Şeytanın biraz da insan dünyasında vakit geçirmek daha doğrusu kendi söylemiyle oyun kurup eğlenmek için insan suretinde aralarına karışmasını fakat istediği gibi oyunun yöneticisi ve eğlenen tarafı olmayıp insanın oyununa gelişini anlatıyor.
İnsanın "daha önce gelmeliydin, görüyorsun sana burada ihtiyaç yok" demesi, insanın şeytandan daha da şeytanlaşması, kötücül ruhunun şeytanı bile yenmesi bana Dostoyevski'nin insanı hastalıklı, aşağılık yanını açık seçik anlattığı o romanlarını anımsattı.
Konu gerçekten güzel, daha da karmaşık ve derin anlatılabilirdi. Çok sade, kısa ve öz tutulmuş bir hikaye. Doyurucu olmaktan kaçınmak yerine keşke daha da derin derin anlatabilseymiş yazar. Ama bu haliyle bile çok güzel.
Fazla sevdiğinizde, sevilen nesnedeki eksiklikler fark edilmez olur, hatta daha da kötüsü: o eksikliklere meziyet atfedilir. Oysa eksikliklerini bilmezseniz, kusurlarını iyi niyetlerine yorarsanız insanları nasıl doğru yola çeker, onları mutlu edebilirsiniz? Sevmek arzulamak demektir ve arzu da gücü öldürür.... Aşk güçsüzlüktür.