Tek solukla okuduğum, kolay ve sürükleyici bir dille yazılmış bir kitap/roman. Ki dili o kadar basit ki, edebi olarak çok zayıf duruyor. Neyse, zaten anı yazıları olarak kurgulandığı için fazla sorun teşkil etmedi benim için.
Romanda beğendiğim bölümlerden birincisi, Max ile Kadın arasında geçen entellektüel tartışmalar. Bilgi olarak pek faydalı içerikti açıkçası. Katliamlarla ilgili bir çok yeni bilgi edindim ve de etkilendim.
İkinci beğendiğim bölüm ise, romanın ortasına doğru başlayan, ve diğer bölümlere nazaran gayet iyi yazılmış olan Max ile sevgilisi arasında geçen o hüzünlü aşk hikaye. Oradaki edebi dile geçiş göze çarpıyor, karakter betimleleri de kısmen başarılı aktarılmış. Hikayenin iyi yazılmış olması dolayısıyla, beni derinden etkiledi, ağlatacak dereceye kadar.
Beğenmediğim yönlere gelirsek, söylediğim gibi, fazla basit dille yazılması romanı piyasadaki diğer popüler kültür romanların yanına sokuyor. Hatta ona roman bile demek hata bence. Daha çok bilim-müzik-kurgusal anı gibi bir şeydir. Diğer beğenmediğim yanı, 80 yaşındaki adamla Maya arasında geçen ve bir sindiremediğim o aşk. O iki karakterin okura yeterli bir şekilde anlatılmaması, ve oradaki aşkın doğru işlenmemesi sebebiyle, o aşk hikayesi bana absürt geliyor.
Kemanla çalınan Serenad, şile sahilinin kasvetli dalgaları ve kaybedilmiş aşk… Acının pekiştirildiği o sahne. Geçmişe geri dönmeye iten hasret ve ızdırap… Sayıklıyoruz, notaları unutuyoruz ve geri dönemiyoruz. Sonsuza dek sürecek işte, Maya gibileri de çıkmayacak karşına. Neyse.