Yağmur

Ne güzelim. Güzelliğimi doyasıya yaşamak istiyorum.
Ben bu yüzyılda yaşamak için gelmemeliydim yeryüzüne zaten canım! Ben uzun fistolu elbiseler, iç etekleri, danteller, kurdeleler devrinde yaşamalıydım. Omuzlarımda bir şal, vadiye, ya da göle bakan pencerenin önünde oturmalıydım, bir eski zaman koltuğunda. Eteklerim kat kat, uzun, yerlerde. Dizlerimde bir kitap, pencerede sonbahar.
Ağır ağır unutulmak çok hoş bir duygu olmalı. Önce kafayı unuturlar, sonra da ayakları, ancak hemen değil, hızla değil, ağır ağır. Ağır ağır unutulmak çok şık olmalı. Hafta başında kafa unutulur, hafta sonunda ayaklar, derken isim ve adres unutulur, geriye başlardan hiçbir şey kalmaz, ne cümlenin başı ne de bölümün sonu. 
Günün birinde ortadan kaybolabileceğimin olasılıklar arasında tutulmasını söylemek isterim ve o gün nereye gittiğimi kimseler bilmeyecek.
Cennete giren ama girdiği yerin cennet olduğunun farkında olmayan birini düşünüyorum. Kaygıları, gerçekleştirmek istedikleri var. Çok meşgul. Demirin gürültüsü, kılıçların şakırtısı eşlik ediyor ona.