• Yerlileri korkutmak için atlarımıza çıngırak takmıştık. Silahların gümbürtüsü, boruların şamatası, çıngırakların çıngırtısı birleşince yerliler neye uğradıklarını şaşırdılar. İspanyollar onların üzerine çullanıp onları doğramaya başladılar.
  • Yerlileri yıkan kendi misafirperverlikleri ve silahlarının güçsüzlüğü olmuştu. Kentlerinin, köylerinin kapılarını İspanyollara açmışlar, en hazırlıksız anlarında konuklarının kendilerine karşı kötü niyetli olduklarını anlamışlardı. İşgalciler kurbanlarına hiç acımadılar. Çocukları öldürdüler, hamile kadınların karınlarını yardılar, gözlerini oydular, bütün bir aileyi bir arada yaktılar, geceleri köyleri ateşe verdiler. İspanyollar köpeklerini özel olarak eğitiyor, onları kaçan yerlilerin peşinden ormana salıyorlardı. Yerli erkekler birbirlerine demir zincirlerle bağlanarak gümüş ve altın madenlerinde çalışmaya gönderildiler. Birisi öldüğünde, bedeni kesilerek zincirden çıkartılıyor, zincire bağlı
    öteki yerliler hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam ettiriliyorlardı. Yerlilerin çoğu madenlerde üç haftadan fazla dayanamadı. Kadınlara kocalarının gözleri önünde tecavüz ediliyor, bedenleri parça parça kesiliyordu.
  • 192 syf.
    ·1 günde
    Popol Vuh, Mayaların kutsal kitabı olarak bilinen insanlik tarihinin en eski yazılı ürünlerinden birisi olarak kabul edilmesinin yanında "insanlık tarihinin en eski kutsal kitabı" olarak da görülür.

    Yaratılış efsanesini konu alan kitap, yaratılıştan önceyle başlar. Mayaların binlerce yıllık sözlü tradisyonlarının (gelenek ve görenek anlamına gelen nesilden nesile aktarılan, sonu olmayan bir öğretiler sistemi)yazıya geçirilmesiyle oluşan Popol Vuh; Tanrı, evren ve evrenin oluşumu, evrendeki yasa ve prensipler, gökbilim, dünyanın geçmişi, varlığın doğası hakkında bilgiler içerir. Kitapta bu bilgiler, birçok kutsal kitapta olduğu gibi efsanelere bürünmüş biçimde ve sembolik bir anlatımla verilmiştir. Genel hatları ile bazı temel kavramların diğer dinlerle benzer olduğunu görmek mümkündür.

    Mayaların dilinde Popol Vuh; zamanlar, olaylar anlamına gelir. Yani zamanların, olayların kitabı anlamında kullanılır. Uzun adı Popol Vuh Kişe'dir. Bir Kişe aliminin, halkının binlerce yıllık geleneğini kapsayan metinleri toplamasıyla ortaya çıkarttığı Popol Vuh'u, 18. YY'ın başlarında rahip Franciso Ximenez tercüme etmiştir. Maya tarihinin başlangıcından beri sözlü gelenek içinde ne varsa yazıya geçirildiğinden kitabın adı kapsayıcıdır. 1550- 1560 yılları arasında gelenekleri korumaya çalışan bir yazmacı tarafından Latince olarak yazılmıştır ancak Maya dilindedir. İspanyollar 1500’li yıllarda Mayalara ait taş kalıntıları, hiyeroglifleri vs. tahrip etmişlerdir. Ancak inancı güçlü yerliler bu önemli sözlü geleneği ezberlerinde tutmuşlar, yani bir nevi hafızlık yapmışlardı. Sonunda Avrupalılardan Latince öğrenince her şeyi Latinceyle kayda almışlardı.

    Kitaptaki metinler dünyayı çağlara ayırmıştır. Bu çağları araştıranlardan biri olan Eric Thompson kendi araştırmasında beşinci çağı anlatmış ve bu çağın bitişini bir dönem çok popüler olan 21 Aralık 2012 yılına denk geldiğini iddia etmişti. Popol Vuh'a göre beşinci çağın bitiminde kıyamet kopacaktır ama bu kıyamet bir çağın bitmesi anlamına gelmektedir. Beşinci çağın bitiminde güneş, samanyolu galaksisiyle hizalanacak ve enerji dünyaya ulaşarak herkesin kendi aydınlanmasını(iyi veya kötü değer yargılarıyla alakası yok) yaşayacağını ileri sürer.
  • Anlayabildiğim kadarıyla, herkesçe de açıkça görünen şu ki, Peru yerlilerinin ayaklanıp isyan etmesine bu kötü muamelelerden başka neden yok. Bunlar haklı sebepler. Çünkü İspanyollar hiçbir zaman gerçeği söylemedi, verdikleri sözde durmadı. Aksine, haksız yere ve her türlü mantığa aykırı olarak, zorbalıkla onları ve topraklarını yok ettiler. Öyle eylemlere maruz bıraktılar ki, yerliler, bu eziyeti çekmektense ölmeyi tercih etti.
  • Campanella'nın öldüğü yıl olan 1639'da, cizvit papazları, onun düşünü Paraguay'da gerçekleştirdiler. İspanya'nın olayı önemsememesinden yararlanan papazlar, Paraguay yerlilerini Güneş ülkesi örneğine uygun olarak örgütlediler. Toprak mülkiyeti, Tanrı'ya (Paraguay yerlilerinin dilinde Tupanbak) bırakılmıştı. Ülke otuz köye ayrılmıştı. Üretim, Tanrı için yapılmaktaydı, tüketimse bütün vatandaşlar içindir. Her köyde iki cizvit papazıyla bir yerli yardımcı, üretim ve tüketimi düzenliyordu. Ancak aileye dokunulmamış, aile cizvitlerce de, Thomas More'da olduğu gibi, desteklenmişti. Daha da ileri gidilerek, birtakım erdemsizlikler doğurduğundan ötürü bekarlık yasaklanmıştır. Evlenme zorunluğuna karşı, çocuklar toplumundu. Çocuk, memeden kesilinceye kadar ansında bırakılıyor, memeden kesilince toplumsal eğitime veriliyordu. Çocuklara, aileye bağlılık yerine topluma bağlılık duygusu aşılanıyordu. Çocuklar, koyu bir Katolik eğitimiyle yetiştiriliyorlardı. Esir avcılarından kaçan bütün yerliler Güneş ülkesine sığınıyorlardı. 1765 yılında ülkenin nüfusu yüz elli bine çıkmıştı. Paraguay Güneş ülkesi 1773 yılına kadar, yüz otuz yıl yaşadı. 1767 yılında, dinsel nedenler yüzünden, İspanyollar Paraguay'dan cizvit papazlarını kovdular. Yerliler, alıştıkları düzeni bir süre daha uyguladılarsa da sağdan soldan gelen baskılara dayanamıyarak dağılmak zorunda kaldılar. Tupanbak, topraklarını koruyamamıştı. Böylece, Tommaso Campanella'nın Katolik egemenliği ütopyası da tarihin derinliklerine karışmış oldu.