• İnsana,
    iyi ve kötünün ne olduğunu,
    hayatın gayesinin ne olması gerektiğini öğretir,
    maddi ve manevi görevlerini bildirir;
    insanı dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracak yolu gösteren yasa ve kurallardan bahseder.
  • Peygamberimiz rüyaları tabir ederken insanları hayra teşvik eden, doğru yolu gösteren, onları eğiten yorumlar yapar ve rüyaların daima hayra yorulmasını isterdi.
  • Uyudukça uyuyası gelir insanın. Yürüdükçe yürüyesi gelir. Yedikçe yiyesi, yemedikçe yemiyesi gelir. Okudukça okuyası, yazdıkça yazası gelir.

    Evde oturmaya alışınca, dışarı çıkmaya zorlanır insan. Sık sık dışarı çıkan evde oturamaz olur.

    Mal biriktirmeyi severse insan, biriktirdikçe biriktiresi gelir. İnfak etmeye alışınca da, verdikçe veresi gelir…

    Katiller öldürmeye doymazken, kimileri hayvanların canını bile dert eder.

    İman bir kuştur yürekte. Zikirle ibadetle beslenirse büyür, yüreğin tüm hücrelerine doğru kanat çırpar. Zikirle beslenmeyen kuşlar uçar gider yürekten. Hiç haber vermez. Zaten ilgilenilmediği için gidişi de fark edilmez…

    Namazı daima kılan bir mümin için, bir vakti bırakmak fikri bile korkunçtur. Namaz kılmadıkça kılmayası gelir insanın. İlk bıraktığı zamanlarda duyduğu iç huzursuzluğu zamanla kaybolur.

    Biz bir adım gidersek, on adım gelir ya Rabbimiz, bir yürürsek koşar ya; Öyledir işte, yaklaştıkça yaklaşası gelir insanın Rabbine, uzaklaştıkça uzaklaşası…

    Kimileri namahremin elini tutamaz, gözüne bile bakamazken, kimisi zinaya alıştıkça gözünde normalleşir.

    Açıldıkça açılası gelir kadının, kapandıkça kapanası gelir. 10 sene önce diz üstü giysi giyemeyen bir kadın, bir bakarsınız kısa şortlarla geziyor. Bu yüzden deniz tatilinden dönen bir kadın daha açık kıyafetler giymeyi normal görür. Yırtıldıkça yırtılır haya perdesi. Önemsenmedikçe kaybolur…

    Tesettür ayetlerini içselleştirmiş kadınlar, daima bir adım ileri gitmek isterler. Çünkü tesettür bazılarının sandığı gibi kadını tutsak değil, bilakis özgür kılar. Mümin kadın tesettürün içinde kendisini öyle huzurlu, öyle özgür hisseder ki, hep biraz daha kaliteli tesettürü arzular. “Ablacığım ellerimi, yüzümü bile yabancı erkekler görmesin istiyorum.” diyen kızı, ancak tesettür şuurunu yakalamış olanlar anlayabilir.

    Taviz verdikçe veresi gelir insanın. Dört parmak kısa pardesüden ne olur ki diye başlar, pardesü cekete, tuniğe döner…

    Peki bu nasıl olur?

    Ra’d suresi 11. ayeti hatırlayın: “…Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.” buyuruyor Rabbimiz. Kim hangi yolu tercih ederse, hangi yola doğru adım atarsa Allah da onun istidadını o yöne doğru çevirir. Çünkü kişinin iyiye veya kötüye doğru attığı adım, o kişinin fiili duasıdır.

    Kötülüğe meyleden insana, şeytan yaptıklarını süslü gösterir (Ankebût:38)

    İmanını artırmak için çaba gösteren insana ise Allah yardım eder. “Allah, iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür.”Bakara:257

    “Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkar sakınırsanız; O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir kavrayış verir, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.”(Enfal:29)

    İşte bütün mesele bu. Hayırlı işler için gayret göstermek. Haramlardan sakınıp, helallere yönelmek.

    “Ey iman edenler, eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.”(Muhammed:7)

    İslam adına kıllarını bile kıpırdatmayan, inanıyorum dediği halde hayatlarında Kur’an ve sünnetten bir iz bulunmayanlar, günahlardan zifte dönmüş kalplerini temiz sanırlar. Besleyemedikleri için yüreklerinden uçup giden iman kuşunun kendilerini terk ettiğini hiç anlamazlar…
  • “Öbür dünya için çalışın, bu dünyayı boşverin.” denile denile; bilinçli, planlı ve sistematik olarak tembel, bilimden uzak ve eğitime gerekli önemi göstermeyen nesiller yetişti, yetiştirdik. Sorgulamadan kabul ettik çünkü işimize öyle geldi. Her olumsuz durumda arkamızda yaradanın olduğu fikriyle avunduk, kendimizden bir şeyler katma çabası göstermek gerekliliği fikrinden yoksun olmayı arzu ettik.
    Gelin azıcık beyin fırtınası yapalım, günaha girmeyeceğiz merak etmeyin:
    Bu dünya için çalışanlar, bu dünya için ortaya ürün koyanlar, bilim,fikir, teknoloji, ilaç üretenler; dünyayı yönetmiyorlar mı, ufacık rantlar ve kendi bekaları için, bu dünya için çalışmayan miskinlerin dünyasını diledikleri gibi cehenneme çevirmiyorlar mı, bu dünya için çalışmayanları birbirine düşürmüyorlar mı?
    Cevabınız kesinlikle evet olacaktır. Aklın yolu bir malum.
    Ortada her müslümanım diyence farklı bir müslümanlık anlayışı gelişmedi mi, müslümanlar birbirini beğenmez, birbirini doğru bulmaz, birbirini kafir ilan eder olmadılar mı? Müslümanlar birbiriyle çatışadursun diğer müslüman olmayanlar nezdinde de terörist, çağdışı, ahmak nitemleriyle tarif edilmiyor mu?
    Sanırım bunlara da evet.
    Dünyaya karşı dik durmak, sözünün geçmesini sağlamak, zulümlere göz yummamak hatta hesabını sormak için bilim üretmek şart. “Hooop bir dakka ya, hayırdır?” diyebilmek şart. Tüm dünyaya güzel bir model olmak şart. Tüm islam bekası için evet tüm bunlar şart. Eğer; ben öbür dünya için çalışırım bahanesiyle yan gelip yatarsak islam da kalmayacak, müslümanlık da. İslamiyet bencilliği emrediyor olamaz. Doğru mu?
    Doğru diyorsan, evet diyorsan, umudumuz var demektir. Daha güzel bir dünya için umuttan fazlası lazım ama.
    Bugün arkadaşıma; 1.sınıf öğrencisi olan çocuğunu namazdan uzak kaldığı için okula göndermeme kararı alan babanın, yazdıklarından ilham alarak yazdım bunları. İyi geceler
  • Ne yazık ki, şuurumuzda olan İslam gittikçe kayboluyor, fakat şuuraltımızda olan İslam tabiidir ki duruyor yerinde. İyi ki duruyor. Bizim temel taşımız, dayanağımız odur. Ama tabiidir ki, tek başına şuuraltı motifleriyle ayakta duramayız.
    Sezai Karakoç
    Sayfa 88 - Diriliş Yayınları 6. Baskı 2017
  • Oysa İslami mücadeleyi bir farz olarak yüklenmiş olan Müslüman, İslam'a tarihi veya coğrafi bir yer biçmenin İslam'ı bir amaç değil, bir araç durumuna getirmenin bir yolu olduğunu bilir.