• İnsanoğlunu temeli meselelere götürecek bazı işaretler bulunduğunu reddediyorsunuz. Artık sizin için kendi aşkınıza, mevcudiyetinizin hikmetine ait sorular önemini kaybetmiştir; bunların yerini eşyanın kolay değişen görünüşüne ait sorular almıştır .
    İsmet Özel
    Sayfa 33 - Çıdam Yayınları
  • O yitik gözlerine kızıl işaretler bıraktım,
    deniz gibi çalkalanır bir fenerin dibinde.
    Pablo Neruda
    Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası
  • 392 syf.
    ·Puan vermedi
    Psikolojik derinliği olan bir roman Yalnızız!
    Farklı karakterlerin bir araya geldiği ve bu karakterler üzerinden ruh tahlillerinin, psikolojik çözümlemelerin, çok isabetli tespitlerin yapıldığı; ayrıca Samim'in kurguladığı ideal bir ülke olan Simeranya ve bunun üzerinden örnek bir toplumu anlattığı tekrar dönüp okumak için bolca işaretler koyduğum bir eser.
  • Tutku, beklenmedik olanın verdiği heyecanda, ateşle hareket etme isteğinde, bir hayali gerçekleştirmeyi başaracağı kesin olarak bilmekte. Tutku, hayatımıza kılavuzluk eden işaretler gönderir ve ben de bu işaretleri çözmeyi bilmeliyim.
    Paulo Coelho
    Can Yayınları
  • Gökkuşağı, çıplak gözümüzün görebildiği renk titreşimlerinin sınırını belirleyen kırmızı ve mor arasındaki renklerden oluşur:
    Bir başka deyişle, insan gözünün çıplak olarak, herhangi bir araç kullanmadan algılayabildiği renklerin tümü gökkuşağında vardır.

    Eskiler, ‘alâim-i semâ’ derlerdi gökkuşağına.
    ‘Alâim’( ikinci â, kağıt sözcüğünde olduğu gibi ince okunur), alametler demek; yani işaretler, nişanlar.
    ‘Semâ’ da,gökyüzü.
    ‘Alâim-i Semâ’, gökyüzünün nişanları anlamına geliyor.
    Ama ‘alâim- i semâ’nın bu anlamı, sadece sözlük karşılığı kelimelere göre.
    Oysa ‘alâim’in, yani alametlerin, Arapça’da kullanımının bir başka anlamı daha var. Alâmet sözcüğü ‘mucize’ anlamına da geliyor.
    Yani alâim, ‘mucizeler’ biçiminde de anlaşılabilir.
    Böylece eski dilimizde gökkuşağı karşılığı olan ‘alâim-i semâ’ , ‘göğün mucizeleri’ anlamına geliyor.
    Ne kadar güzel değil mi.
  • Çağımızın en ağır basan özelliği, tüm insanları bir bakıma göçmen ya da azınlık haline getirmek değil mi? Hepimiz köklerimizin dayandığı topraklara hiç benzemeyen bir evrende yaşamaya zorlanıyoruz. Hepimiz başka diller, başka ağızlar, başka işaretler öğrenmek zorundayız.
  • 141 syf.
    ·29 günde·Puan vermedi
    Mir’atü’l-Memalik’ten Günümüze
    “Merhaba” demenin içinde saklı bir sevincin huzurunu ancak ayakların yorgunluğunun altında kalmış bir seyyah bilir. Anıları anı yapan yeni bir dünya yani farklı bir kent sokağına, pazar alanındaki satıcıya, tüccara merhaba demek... Seyyah, gözü uzak diyarlardaki; bir mimari yapının sütunlarında ki gizli güzelliklerdedir. Yerinde durmak onun için hayatın durduğu yerdir, lakin o seyyahtır zaman ile mekânın boyutlarında gezer. Çılgınlığın doruk noktasında, çılgınlığı farklılık peşinde koşan bir çift ayak, bir çift gözü vardır. Kimsenin göremediği, fark edemediğini görüp fark etmesi bir ve tek olan kuralıdır.

    Her seyyah birbirinin takipçisi olmuşlardır; kendi lisanı hal içinde kendi ayak izlerinin devamı olup coğrafyalarda gezinip yeni dünyalar keşfetmişlerdir. Gittikleri yer hakkında; renk/şekil yani kültür, din, örf, gelenek ve adetler getirmişlerdir. Bu seyahat yolun yolcularından en önemlilerinden Seyit Ali Reis’tir. Mekân cennetin bıraktığı “Mir’atü’l-Memalik” adlı eseri seyahatname alanında önem arz etmektedir. Kültürümüzde; Evliya Çelebi, Piri Reis, Nabi, Yirmi Sekizinci Mehmed Çelebi; Arap kültüründe İbn Battuta, İbn Fazlan; Batı kültüründe ise Marco Polo, Pierre Loti, Gerard De Nerval, Edmondo De Amicis, Salomon Schweigger velhasıl uzun yolların yolcuları olan bu seyyahların adlarını uzun uzun yaza biliriz.

    1968’de Konya’nın Sille’de doğan, azimli olan akademisyen-yazar Prof. Dr. Mehmet Azimli’nin gezdiği yirmi ülke elliden fazla şehri “Benim Gözümle “Coğrafyalar”” adlı gezi kitabıdır. Yazarın diğer birkaç kitabı şunlardır: “Siyeri Farklı Okumak (Ankara 2015-yedinci basım), Dört Halifeyi Farklı Okumak-1 Hz. Ebu Bekir (Ankara 2015-üçüncü basım), Dört Halifeyi Farklı Okumak-2 Hz. Ömer (Ankara 2015-üçüncü basım), Dört Halifeyi Farklı Okumak-3 Hz. Osman (Ankara 2015-ikinci basım), Dört Halifeyi Farklı Okumak-4 Hz. Ali (Ankara 2015-ikinci basım), ve toplamında yazarın şuanda on dört kitabı mevcuttur. Dikkat edilirse kitaplar daha çok biyografik türdedir. Azimli, üniversite yıllarında ilmi kitaplar yanında biyografik kitaplara da yönelmiştir. Ve tutkusu “insan tanıma merkezli” öğrenme, araştırma yolunda mücadele etmiştir. Bu konuda Peygamber Efendimiz (sav) baş tacı olmuştur. “Mesleğim, “Hz. Peygamberi (sav) tanıma” demek olan siyer ilmiydi ve yine bir şahsın hayatıydı.” (s.11) Azimli, bu mesleği bir içgüdüye bağlayarak ta lise yıllarında başladığını belirtir.

    -El-Firdevsu’l-Mefgut-Yitirilmiş Cennet-Endülüs

    Endülüs, İber Yarımadasındaki, bugünkü İspanya Portekiz ülkelerinin bulunduğu coğrafyanın adıdır. İslam’ın ilk yüzyılında Emevi Devleti’ne başlı birliklerle, bir berberi kumandan olan Tarık Bin Ziyat önderliğinde fetihler yapılmış ve başarılı olunmuştur. Söylenir ki Tarık Bin Ziyat fetih zamanında geri dönmemek için kendi gemilerini yakmışlar ve ölümüne bir cihat yapmışlardır. Bu konuda tarih adaleti hep tecelli eder ve böyle kahramanları tükenmez kalemlerle yazılır.

    Kitap, “Bir zamanlar İspanya’da Müslümanlar varmış” diye başlar. Azimli’nin gezileri genelde bir grup akademisyenin bir rehber eşliğinde önemli tarihi yerlere yapılan gezilerdir. Kitapta kalkış yeri/zamanı yer yer bildirilir. Rehberin başından gecen olayları Endülüs başlığındaki bu bölümde yazar hep bahsetmiştir. Bir tanesi şöyledir: “Bir otobüs yolculuğu molasında içki içen yaşlı bir amcaya ne için içtiğini sorar. İspanyol amca, rahatlanmak için içtiğini, ancak dedesinin küçüklükte öğrettiği bir şarkının onu içkiden daha çok rahatlattığını söyler. Şarkının ne olduğunu soran rehberimize yaşlı amca şarkı olarak bildiği “Fatiha” suresini okur. Şaşkına dönen rehberimiz, Fatiha’nın ne olduğunu anlatınca şaşkınlık sırası bu sefer yaşlı amcadadır. Dinleri zorla değiştirilen Marisko’ların (Müslümanlığı gizlice yaşayan Endülüslüler) direnme başarılılarının biride bu olmalıdır. Derin kodlara ince ince işlenmiş belki de bir gün ortaya çıkacağı düşünülen işaretler.(s.17) Azimli, gezi sırasında orda yaşayan rehberlerinden duyduğu buna benzeyen birçok hikâyeyi kitabında anlatmıştır.

    İspanya’daki son Müslüman devlet olan Beni Ahmer Devleti 1492’de yıkılınca yedi yüz seksen bir yıllık İslam egemenliği son buldu. Endülüs Medeniyeti çağını ve sonrasını her yönüyle etkili olmuştur. O dönemlerde Fransa’ya ilim öğrenmeye giden bir öğrenciye, “yanlış geldin Endülüs’e git, ilim ordadır” şeklinde sözlerin söylendiği dönemlerdi.(s.27) Bu dönemde dünyanın en büyük kütüphanesine sahip olan Endülüs Medeniyeti, bu yıkımla kütüphaneler yakılmış, mimari eserler yıkılmış, Müslüman kadın çocuk öldürüldü ve üç yüz bin kadar insan sürgün edildi. Azimli, İspanya gezisinde işkence yapılan yerleri gezerken kullanılan aletlerden de bahseder. Okuruna bir zamanlar yaşanmış acı ama gerçekleri betimlemeye çalışır.
    Öksüz Bırakılan Bir Coğrafya: Balkanlar

    Azimli, Balkan topraklarına olan gezisini Saraybosna’da yaparak başlar. Srebrenica katliamından bahseder. Sırpların yaptıkları vahşi katliamlarını gizlemek için yakıp parçaladıkları cesetleri kimsenin bilmemesi için farklı yerlere gömmüşlerdir. Bir hakikattir ki “Mavi Kelebekler” masum öldürülen Bosnalıların ahlarını Sırpların bu oyunlarını bozarak göstermişlerdir. Mavi bir kelebek sadece toplu mezarların olduğu yerde çıkan ve yetişen mavi bir çiçeğe konuyormuş ve sadece bu mavi çiçeği takip ediyormuş.(s.40) böylece gizlenmek istenen bir katliam ortaya çıkıp o dönemde katliam yapan Sırpların ne derecede bir vahşi olduklarını göstermiştir.

    “Beni askerlerimin arasına gömün” diyen Aliya İzzetbegoviç; bir başkomutan, son yüzyılın şaheser portresi, imanıyla küfrü yenen bir iman örneği, bilgeliğiyle gönüllere taht kurmuş bir bilge kral. Şimdi Osmanlı döneminden bu zamana kadar şehit olmuş, şehitlerin şehri kabristanında mütevazı bir yerde, hak ettiği yerde huzuru İlahide yatmaktadır. Savaş süresinde bin tane cami yakılıp yıkılırken İzzetbegoviç, “bize yakışmak” diyerek bir tek kilisenin yıkılmasına izin vermemiştir.
    Kitabın diğer kısımları ise Fas, Azerbaycan, Kıbrıs, Amerika, Batı Avrupa ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerine yapılan seyahatler bölüm bölüm, başlık başlık anlatılır. Okuyucu dilin rahatlığında kendini çağlayıp akarken görür, bu rahatlığın hızına kapılırken kıtalardan şehir merkezlerindeki insanların toplum içindeki gündelik alışkanlıklarına iner.

    Azimli, gezip gördüğü şahit olduğu olaylara bir akademisyen gözüyle bakar ve ahlak terimi üzerinde durarak tespitler yapar. Kitabın son kısmında ise “EK” bölümünde “RESİMLER” başlığı adı altında yirmi altı fotoğraf bulunmaktadır. Kitabın yazarı olan Mehmet Azimli ile iletişime geçmek için email adresi: mehmetazimli@hotmail.com ‘dür.

    Vesselam

    Mehmet AZİMLİ
    Benim Gözümle “Coğrafyalar”
    Mana Yayınları
    Ekim 2015
    1.Basım
    Sayfa: 142
    3 Şubat 2016 Çarşamba
    20:29:06 Aydın