• Şiir dünyasına pek hakim değilim, hatta geçen yıla kadar şiirle aram olduğu söylenemez. Bugün şiire bir merak ve sevgi besliyorsam şüphesiz İsmet Özel sayesinde. Bu zamana kadar şiirle haşır neşir çok dostum oldu, bana okumamı tavsiye ettikleri şairler oldu yine de pek sevemedim şiiri. Ancak ne oldu da İsmet Özel bana şiirini sevdirdi. Anlayabilmem için düşünmek gerektiren şiirleri mi, yoksa çağdaşlarından farklı olan üslubu mu, yoksa sosyalist geçmişi mi? Belki hepsi, belki hiçbiri. Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Son Resmin Arkasındaki Satırlar ilk dinlediğim ve en sevdiğim şiir olabilir. Özel’in sesinden kaç defa dinledim, kendime kaç defa okudum inanın hatırlamıyorum. Kan Kalesi, Jazz, Münacaat, Sevgilim Hayat, Bakmaklar, Bakır Tenli Yapraklar, Yorgun, Kanla Kirlenmiş Evrak, Tüfenk, Seni Olan Yenilgi, O Bağımsız Dağların, Mazot, Sebeb-i Telif, Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak, Kaçış, Aynı Adam, Evet İsyan, Yaşamak Umrumdadır, Geceleyin Bir Korku ve daha nicesi. Aklıma bir çırpıda gelenler burada. Her birini kaçar defa dinledim, kaçar defa okudum. Her içki sofralarında suskun kalışım da bu şiirler yüzünden. Kafamdaki İsmet Özel’i durduramamaktan. Bir insan evladının 22 yaşında bu şiiri yazabilmesi...

    https://youtu.be/E0U813DSbVE

    “elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan

    saçlarıma bin küsür yalnızlığı takıp girdiğim şehre
    insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam
    günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
    bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında
    şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için
    bir şahan tüylerini döker ardımsıra
    artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım
    böğrümde kambur çocuklardan bir payanda.

    gizemli bir dehliz gibi şehri dolaşıyorum
    sıkıca tutuyorum kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya
    her yerimde urlar çıkıyor, biraz kürt, biraz köylü, biraz makina
    kangren oluyorum bahar geldiği için
    urlarımı kesiyorum kör bir usturayla
    ama kopmuyor onlar ve bana şehri dolaştırıyor
    bırakabileceğim her şeyi bıraktırıyor bana
    kızlardan geçilmiyor köprüler, ayak bileklerime dek
    yükseliyor kız tortuları
    tülbentlerden kanı süzülürken körpe yavruların
    bir bazı şeyler bulmalı yüzümüze tebelleş olan bu korkuya
    -avluya çık
    -avluya kara bir şey bırakılmış
    (bir bomba)

    kulaklarımız alışmıştı tıpırtısına yağmurun
    şehre sıkıntının rahatlığı basmadan giriyorduk
    filimler üç günde bir değişiyordu
    bense ikircikliydim ama korkmuyordum
    polis olan babamla tatil arasında uçuşup duruyordum durmadan
    urlarım yoktu, suçum yoktu,
    ve beyaz kuşlar kalkardı anamın hırkasından
    şehre karışmayan bir dehliz değildim
    sevinçle kovalıyordum kendimi
    bunları ansımak başımı döndürüyor bazan
    elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan.

    azan bir hevestir artık tanyeri
    söküp gövdesinde bir cehennem parçalamak ister insan
    şehrin defterini dürüp uzanmak ister yanına
    üstümüzü kuş sesinden bir lekeyle örtmeli
    umudumuzu kapmaya gelen makinaları
    bütün çirkefini şehrin çarpıtıp aşkımıza
    solumak gece
    terlemek gece
    gece çarşaflara...

    açıklanacak, belletilecek olan belki
    milât öncesi ve sonrası lâkırdıları
    karışık banka hesapları, navlun
    yani öylesine açık değil pek
    hatta
    -şehir mi, değil mi burası-
    kötürüm bir kurt çantamı karıştırıyor
    neden karıştırıyor, ne hakla
    direnmeler, erzurumlar, kalfalar
    gecenin ipini koparan gece safaları
    -var mısın yok yere ağlamaya... ki bir sis
    yanık bırakılmış bir fısıltı
    şehri sarıyor, bir dehliz olan bana ulaşamıyor ama
    herkesin içinde iğdiş bir bahar
    bacakları eriyor memurların, evkızlarının
    ve saat 24 vardiyasının işçileri
    inmiyor ocaklarına.

    yufka mıdır
    yufka mıdır benim bakışım dünyaya
    ki acılarıyla başlatırım insanları
    derimi yalayarak geçen mevsim
    beni alır şehirden yıpranmış bakışlarla
    her askere gidenin, her tören yorgununun
    kondurur kemerinin kaşına.
    böylece ben, o küskün, o karışmayan dehliz
    koca bir tomruğu yüklenirim arkadaşlarla
    koca bir tomruğu kaldırıp kaldırıp
    kümbetlere, bitkinliğin bordasına...
    kanın çığırından çıktığı saattir bu
    memelerini bana sıkıca bastırdığın
    hercai bir yürek somurtkan kepenklerin ardında
    şehri acıtan çocukluğumuza değdikçe
    biz seviştikçe bizi acıtan
    kukumav kuşları, mânilerle dolu bir yatak
    zaç yağı şişeleri kocaman.

    sen şimdi sevincimin akranısın
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
    doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim
    yaralarımı onduranımsın
    yatağımı hiç boş bırakmayan...
    yüzümü ellerimle yine kapayayım mı?
    bekçi karısının belaltını mı anlatayım insanlara
    yoksa onlara bilinmez bir toprak mı adayayım
    değil
    partizanlığım dalaşmak istiyor anla
    bu sarsak hırgürüyle dünyanın
    dalaşmak dalaşmak dalaşmak
    böylece aşk akranım oluyor benim
    ey bayırdan ve yokuştan uzaklara
    ey çırpınan bir geyiktir memelerin
    karnın ısırgan otları gibi aklımda.”

    1966, Kan Kalesi.
  • bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar
    belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam
    nöbette uyursam eğer kitaplarımı yakarlar
    etimde şîrpençe çıkar bu kızı almazsam
    bu işi bitirmezsem şehirden beni kovarlar
    izin kağıdım yanar konuşacak olursam....
    İsmet Özel
    Sayfa 220 - tiyo
  • koşmam gerek
    yetişmem gerek yazgıma
    tutmam gerek, sormam gerek, bilmem gerek esenlemem, kargışlamam, irkitmem gerek niçin
    niçin, niçin, niçin
    kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin
  • bırakıyorum zerreciklerime kadar emsin beni
    Atlantik ve Pasifik ve beş kıta
    koşmam gerek
    yetişmem gerek yazgıma
    tutmam gerek, sormam gerek, bilmem gerek
    esenlemem, kargışlamam, irkitmem gerek niçin
    niçin, niçin, niçin
    kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin
    İsmet Özel
    Sayfa 221 - TİYO
  • kendi kalbimle zamanım arasındaki sarkaç
    püskürtüyor beni dünyaya
    İsmet Özel
    Sayfa 221 - TİYO
  • nabzımı çünkü ben kasadan fiş alarak
    yağmuru, selvileri zor durumda bıraktım
    benim yongalarımdan yapıldı bu çelenkler
    ben papatyaları şımartmadım diye oldu
    Mata Hari'ler casus, Al Capone'lar gangster
    inmem gerek gözbebeklerimin altına
    beynimin ortasına büzülmeliyim
    genşeyip kımıldayabilirim oradan sonra
    dum di dum
    duridum dubida
    İsmet Özel
    Sayfa 221 - TİYO
  • Bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar
    belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam
    nöbette uyursam eğer kitaplarımı yakarlar
    etimde şirpençe çıkar bu kızı alamazsam
    bu işi bitiremezsem şehirden beni kovarlar
    izin kağıdım yanar konuşacak olursam
    bu senet bankalar kapanmadan
    ruhumun rengini kapatmayacak olursa
    ölür kuyuya düşen çocuk
    çocuğun mercan saati çatlar mutlaka
    koşup haber vermeliyim
    yetkili memura
    bahar geliyor, ilerliyor yeminler
    alnımı kapıp getirmeliyim
    denizi karşılamaya
    kırlangıcın kanadındaki kezzap
    leylakta sıkışan buhar için
    nabzımı bulmalıyım nerede bulacaksam
    İsmet Özel
    Sayfa 220 - TİYO