Can

Her şey bir etiket, her şey bir mim, artık kendimizi anlatmamıza gerek kalmadı, seçtiğimiz kelimeler bizim kim olduğumuzu anlatmamızda yeterli, seçtiğimiz kelimelere bakarak kim olmadığımızı çok iyi anlayabiliriz de demek oluyor bu ve tıpkı oyundaki gibi, kim olmadığımızı çok iyi bilirsek ki bunun tek yolu çok insan tanımaktır, kim olduğumuzu çok iyi biliyoruz demektir.
Sayfa 83
Edebiyat
Reklam
Herkesin çok mutlu anı var, herkesin çok fazla mutlu anı var ama kimsenin çok üzgün bir anı yok, ben sosyal medyada göremiyorum bu üzgün anları ve merak ediyorum, sosyal medyada ben ağlarken beni neden yadırgıyorsunuz, siz de yadırgandığınızı biliyorsunuz.
Sayfa 71
Edebiyat
Bütün hastalıkların sebebinin altında psikolojik bir sebep yatıyor, grip de olsanız, gözleriniz de bozulsa, sırtınız da tutulsa, tırnaklarınız da sararsa, lösemi de olsanız, küçücük beyninizde kocaman bir tümör de çıksa altında mutlaka bir psikolojik sebep yatıyor, dinleyin beni, üç tane beden var, ruhsal beden, fiziksel beden, zihinsel beden, gen kayıt tutar evet, ruh da kayıt tutar, zihin de kayıt tutar, size fark ettirmeden ve sinsice tutar hem de, kanser araştırmacıları daha çok peydah oluyor, bilim ve teknoloji diye vaazlar veriliyor, hastaneler açılıyor, eczaneler açılıyor, kafası rahat olan tek bir hasta insan gördünüz mü dünyada, medikal marijuana kanser hücrelerini mi öldürüyor yoksa hiçbir şeyi takmamayı becerttiği için mi işe yarıyor, bütün mide hastalıkları korku ve kaygıdan, bütün bağırsak hastalıkları korku ve kaygıdan, bütün baş ağrıları geçmiş travmalarınızdan, fazla terleseniz, uyuyamamasanız, sıçamasanız da sebebi psikolojik, zihnine hükmeden bedenine ve ruhuna da hükmeder.
Sayfa 69
Edebiyat
Bir duygunun neden ortaya çıktığını anlamadan da o duyguyu sistemimden çitileyerek çıkarabilirim, haklısınız çitilemek uğraşmak demektir ve uğraşmak savaşmak, savaşmak ise karşı gelmek demektir, karşı geldikçe büyür bu sıçtığımın duyguları, karşı geldikçe daha çok güçlenir kendi içinde, daha çok terletir, daha çok huzursuzluğa boğar, daha çok baş ağrıtır ve daha çok mideyi bozar ve daha çok bağırsaklarını deşmek istetir.
Sayfa 69
Edebiyat
Tıpkı dünyaya köle olarak geleceği kesinleşmiş bir yavrunun kaza kurşunu olmadıgını iddia etmek gibi, yalancısınız, istençli doğum ve genleşen budaklı secere, eşittir eksi yalnızlık, eşittir artı gelir. Yalanlar gırtlağa uzanan parmaklara dönüşmüş ki iç döktürüyor zorla, sözler bulut oluyor, yüzüne çöküyor, ağlayamıyorsun ve basık ve kasvetli havaya rağmen kaypak bir sol adımdan sonra ne olursa olsun geleceğinden emin olduğun sağ adımın gibi, adı kesinlik ve tadı yok, embriyogenez hepinizin ölümü, hepiniz öksüzsünüz, hepiniz bir başkasmın düşüncelerinde ve hepiniz bir başkasının duygularında ve hepiniz bir başkasının nefesli anlarında ve hepiniz bir başkasının umursamazlığında kendini buldum sanıp kaybetmişlersiniz ve unutulmuşlar ve yapış yapışlarsınız ve kurumuşlarsınız çünkü buruş buruş olmuş ve terden ıslanmış, önceki veya evvelsi gün paraya kıydıran bir yumuşatıcıyla yıkanmış, açık gri veya koyu beyaz bir yatak örtüsünde bitmeliydi sonunuz, tuvalet kağıdı istemeliydi dişil, işemeye gitmeliydi eril, bir müddet kalp hıçkırığı, bir müddet koyu nefes, bir müddet sulu ten, adrenalin asıl, oksitosin asıl puşt olan, hipofiz yalancı, böbrek üstü yalancı, hormonlar yalancı, yalancısınız. Sil vücudunu kaçını kanatan tuvalet kağıdıyla. Giy pis donunu. Dön sırtını. Telefonunu al. Eski sevgilinin fotoğraflarına bak. Yapaysın, alçaksın, üzül. Kapat gözlerini. İyi gecelersiz düş. Uyu.
Sayfa 47
Edebiyat