özellikle biz, Allah'ın rızasının laboratu­varlarda olduğunu kafamıza koymak zorundayız. Allah-u Teala önce mate­matiği yarattı. Kur'an'da bu var; Kamer Suresi diyor ki, "Biz her şeyi bir ölçü üze­rine yarattık." Kader de odur zaten, miktar anlamında.
Sayfa 21 - Girdap·Kitabı okuyor
Bilim/Felsefe
İşaret [293] Herhangi bir şey ile sevinenlerin en yücesi, bizatihi el-Evvel'dir. Çünkü o, yetkinlik bakımından eşyanın en şiddetlisi olduğu gibi algılama bakımından da eşyanın en şiddetlisidir. O, imkân doğası ve yokluktan münezzehtir. Bu ikisi, kötülüğün kaynağıdır. Onu hiçbir şey meşgul etmez. Hakiki aşk, herhangi bir zatın hazır bulunuşunun tasavvuru sebebiyle sevinmektir. Arzu ise, bu sevinci tamamlamaya dönük harekettir. (...) Her arzu duyan herhangi bir şeye ulaşmış olduğu için bir şeyi kaçırmıştır. Aşk ise başka bir anlamdır. el-Evvel, kendisi nedeniyle (lizatihi) âşık, kendisi nedeniyle de âşık olunandır. Başkası kendisine âşık olsa da olmasa da böyledir. Fakat ona, başkası nedeniyle âşık olunmaz. Aksine o, kendi zatı nedeniyle zatının ve pek çok başka şeyin âşık olduğudur. O'nu, onunla sevinçli olmaları ve kutsal akli cevherler olmaları bakımından O'nunla ve kendi zatlarıyla sevinçli olanlar takip ederler.
Sayfa 180
1000Kitap