Gördüğümüz şeyler boştur çünkü varmış gibi görünürler, öyle değil mi? Onları görürsünüz ama onlar ölçülemeyen, tartılamayan ya da elle tutulamayan atomlardan oluşmuştur, en aptal bilimciler bile biliyor artık bunu. Atomun bile bir sonu bulunmuyor, her şey uzayda bir cisim görüntüsü veren birtakım boş düzenlemelerden ibaret, büyük diye bir şey yok, küçük diye bir şey yok, ne de yakın ve uzak, doğru ve yanlış... Hepsi hayalet bunların, bu kesin.
Ama gerçekten kaçıklık mı bu diyorum; şu sıra sıra bahçeli evlerin arasında geceleyin bir yürüyüşe çıkın hele, geçin evlerin önünden teker teker, her birinin salonundan pırıl pırıl ışıklar vuruyor sokağa ve içeride baş köşede mavi ışıklı bir kutu–televizyon, evdekilerin tümü dikkatini perçinlemiş ona, belki de aynı izlenceye; çıt çıkmıyor kimseden; sessiz her yer; tekerlekler değil de insan ayakları üzerinde geçtiğiniz için havlıyor size köpekler. İşte o zaman anlarsınız ne dediğimi. Dünyadaki herkesin artık hep aynı biçimde düşündüğünü görmeye başladığınızda.