• 400 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10
    Allah'ım! Sabahlara kadar uykusuz kalıp nöbet bekleyerek beni korumaya çalışan Ebû Eyyûb'u sen de dünya ve ahirette koru." diye dua etmiş Hz. Muhammed (s.a.v).
    •••
    Okurken bol bol not aldığım, araştırdığım, kaldığım yerden ertesi gün hevesle devam ettiğim kitapları seviyorum. Mihmandar bu anlamda bana çok şey kattı. Eyüp Sultan -gerçek adı Halid- gibi büyük bir zat ve o dönem hakkında kayda değer bilgiler edindim diyebilirim.. Hadisler eşliğinde Medine'den Konstantiniyye'ye kadar uzanan yolculuğun Bizans surlarında biten hikayesini okurken kendinizi müslüman ordusunun içinde Hamed (Altın Çekirge), Genna ya da Kallinikos'a eşlik ederken bulabilirsiniz.
    İskender Pala'nın üslubuna aşina olanlar bilir zaten, kitap gayet akıcı bir dille yazılmış. Bolca karakter ve yan karakterlerin de ilgi çekici hikayeleriyle dolu. Ben okurken sıkılmadım, tarihi roman sevenler için tavsiye edebilirim.
  • Ehl-i sünnet itikadı, sana önce, lazım olan,
    Yetmişüç fırka var, amma, Cehennemlik geri kalan,
    Müslümanlar, hep sünnidir; cümlenin reisi Numan,
    Cennet ile müjdelendi; imanda bunlara uyan.

    İtikadı sağlam edip; sonra İslamiyet'e bağlan,
    İslam’ın beş şartını yap; haramlardan sakın heman,
    Bir günahı işler isen, tevbe et, kaçırma zaman,
    Kim ki uymaz İslam'a, bir gün olur, elbet pişman.

    Dinsize sakın aldanma, mahvolursun sen de, aman,
    Tatlı söze inanırsan; olur sonra, halin yaman,
    İkiyüzlüler çoğaldı: dışı melek, içi yılan,
    Tuzağa düşürmek için; dost görünür, hem de candan.

    Herkes kendin haklı sanır: Kötü der, bana uymayan,
    İslamiyet terazidir, odur haklıyı ayıran,
    İslam'a uymayan bil ki; doğru yoldan sapık insan,
    Bu söze inanır elbet: Tarihi iyi anlayan.

    Neden doktora koşuyor; herhangi bir yeri ağrıyan?
    Çünkü ölmek sevmez kimse; her şeyden daha tatlı, can,
    Sonsuz yaşamak arzusu; bende yoktur, var mı diyen?
    Ölmek, yok olmak değildir; kabir hayatına inan.

    Cennet sonsuz, Cehennem de; haber verdi, bunu Kur’an,
    Sonsuz dertten sakınmalı; hatta olsa da, bi güman,
    Buna inanmayan da var; yarasa kaçar ziyadan,
    Karga çöplükten tad alır; bülbüldür, gülü arayan.

    İslam’ı elbet sevemez, nefse, keyfe düşkün olan,
    Bu ikisi, bir olur mu? Ayrıdır iyi, fenadan,
    Müslümanlar, hakkı tanır, her mahlûka eyler ihsan,
    İmansızlar, yılan gibi; lezzet alır can yakmaktan.

    Aman ya Rabbi elaman; ne müşkülmüş ahir zaman,
    Din bilgisi unutuldu; pek azaldı namaz kılan,
    Mason olanlar, sinsice; dini yıkmakta her yandan,
    Komünistlerde işkence; Müslümana ölüm, zindan.

    Bugünkü şaşkın halleri, eylemişti, Resul beyan,
    Demişti: (Bir gün gelecek; garip olur, bana uyan,
    Her evde, çalgı çalınır; işitilmez olur ezan,
    Âlim bulunmaz bir yerde, cahillere kalır meydan.

    Müminler, olur zavallı; kâfirler, sanki Süleyman,
    Kadına uyar her erkek; olur evde hâkim, zenan,
    Yüksek binalar yapılır; kelp dişi gibi apartman,
    Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan.

    Zekâ, çok şey bulursa da; gaflet, gitmez insanlardan.)
    Birgivi kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan:
    Kıyamet alametleri, çıkar, birbiri ardından,
    Alametlerin meşhuru, sarhoş olur; pek çok kesan.

    Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan,
    Zâlime ikram olunur, kurtulmak için beladan,
    Hayâsızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan,
    İnsanların en alçağı, Moskova’da okur ferman.

    Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan,
    Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan,
    Çok methedilen kimsede, bir zerre bulunmaz iman,
    Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan.

    Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan,
    Kadınlar dar libas giyer, hep açılır baldır, gerdan,
    Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan,
    Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan.

    Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar bin bir yalan,
    Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan,
    Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan,
    Emir-i maruf unutulur, fısk emir eder şaklaban.

    İslamiyet kötülenir, haram işlenir her yandan,
    Müslümanlık lafta kalır, ses için dinlenir Kur’an,
    Mümine gerici denir, kayrılır mürtet olan,
    Bunların hepsi muhakkak, olur kıyamet kopmadan.

    Büyük alamet Deccal’dır, çıkacağı yer, Horasan,
    Sonra, Şam’daki Camie İsa inecek semadan,
    Bir hadiste buyuruldu, (Kızım Fatıma evladından,
    Babası Abdullah olan, Mehdi adında bir civan.

    Çıkıp dine kuvvet verir, cihana yayılır iman,
    İsa aleyhisselamla, birleşerek ol pehlivan,
    Deccalı da öldürürler, dünya dolar adl-ü eman,
    Yecüc Mecüc adındaki, kavim çıkar set ardından.

    Sayısı milyonlarcadır, her tarafta dökerler kan,
    Dabbet-ül-arz çıkar sonra, Mekke’de Safa altından,
    Dağ kadar bir hayvandır, ayırır iyiyi fenadan,
    Daha sonraki alamet, güneş, doğacaktır garptan.

    Kâfirler bunu görünce, imana gelecek ceman,
    Fakat kabul olmaz artık, doğru yola gelen mihman,
    Alametlerin biri de, Aden’den çıkan bir duhan,
    Kâbe’yi yıkacak hem de Habeş renkli birkaç yaban.

    Yeryüzünde kalmayacak, büyük nimet olan Kur’an,
    Müslümanlar hep ölecek, yaşayacak Ehli tuğyan,
    Her kötülüğü yapacak, insan adlı canaveran,
    Lakin Hicazdan bir ateş, verip herkese heyecan.

    Şaşkın, azgın dolaşırken, kıyamet kopar na-gehan,
    Daha neler olur, amma söyleyemez onu, lisan.)
    Ne hazindir, ne yazıktır; Mabut oldu, falan filan,
    İlahi, sen korumazsan, olur hep sonumuz giryan.

    Bu irtidat modasında; işimiz suç, günah, isyan,
    İnsanlar, yolu şaşırdı; gemisin kurtaran kaptan,
    Etrafımın zulmetinden, beni de kapladı nisyan,
    Ömür geçti, pek süratle, uyan gönül, artık uyan.

    Hep, bu dünyaya çalıştın; ahiretin oldu ziyan,
    Düştün bedenin peşine, kalbini eyledin viran,
    Akla, ilme hiç uymadın; nefis oldu, sana kumandan,
    Geçti gençlik, hep gafletle; dünya hırsındasın elan.

    Nasihat hiç dinlemedin; yoldan çıktın, sanki sekran,
    Dünya zevklerine daldın; şimdi halin ah-ü figan,
    Hainler aldattı seni; sandın sonsuz bu deveran,
    Didinmeler, boşa gitti; yar olmadı, servet saman.

    İslam'a uyan kimse, anladım olur şadüman,
    Ne yazık, ömrü uçurdum, yeis çöktü, her taraftan,
    Keşke, Kur’ana uysaydım; olurdum, ebedi sultan,
    Dünyaya malik olsa da; kalmıyor insan bi payan.

    Hani Dara ve İskender; hani Roma, hani Yunan?
    Hani Nemrud, hani Firavn; hani Karun, hani Haman?
    Hani Cengiz, hani Hitler! Nesi kaldı, zikre şayan?
    Edison, Markoni, Pastör, ahirette bulmaz ihsan.

    Dünyaya fayda verenler; sanma olur, kamil insan,
    Yılandan tiryak yapılır; zehir olur bazen derman,
    Sakın bakma görünüşe, insanın kemali, iman,
    İman eden, tembel olmaz; çalışınız! Diyor Sübhan.

    Tembeli ve gericiyi; zem etti Nebiy-yi Zişan,
    Bir hadiste buyurdu ki (Rabbe mahbubdur, çalışan!)
    Ruhu da, düşünmek lazım; hep bedeni besler, hayvan,
    Bu bedenin sağlamlığı; geçer, sanki ab-ı revan.

    Evet, beden lazım, çünkü odur, ruhumuz taşıyan,
    Her birin korumak gerek, böyle olmalı, Müslüman,
    Nebiyullah, boş durdu mu? İyi düşün, eyle izan,
    Eshabın hepsi olmuştu; sulhta üstat, harpte aslan.

    Bunları bildiğim halde, nefse uydum, halim lerzan,
    Günahlardan sakınmadım; böyle mi olurdu şükran?
    Hilmi ümidini kesme, Rabbinin ismidir, Rahman,
    İlahi imdat et bize; etrafımız sarmış düşman.

    Kitap, gazete, film, radyo; olmuş hepsi birer şeytan,
    Bunlar doğruyu gösterse; olur idi, hepsi burhan,
    Bilgi, fen kaynakları da; niye acep, böyle hüsran?
    Yeni fizik, modern kimya seni gösteriyor, her an.

    Her zerre diyor, Allah var; atomdan ta be asuman,
    Fakat bunları gören yok; kalplerden silinmiş irfan,
    Hakka inat edenlere; olur dünya elbet zindan,
    Avrupa, Amerika hem; Asya’da da, niçin buhran?

    Çünkü Hakkı görmüyorlar; kafalarını sarmış duman,
    Maddede yükselmiş amma; haberi yok insanlıktan,
    Rahat, huzur beklenir mi komünizm ve masonluktan?
    Saadete kavuşamaz; İslamlıktan uzaklaşan.

    Moskova radyosu her gün; dine çattı, bu Ramazan,
    Çok alçakça, pek namertçe; İslam’a eyledi bühtan,
    Küfür, devam ederse de; zâlimler kalkar aradan,
    Zâlime imhal ederim; ihmalim yok! Dedi Yezdan.

    Müslümanlar üzülmesin; Kuranı hıfz eder Deyyan,
    Tarihte hep böyle oldu; küfürde geldi, Peygamberan,
    Dünyayı zulmet basınca; doğar idi şems-i taban,
    Şimdi de hidayet şemsi; doğacak, Anadolu’dan.

    Hidayete ermek için; Habibullah, verdi imkân,
    Habib ne demek? Düşünse; kemalini anlar, insan,
    Ya Rab! Büyük nebidir O; köleleri, olur sultan,
    Bir kalbe sevgisi dolsa; eder envar, ondan feyzan.

    Niye görünmüyor o şems? Âmâ olmuş, bütün cihan,
    Sonsuz nimet, büyük şeref; Onu sevmekte, bi güman,
    Onun sevgisine vallah; malım, canım olsun kurban,
    Şekerin tadını bilmez; ağzına koymayan bir an.

    Günahkârım, yüzüm kara; fakat kalbim, aşkla leman,
    Aşk ile pek çok yaş döktüm; şahittir, hak-i Erzincan,
    Bu sevgi, cürme son verdi; halim oldu, nale figan,
    Bilinmez son nefes, amma; saadete budur nişan.

    Nimet, Onu sevmek imiş; oldu bana şimdi ıyan,
    Habibin yanında olsun; bu aşkı bizlere sunan.
  • 252 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Göbeklitepenin yaşının ve gizemin hala netlik kazanmadığı ve en popüler oldugu dönem de çokça göbeklitepeyle ilğili kitap okuduktan sonra Akşam Yıldızı konusu ,kadim dinler ve mitolojinin harmanlandıgı bu kurgu beni çok etkilemedi.
    İskender Pala kalemini sevmeme rağmen, okudugum kitapları içinde beni tatmin etmedi diyebilirim
  • “Evet o benim, aşkınla çıldırıp Leylâ adını bütün dünyaya duyuran Mecnûn. Benim o, ben Kays... Hani okula gitmiştik birlikte de, hani birbirimizi okumuştuk kitap diye. Hani mektuplarını bulutlar, kokunu seher yelleriyle göndermiştin bir zamanlar bana. Hani senin uğruna savaşlar çıkmış, benim olmanı isteyen Nevfel ile senin olmayı isteyen îbn Selam'ın bahadır yiğitleri kanlarını akıtmışlardı kızgın kumlara. Hani en sonunda hiç kimsenin olmadığı bir yerde, üzerinde kefen ile randevu vermiştin bana da, daha bedenin soğumadan gelip yetişmiştim yanına. Hani adımıza âşıklar yemin eder olmuşlardı. İşte o benim, Kays, senin mecnûnun, uğrunda çıldıran Kays! Yokluğunda geçen asırlar boyunca,

    Ger ben ben isem nesin sen ey yâr”
    “Versen sen isen neyim ben-izâr

    deyip içimde yaşattım seni. Biliyordum, benim için yaşayacağını, benim için yaşatılacağını ve bir gün bana geleceğini biliyordum. Hoş geldin gözümün nuru, hoş geldin sevincim, ilkbaharım!.. Aşkım, ruhum ve gözyaşım, hoş geldin!..”
  • 96 syf.
    ·3 günde·7/10
    Aristoteles, hocası Platon'un vefatından sonra Büyük İskender'e hocalık yapıp Atina'ya döner ve hocası Platon'un Akademia'sında başa getirilmemesinden ötürü Lykeion'u kurar. Kurduğu bu Lykeion'da öğrencileri, Aristoteles'in derste anlatırken tuttuğu ders notlarından oluşan kitaplarla tanıdığımız Aristoteles, bu kitapta da şiir sanatı üzerine ve tarih bilimiyle arasındaki temel farklılıkları ele almış. Biz tabi ki yine öğrencilerinin ders notları aracılığıyla biliyoruz bunları.

    Çok detaya girmeyeceğim insanların okuma zevkini köreltmemek adına ancak kitap felsefi yönünden çok edebi yönlü bir kitap. Evet, Aristoteles edebiyatı felsefi açıdan irdeliyor belki lakin edebiyat yönü olmayan veya edebiyatla mesafeli olan felsefecilerin zevk alacağını düşünmüyorum. Hoş, felsefeci zevk almasa da felsefe tarihinin baş öğretmeni Aristoteles'in kitabı diye ıkına ıkına da olsa okur.

    Özet geçmek gerekirse, Aristoteles; tarih biliminin olan olayları, şiir sanatının ise olabilecek olayları anlattığını, bu yüzden de şiir sanatının felsefi yanının olduğunu ve tarih biliminden daha üstün olacağını iddia ediyor. Tragedya ve komedya ayrımını dile getirip komedyanın eskiden sanat olarak görülmemesinden sanat olarak kabul görülmesi sürecine ufak bir değiniyor.

    Buraya okumanızı tavsiye ederim etmem yazacak değilim çünkü bu kitabın kitlesi bu değil. Ben yorumumu yapıyorum sadece. İyi okumalar.
  • 248 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Her ne kadar tarihi olsa da kurgulanmış bir roman gerçekleri ne kadar yansıtabilir acaba?! Kitapta Fatih Sultan Mehmet' in cemaatlere fazla itibar etmemesinden, devlet işlerine karıştırmamasından da bahsetmiş oldukça ilginç ve daha önce bahsedilmemiş bir konu. Kitap oldukça merak uyandırıcı ve sürükleyici bir çırpıda okunabilecek güzel İskender Pala kitaplarından. Tavsiye kitap isteyenlere önerilebilir. Henüz başındayım ama sonunu bile görmeden beğendiğim nadir kitaplardan.