• (...)
    Sonra gittin.
    Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
    Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini
    Bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim.
    Herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine.
    Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
    Kitaplar, aşk, her şey.
    Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
    Keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
    Sonra gittin.
    Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
    Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
    Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
    Söz dedim, söz verdim.
    Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
    Güneşi özledim, sonra seni
    Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.
    (...)
  • Sonra gittin.
    Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
    Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini
    Bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim.
    Herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine.
    Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
    Kitaplar, aşk, her şey.
    Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
    Keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
    Sonra gittin.
    Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
    Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
    Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
    Söz dedim, söz verdim.
    Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
    Güneşi özledim, sonra seni
    Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım
  • ...
    Sonra gittin.
    Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
    Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini,
    Bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim.
    Herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine.
    Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
    Kitaplar, aşk, her şey.
    Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
    Keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım.
    Sonra gittin.
    Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
    Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
    Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
    Söz dedim, söz verdim.
    Yüzüme bir daha çiçekli masa örtüleri sermeyeceğim.
    Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.
    Söz dedim, söz verdim.
    Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
    Güneşi özledim, sonra seni
    Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım..
    ...
  • 304 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Merhaba iyi akşamlar arkadaşlar. Kapağı Bestseller’i anımsattığı halde (ki bence fazlasıyla anlamlı ve güzel) içeriği klasik sayılabilecek; fazla duygusal, fazla bilgi dolu, fazla felsefik, fazla ironik bu kitabı az önce bitirdim. Ve henüz gözümdeki yaşlar kurumadan kitap hakkında fikirlerimi yazmak istedim. Paris gibi bir yerde, gösterişli bir apartmanda kapıcı olan Renne Michel’in öyküsü bu. Renne ellili yaşlarında, güzel sayılmayacak, dul bir kadındır. Fakat Renne dışardan bakıldığında herkesi yanıltacak bir görüntüye sahip olsa da, o kedisine Lev Tolstoy’un adını veren; kitaplara, sinemaya, felsefeye, müziğe özel ilgisi olan bir kadındır.Çünkü Renne bir kirpidir. Onun dışardan dikenleri var gibi görünse de içinde bambaşka bir hayat vardır.

    Renne’in hayatı daha sonra Japon Beyefendisi sayesinde kitaptaki bir diğer karakter olan Paloma ile kesişiyor. Paloma ki son derece zeki, üstün yetenekli fakat bir o kadar da içine kapalı 12 yaşında bir çocuktur. İkisinin hayatı birbirlerini bulunca çok farklı evrilmeye başlıyor.
    Renne’nin tam Japon beyefendisi Kakuro ile aşkı bulduğunu düşündüğüm aşağıdaki cümleden sonra ben kitabın sonunda bir çeşit şok yaşayıp, hüngür hüngür ağlamaya başladım. Böyle olmamalıydı be Renne.

    “Ağlıyorum, durdurulamazcasına ağlıyorum, iki gözüm iki çeşme ağlıyorum, mutluluğun iri ve güzel gözyaşlarıyla ağlıyorum, çevremizdeki dünya sulara gömülüyor ve geriye tek bir his kalıyor. Yanında kendimi biri olarak hissettiğim ve nazikçe elimi tutarak dünyanın bütün sıcaklığıyla bana gülümseyen adamın bakışının verdiği his.”
    Kitabın arka kapağında da yazıldığı gibi zarif ve etkileyici... Okuyun, okurken “Bu mudur?” diye sormayın, bekleyin... Mutlaka o zerafeti bulacaksınız ve bittiğinde mutlaka “Ah be!” diyeceksiniz..
    Herkese iyi okumalar diliyorum ben şimdi filmini açıp birazcık da orada ağlıyorum. Kendinize iyi bakın.
  • 160 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Efenim iyi akşamlar herkeşlere .. Kitabı alıp okumak isteyenler çıkabilir diyerekten bir kaç detay verip kısa keserek bitireceğim tanıtımı ..Yani umarım kısa olur =P Zamanın gerisinde kalan güç dengelerine ait dalavereleri ve yapılanları bilirseniz kitabı okumak sizin açınızdan daha zevkli olacaktır .. Bugün sizlere anlatacağım kesim KALPAZANLAR !! Çok uzatmadan girizgahı yapalım ki sizler de kimmiş bu KALPAZANLAR ve sırtları niçin YERE GELMİYOR bilesiniz ..

    Olanları daha iyi anlayabilmeniz için az geriye gideceğiz saygıdeğer canikolar .. Tüm bu işlerin başladığı döneme .. 2. Dünya Savaşına .. Söz konusu savaşı Amerika, 2 adet nükleer silah kullanarak sonlandırdı .. Japonya' ya 2 adet atom bombası attı ... Savaşın bitimine denk gelen süreçte atılan bu atom bombaları, Dünya' ya Amerikan hegemonyasının kabul ettirilmesi açısından büyük önem arz ediyordu .. Verilmek istenen bir mesaj vardı ve bu mesaj gayet açık ve netti .. Çünkü galip saflarda yer alan devletler kendi aralarında sürekli konferanslar ve görüşmeler yaparak kurulacak olan YENİ DÜNYA DÜZENİNİ "kendilerince" yorumluyorlardı .. Amerikanın Japon semalarında servis ettiği NÜKLEER SOSLU "MANTAR" SOTELER tarafları kendine getirdi ... Amerika , taraflara kısaca nükleer kartını gösterdi ve kurulacak düzeninin "kendi isteği" doğrultusunda inşa edileceğini belirtmiş oldu.. Ne oldu kurulan bu düzenle beraber ? Birleşmiş Milletleri kurdular .. Dünya Bankası kuruldu .. Uluslararası Para Fonu yani hepinizin bildiği ismiyle IMF kuruldu .. Uluslararası Para Fonu neye endeksli ? Dolara endeksli ! Dediler ki, biz bu kurulacak yeni düzene hakim olacak finansal sistemde doları , Dünya rezerv para birimi yapıyoruz ve ALTINA endeksliyoruz .. Tarafların altına imzalarını çaktıkları Bretton Woods isimli bir antlaşma yapıldı sene 1944'te .. Böylece diğer ülke para birimleri dolara endekslendi , dolar da altına endekslendi .. O dönem 1 ons (yani 31 gram) altın 35 dolar idi .. İlk zamanlar Amerika için her şey güllük gülistanlıktı çünkü Avrupa savaştan yeni çıkmıştı..Harap haldeydi .. Altınlarına karşılık elinde tuttuğu dolarlar Amerika Merkez Bankası için sorun teşkil etmeyecek meblağlar idi .. Fakat zamanla , " alın kağıtlarınızı verin altınlarımızı" diyen Avrupa devletlerinin isteklerini yerine getiremez olan Federal Rezerve ' de neşeler kaçtı .. Amerika'daki altının da bir sınırı vardı pek tabii.. Avrupa 70 lere geldiğinde mali açıdan kendini düzeltmiş ve ihracata başlamıştı .. Elinde yüklü miktarda dolar birikimi vardı ve altınlarını istiyordu .. "Rahmetli başkan" Nixon baktı ki CORT BAYRAĞINI feci çekecekler , Amerika'yı Bretton Woods antlaşmasından çektiğini duyurdu .. Böylelikle doların altın karşılığı kalmadı ve dolar hızla değer kaybederek devalüe oldu.. Dolar tekrar sürekli kullanılan bir maden ya da meta ile endekslenmeliydi .. Bu duruma çözümü , şeytanın yeryüzündeki gölgesi, Nobel Barış Ödüllü (?!?!) Henry Kissinger buldu .. Akıl küpü arapları , Yom Kipor Savaşı'nda ortadoğunun başının belası olacak olan İsrail 'in üzerine sürdü.. Araplar ilk aşamada İsrail 'in ümüğüne çöktüler çökmeye ama sonrasında gelen Amerika desteğiyle bertaraf oldular .. Aldıkları yenilgi ve hezimet anlatılmaz boyuttaydı .. Konya kadar yüz ölçümüne sahip el kadar İsrail arapların totalini tokatlayıp dize getirmişti .. Bunun üzerine körfezdeki OPEC ( petrol ihraç eden ülkeler ) ülkeleri ile başı çeken Suudi Arabistan dediler ki ," biz bundan böyle batıya petrol ambargosu uyguluyoruz" ! Böylece uygulanan ambargo ile dünyada satılan petrolün fiyatı %400 (!) arttı.. Burada devreye Kissinger ile heyeti girdi ve Opec ülkeleri ile Suudi Arabistan' ın da içinde bulunduğu karşı cenah arasında bir antlaşma imzalandı .. Bu antlaşma uyarınca araplar petrolü dolar cinsinden satacak , Amerika da söz konusu ülkelerdeki "köhnemiş" monarşinin sürekli olarak iktidarda kalmasını garantileyecekti.. Yani sizin anlayacağınız dilden anlatacak olursak .. Sağda solda turuncu devrimler olurken söz konusu ülkelerde halkların gıkının ÇIKARILMAMASININ , her türlü insan haklarına aykırı davranışın yapılmasına rağmen Amerika'nın buralara demokrasi götürmeyişinin ve Trump denen zibidinin Arabistan' a gidip bilmem kaç milyar dolarlık antlaşmayı , yamyamlar gibi KILIÇ KALKAN DANSI YAPARAK imzalamasının sebebi esasen buydu .. Her neyse...Kurulan PETRO-DOLAR sistemiyle şaha kalkmış petrol fiyatları sütlü neskafe kıvamında bir araya gelince Dünya'da dolara inanılmaz bir talep oluştu.. Bu da petrole endekslenmiş dolara inanılmaz bir üstünlük sağladı .. Sürekli talep olan bir para biriminiz varsa ve merkez bankanız da (yani Amerika'daki ismiyle Federal Rezerve ) Rockefeller gibi para babalarının elindeyse sırtınız ASLA AMA ASLA yere gelmez .. Hiper-enflasyondan korkmaksızın KARŞILIKSIZ PARA basar hale gelirsiniz .. Amerika da böyle yaptı .. Bunun bizim gibi ülkelere etkisini kısa bir örnekle açıklayayım sizlere.. Pek severler "bazı kesimler" sana yağ ve tüp kuyrukları muhabbetlerini .. O dönemlerde Türkiye , GSMH 'sının %60'ını petrole yatırmak zorundaydı yukarda anlattığım muhabbetlerden ötürü .. Durum böyle olunca -ki dünya genelinde durum bu idi - , yapılamayan yatırımlar sebebiyle kredi almak zorunda kaldık ..

    YANİ ?

    Yanisi şu cicim : Yükselen petrol fiyatlarından ötürü , petrol alırken değer kaybeden para birimimizle Amerika'ya verdiğimiz paramızı, kredi yani BORÇ olarak bir de üzerine FAİZİ ile geri ödemek üzere almak zorunda kaldık .. Nasıl ? Güzel değil mi ? Buna mukabil Amerika sırf parası Dünya' da rezerv para birimi olduğundan ve itibar gördüğünden dolayı karşılıksız para basmaya devam etti .. Kafanızda daha iyi canlansın diye size bu durumu şöyle açıklayayım .. Amerika için karşı tarafa verilecek diyelim ki 10 milyon dolarlık bir borcun Amerika' ya maliyeti sadece bin dolardan ibarettir .. O da kağıt ve mürekkep parası !! Amerika' nın Irak ve Afganistan' a yaptığı askeri müdehalenin dolar cinsinden karşılığı tamı tamına ALTI (6) TRİLYON DOLAR !! Washington bundan etkilenmiş midir sizce ? =)) "KALPAZANLIK" YAPIP , KARŞILIKSIZ DOLAR BASARAK, DENİZLERDE İSTEDİĞİ GİBİ AT KOŞTURAN AMERİKA' NIN GÜNÜMÜZDE SÜPER GÜÇ OLMASININ ESAS SEBEBİ BUDUR .. YOKTAN PARA İMAL ETMEK ! KALPAZANLIK !!

    Bu yöntemle hem yayılmacı politika izleyip , biz ve bizim gibi ülkelerden çaldıklarıyla ordularını -donanmasını finanse eden Amerika' yı durdurmanın tek yolu Petro -Dolar sistemini sonlandırmak .. Bu bağlamda geçen senelerde Amerika' nın tekerine çomak değil tam anlamıyla ROKETİ kim soktu? 2017 Aralığında Shangay Vadeli işlemler borsasında petrolü Yuan ile satmayı özendiren ÇİN !! Yuan 'a baktığınızda beş para etmez bir para .. Cazibesi yok .. Kim ne etsin Yuan'ı ? Bunu cazip hale getirmek için Çin ne yaptı peki ? İsteyen elindeki Yuanı Shangay ya da Hong Kong Borsasında altına cevirebilir dedi .. Çin yaklaşık 10 yıldır altın stokluyor .. Açık kaynaklarda 20.000 ton altından falan bahsediliyor .. Tutar mı ,tutmaz mı bilinmez.. Amerika'nın '44' te yaptığını bugün Çin tekrarlıyor .. Ve Amerika' nın ekonomisinin çatırdadığı da bir sır değil .. Azalan petrol rezervleriyle beraber piyasaya tokalanmak istenen ÇİP PARALAR DA öyle .. Velhasıl kelam az uzun oldu ama okuyacaklarınızla ilişkili ayrıntılardı bahsettiklerim .. Bilin istedim ..

    Kitaba gelir isek .. Pek okunmayan kitaplardan birini seçeyim dedim tanıtmak için .. Kitabın başlığı gayet iddaalı.. Bir yanda Dünya'da geçer para birimi olan dolar ... Diğer tarafta Avrupa'nın sembolü Euro .. İki kıtanın , iki büyük gücün arasındaki rekabet kitabın konusu .. Ve bizim üzerimizdeki etkileri .. Madenlerimize kadar uzanabilecek bir komplo teorisi de kitabın içerisinde yer alan başlıklardan .. Şimdi komplo teorisi dediysem hemen ağız burun eğmeyesiniz .. Bu teorinin kimi ayakları çoktan yürürlüğe girdi bile ..YANİ GERÇEK OLDU !! Irak'ın başına örülen çorabın hikayesi misal MUHETEŞEM anlatılmış ... Ben burda anlatmayayım okuyunca sizlere sürpriz olsun.. Ayrıca kitabın başlığını taşıyan makale de yayınlanır yayınlanmaz büyük tepkiler çekmiş .. Bir kaç esaslı dava da atlatmış Cengiz Özakıncı .. YANİ BİRİLERİNİ ÇOK AMA ÇOK RAHATSIZ ETTİĞİ ORTADA !! Dolayısıyla okursanız zaman kaybı olmaz sizler için .. Pek tabii bu söylediklerim tarih ve siyaset severler için geçerli .. Yalnız hiç siyasi tarih okumayan bünyeler için dahi okuması keyifli ve rahat ... Türkçe meali : OKU İŞTE KARDEŞİM !!! Bu kadar anlattık yauw !! =))

    Son Not : Tabii burda bankacılık sistemiyle milletten cukkalanan parayı da hatırlatmakta yarar var ..

    1944' te Ons olarak karşılığı 35 dolar olan altının günümüzdeki karşılığı ne derseniz .. TAMI TAMINA 1500 DOLAR !! %98 DEĞER KAYBI ...

    TÜRKÇESİ HEPİMİZİ MONATARY SİSTEM ADINI VERDİKLERİ BU SİSTEM İÇERİSİNDE AKŞAM SİMİDİ GİBİ "ÇITIR ÇITIR" YİYORLAR !!!
  • Sonra gittin.
    Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
    Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini
    Bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim. Herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine.
    Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
    Kitaplar, aşk, her şey.
    Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım. Keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
    Sonra gittin.
    Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
    Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
    Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
    Söz dedim, söz verdim.
    Yüzüme bir daha çiçekli masa örtüleri sermeyeceğim.
    Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım. Söz dedim, söz verdim.
    Yüzüme bir daha çiçekli masa örtüleri sermeyeceğim.
    Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım. Söz dedim, söz verdim.
    Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
    Güneşi özledim, sonra seni
    Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.