• ”Karanlıktaki ışığı çözme derdindeyim hocam.
    ...
    Sevgiyi ararken daha kaç kalp kıracağız, barış yolunda ne ölümlere merhaba diyeceğiz, kaç savaş çıkacak bi tutam neşe için onu bulma arzusundayım..”
  • Meluli’nin adını ilk defa bir Edip Akbayram şarkısında duymuştum. Şarkının adı Bize Yazıktır. Şarkı şöyle bitiyor;

    ...Meluliyim yardan yaylaya bakma
    Ahdu peymanını elden bırakma
    Körlerin önünde hey hey çıranı yakma
    Görmezler ışığı canım gaza yazıktır...

    Bu sözlerdeki estetik, mana alemindeki derinlik insanı ürpertiyor. Meluli ile ilgili bir şeyler ararken bu kitabı buldum. Kitabın şu an baskısı var mı bilmiyorum ama, o zaman çok zor bulduğumu hatırlıyorum. Kitapta Meluli’nin hayatı anlatıldıktan sonra şiirleri/deyişleri verilmiş.
  • Allah C.C aramak
    İnsan doğduğu andan ölümüne kadar ve belki öldükten sonra da bir tekâmül yolu izliyor. Bazi insanlar farkında bazilariysa değil tekâmül yolunda bir cok sinavlar çileler kayiplar yenilgiler kazanclar ve bircok olasilik var maneviyati sevenler icin bu satırlarım bazen maneviyata nasil girdiginizi bilemezsiniz birden icinde bulursunuz kendinizi cok seversiniz bağlanır hatta aşık olursunuz maneviyata ve allah cc aramaya yola koyulursunuz dagda tasta toprakta su da yapilan ve yaptiginiz her iste onu hisseder gorursunuz isaretleri takip eder ve gozlerinizi kapatip ic dunyanizda acarsiniz büyük bir yolculuga başladınız şuan ve sakin vazgecmeyi denemeyin vazgecenler kaybedenler sabreden savasanlar kazananlardir ben inaniyorum ki öldükten sonra da ruhlarin tekâmül yolu gorevleri var dünyayı iyilikte tutmak gibi cunku ölüm bir son degil bir başlangıçtır bu yüZden tekâmül yolu devam etmelidir en iyisini allah cc bilir. Dunya bir duzen icinde dönüyor sen varsin ve tek ve ozelsin senden baska kimse yok senin seklinde genlerinde yaratilan sen ilahi duzenin bir parcasisin allahi ararken bu yolda bunlari unutmadan yola devam et, et ki dunya daha iyi frekansa iyilige isiga dogru gitsin ne kadar kotuluk cok ise iyilikte ondan daha fazla olacak ve kotuluk karanlık gunes ile isikle kaybolmaya mahkum oalcaktir Allahin izniyle maneviyat zor ama zevklidir insanlara seslense idim isaretleri takip etmelerini allahi dinlemelerini hep kendilerinin konusmamasi gerektiğini susma lâl sayesinde cevap ve isaretlerin kalbe akacagini düşünüyorum ben bu ilahi duzeni var olmayi maneviyatı butun yaratilmislari seviyorum sevgi butun kapilari acacak olan anahtardir ...

    Kalbinizdeki ışığı yakın ve o isiginiz hic sönmesin bir kiliseye giren mum yakan bir hristiyan, camiye girip eline tesbih alan bir müslüman ve bir sinagog girip dua eden yahudi gibi yureginiz akliniz ve ruhunuz isikla dolu allaha ellerini acip tıpkı yakaran bir sevgi seli sevgi yagmuruna donusup goklere çıksın
  • Kitap Tolstoy un kendini, inancını, dini, yaratıcıyı, yaşamın önemini, dengeyi, doğruyu, ışığı vs aramasını, ararken kayboluşunu, ruhani bunalımlarını, defalarca kez intihardan geri dönüşünü anlatıyor.

    Zenginlik ve konumun kendini tatmin etmemesi, çocukluğundan beri inandığı dinin, gerektirdiği inanışın, yaptığı ritüellerin yavanlığından, anlamsızlığından, aradığı şeyi bulmaya çalışırken girdiği depresyondan tutun; aradığı huzuru bulduktan sonra yaşadığı ruhani değişime kadar herşeyi anlatıyor.

    Her zaman ki gibi ilk başlarda cümlelere adapte olmakta biraz zorlandım. Sonrasında taşlar yerine oturdu tabi.

    Kitabı okurken şunu düşündüm: "Keşke diğer yazarlarda Tolstoy gibi hayatının bir kesitini bizlere sunsa!" Bazı yazarların kitaplarını okurken kendilerinden bir parça bulabiliriz evet, ama bu itiraflar çok daha farklıydı.

    "Itiraflarım " I ben çok beğendim.
    Zaman zaman altı çizili cümleleri açıp okuyabilirim. Hadi durmayın sizde okuyun :)
  • Doğruluk yolunu ararken;
    içime doğacak bir umut ışığı
    Doğruluk yolumu aydınlatırken,
    Edep dunyami güzelleştiren
    Mutluluk yaşamima gelen gülün edebindendir.
  • SPOİLER İÇER(EREBİL)İR

    Gel gidelim içelim,
    Rey şarabından içelim!
    Şimdi içmezsek onu,
    Ya ne zaman içelim?

    Mavi gündüzsefaları, sisli ve puslu karanlığa ışık tutan bir melek, iki mayısböceği, yaşlı ama çevik bir ihtiyar, majozist bir sis, kendini ararken dağılan, bulduğu koca bir kalabalık imgeler, simgeler. Uyku ile düşün karışımı bir uyanmışlık. Portreleriyle hayat bulan bir kalemdan, bir ceset ki gözleri ardına kadar açık, çürümüşlük ama bir o kadar aydınlık, hayatta ki tüm manalar ona bahşedilmiş, acı çekmenin verdiği özgürlük, bu özgürlüğün getirdiği dinginlik, sevinç. hiçbir şey yeni değil ama artık eski de değil, bir cenaze arabasının arkasında bir adet ruh bir adet bavul ve gittikçe ağırlaşan bir ceset, bedel ağır cepte iki kıran'la bir abbasî, testiler, reyler.. düşler, düşüşler... Bin yıl önce çiniye bir silüet işleyen ressam bin yıl sonra portrede hayat bulduran bir kalemdan. Aynı hisler, aynı yaşanmışlık, tutkular hakim ufacık bedenlere. belki arşa değecek nitelikleri açısından. Ufacık bedenlerin de gölgeleri bir o kadar ufak değerdi yeryüzüne. Karanlık ışığı ancak ışık vazgeçtiğinde döver ama su farklıdır. Su her zaman ateşi yener, bilhassa karanlığı da. Karanlıkta ancak ateş söndüğünde döner. Beyin de düşüncelerin oluşturabildiği kalabalıkları dağıtan afyon. Zihni sadeleştirebilen, yalınlığa kavuşturabilen soylu bir duman. Mutluluk aslında soyut düşünebilmekti. Tüm o sesler dağılınca geriye sadece kalbinin sesi kalır ve onu duyabiliyorsan özgünsün, özgürsün..

    Kitaba ilk başladığımda Sadık Hidayet'in ruh halini, düşüncelerini okuyorum zannettim. Çok sevdiği, umutlarının merkezine koyduğu İran'ın düzelmeyeceğini, düzelemeyeceğini eniştesinin katledilişiyle anlamış ve intihar etmişti. O sebepten bu eserde onu bulurum diye ümit etmiştim. Ki çoğu noktada buldum. Kitabın son sayfalarında Bozorg Alevi'nin biyografisinde, Ömer Hayyam'ın Sadık Hidayet'in dünyasında ne denli etkiler, izler taşıdığını görebildim. Kitabın çoğu kısmını ayakta okudum. :) Farkında olmadan saygıdan ayakta okumuşum kitabı. Okuduğum en güzel 5 kitaptan biri bu diyebilirim.

    Öğrendiğim bir kaç kelimeyi de sizinle paylaşayım:
    Butimar: Denizin kuruyacağını düşünerek hiç su içmeyen kuş.
    Gündüzsefası: Yalnızca gündüz açan diğer adıyla kahkahaçiçeği.
    Kıran: Eski İran parası
    Rey: İran şehri