• Aykut Kansu hocanın 544 sayfalık "1908 Devrimi" kitabından sonra o kitabın devamı niteliğindeki 610 sayfalık "İttihadcıların Rejim ve İktidar Mücadelesi 1908-1913" kitabını da devirdim.

    Kanımca yakın siyasi tarih çalışması olarak bu kitap çok büyük öneme haiz. Son derece zengin ve doyurucu malzeme sunuyor. 1908'den 1913'e kadar olan kısa dönem siyasal altüst oluş, siyasal mücadelenin keskinliği ve şiddeti nedeniyle asırlara bedel bir devinim içermekte. Aykut Kansu hocanın titiz ve verimli çalışması sayesinde olağanüstü hareketli, her gün her saat dengelerin değişip yeniden kurulduğu o dönemi çok daha berrak bir şekilde gözümüzde canlandırabiliyoruz.

    Dönem hakkında rivayetlerden, sonraki iktidarların siyasal ihtiyaçlarının ürünü temelsiz resmi tezlerin gözbağlarından sıyrılıp daha gerçekçi sonuçlara varabiliyoruz.
  • lttihad ve Terakki Cemiyeti Hükümet'in barışı kabul ettiğini bildiren notasına son şeklini verip Büyük Güçler'e tesliminden önce nihai bir girişim olarak Kamil Paşa ile bir görüşme yaptı. Talat Bey Cemiyet adına sabah saat on birde Kamil Paşa'yı istifaya çağırdı; Kamil Paşa istifa etmeyi reddetti. Kabine, saat ikide öğlen yemeği arası verene kadar, Büyük Güçler' e vereceği cevabi nota üzerinde çalıştı. Öğleden sonra saat üç gibi Bab-ı Ali önüne önce küçük bir grup lttihadcı geldi. Enver Bey at üstündeydi. Onların gelişiyle birlikte, önceden haberli olup civar kahvehanelerde bekleyen yaklaşık üç yüz kişiye yakın kalabalık meydanda toplanmaya başladı. Enver Bey yaklaşık otuz subayla birlikteydi. Atıyla kapının önüne gelip doğrudan binaya girdi. Önce Enver Bey göründü. Yanına Cemal Bey'i de alarak içeri girdi ve Sadr-ı Azam'ı görmek istediklerini söyledi. Arkalarında Talat Bey, Ömer Naci Bey, Midhat Şükrü [Bleda] ve Cemiyet'in diğer liderleri gelmekteydi. Toplantı salonundan dışarı çıkan ve grupla tartışmaya giren Harbiye Nazırı Nazım Paşa içeri giren ilk gruptan
    biri tarafından vuruldu. Kendisiyle beraber yaveri de vurularak öldürülmüştü. Sadr-ı Azam'ın yaveri Nazif Bey Nazım Paşa'nın katilini vurduktan sonra, kendisi de vurularak orada can verdi. Enver ve Talat Beyler daha sonra toplantı salonuna girerek Sadr-ı Azam Kamil Paşa'ya istifasını yazdırdılar.

    Enver Bey istifa mektubunu aldıktan sonra hemen Padişah'ı görmek üzere Dalınabahçe Sarayı'na gitti. Olaya önce inanmak istemeyen Mabeyn görevtileri durumu teyit ettikten sonra Padişah istifa yı 'kabul etti.' lttihadcıların isteği Mahmud Şevket Paşa'nın sadaret makamına getirilmesiydi. Bab-ı Ali önünde toplanmış olan halk da yeni hükumetin atanmasını bekliyordu.
    Mahmud Şevket Paşa'yı makamında kabul eden Padişah görevi kendisine verdi. Akşam saat sekiz civarında Mahmud Şevket Paşa, Enver Bey ve Mabeyn Başkatibi Ali Fuad [ Türkgeldil ile birlikte Bab-ı Ali önüne geldi. Mabeyn Başkatibi Ali Fuad [Türkgeldi] burada Paşa'yı saclarete getiren iradeyi okudu. Ardından Mahmud Şevket Paşa kendisini bekleyen halka hitaben kısa bir konuşma yaptı. Kısa konuşmasında zor şartlar altında görevi aldığını ve vatanı için çalışacağını söyledi.
  • İttihadcıları hiçbir şekilde desteklemeyen İngiliz gazeteci Emile joseph Dillon'un dedigi gibi, Mechroutiette ve Fransa'daki monarşist muhalefetin durumu çok şeyi 'aydınlatan' nitelikteydi. İngiliz gazeteci 1908 Devrimi'nden önce hürriyetten yana olan muhalefetin gazetelerini Fransa'da çıkarmak zorunda kaldıgını, şimdiki muhalefetin ise muhafazakir ve gerici oldugunu, ama kaderin bir cilvesi olarak, monarşistlerin gazeteleriyle birlikte yine Paris' e sıgındıgını söylüyordu. Ona göre, ortada basın özgürlügünü eleştiren Islahat-ı Esasiye-i Osmaniye Fırkası adlı bir 'parti' vardı ve gerici bir gazete yayımlamak için Fransa Cumhuriyeti'nin müsamahasına sıgınmak zorunda kalmıştı. Daha da garibi, anayasal düzene düşman olan bu monarşist gazetenin adının Mechroutiette 'Meşrutiyet' olmasıydı.