• 464 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Yerleşik endüstri düzenine ve yatırımcı anlayışına uymayan bir girişimci. "Sıradışı" bu girişimciyi tarif edecek en güzel kelime. Bir sanatçı gibi tutkulu ve özgün, bir bilim insanı gibi dayanıklı, sabırlı ve şüpheci. Eskiler bilecektir Zip2 ve PayPal’ hatırlayacaktır. Elon Musk bu firmaların kurucusu. Şimdi ise Tesla, SpaceX, The Boring Company-Hyperloop, Open-AI, Nurolink ve Solarcity şirketlerinin sahibi. Kitap Elon Musk’un hayat ve girişimcilik yolculuğunu oldukça detaylı bir şekilde işlemiş. Öğrenilecek çok şey var. Sadece girişimci yanı değil çocukluk yıllarında da öğrenilecek çok şey var. Elon Musk iyi ve tutkulu bir girişimci. Günümüzde de popüler olan girişimlerinin tamamı ilköğretim ve lise yıllarında hayalini kurduğu ve insanlığa katkı sunmak istediği projeler. İnsan hayatına dokunacak ya da insanlığın temel ihtiyaçları karşılayacak fikirler. Çocukluk dönemi çok etkileyici. Meraklı olması ve sürekli hayallerinin olması onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği. Deli gibi de okuyor.
    Dünyanın en zeki insanlarının teknolojik oyuncaklara, internet hizmetlerine ve cep telefonu uygulamalarına odaklandığı dönemlerin başında, yani 90 ların sonu 2000’li yılların başında PAYPAL’ı satıp SpaceX firmasını kurup Tesla’ya yatırım yapan kahraman bir girişimci. Nicola Tesla’nın 21. Yüzyıl versiyonu diyebiliriz. Onun yarım bıraktıklarını tamamlıyor hissi uyandırıyor.
    Teknoloji girişimciliğinin kalesi olan silikon vadisi girişimcisi olan Elon Musk belki de teknoloji girişimciliğinin bu kısa tarihinde en fazla risk alan ve sürekli uçurumun kenarında gezinen bir girişimci. Herkesin kaldırabileceği bir hayat yaşamamış. Emeksiz yemek olmaz sözünün yetersiz kaldığı düzeyde bir mesaiden bahsediyorum. Zeka ve çalışkanlığın gerçek hayatın getirdiği tüm şansızlıklar karşısında neler yaptığını öğreniyorsunuz. Asla vazgeçmiyor. Girişimci adaylarının satır satır okuması gereken bir kitap. Belki birkaç defa okumalılar.
    Kitabı okuduktan sonra uzay endüstrisinin ne olduğunu dünyada kimlerin bu sektörde önde olduğunu ve bağlayıcılığını anlıyorsunuz. Kitap SpaceX ve Tesla yatırımları hakkında çok fazla detay veriyor. Mars’ta bir koloni kurmayı, içten yanmalı motora son vermeyi ve dünyanın enerji sorunu çözmeyi hayal eden birinin hikayesi bu. Bilinmeyi fazlasıyla hak ediyor.
    #okuduğunkitabıpaylaş
    #bilgiylekalın
    #arasınktaplığı
    #liamsisarabooks
  • 320 syf.
    1996-2006 yılları arasında ülkemizden çıkmış en önemli girişimlerden 10 tanesinin hikayesini dinliyoruz. Bu önemli girişimlerin sayısı aslında daha fazla ancak yazarın seçtikleri ve bazı firmalardan gelen olumsuz yanıtlar neticesinde bu 10 firmayı tanıma fırsatı buluyoruz.

    Mynet, Ekşisözlük, itiraf.com, Pilli Network, Yemeksepeti, Gittigidiyor, Nokta Medya, Cember.net, Grou.ps, Webrazzi.

    Bazılarını hepimiz biliyoruz, bazılarının adını ben ilk defa duydum. Bazıları en iyi olmayı sürdürüyor, bazıları ise ömürlerini çoktan tamamlayıp tarihin tozlu sayfalarının arasına karıştı bile. Hepsinin ortak özelliği; ülkemizden çıkmış, başarılı diyebileceğimiz seviyeye gelmiş girişimler olmaları.

    Girişime ilgisi olan kişileri gerçekten heyecanlandırabilecek, güzel bir kitap olmuş. Yazar, bu girişimlerin kurucularından dinlediği hikayeleri bizlere kaynakları da ekleyerek aktarmaya çalışmış. Yalın, sade bir dil kullanmış, girişim ile ilgili terimlerin de açıklamalarını dipnot olarak eklemiş.

    Söz kaynaklara gelmişken belirtmeden geçmek istemiyorum, dipnotlardaki kaynaklar tamamen linklerden oluşuyor. Bu başta bana çok garip geldi ancak kitabın temelinin teknoloji olması ve bu firmalar hakkındaki bilgilerin de sadece internette bulunabileceği gibi durumlar söz konusu olabilir. Yine de, kitabın basımından uzunca bir süre geçtikten sonra, eğer kaynağınız semih.blogspot.wordpress.dıdısı.mıdısı.com gibi kişisel bir blog adresi ise, kaynağınızın yerinde yeller esiyor olabilir.

    Kitap firma isimlerinin başlıkları ile on parçaya bölünmüş, son olarak bir bölüm de yazarın son sözüne ayrılmış, toplamda on bir bölüm var. Her bölümün sonunda, firma kurucuları çektikleri zorlukların ve başarılarının getirdiği deneyimle girişimcilere tavsiyelerde bulunmuşlar. Bu tavsiyelerin girişimciler için gerçekten önemli tavsiyeler olduğunu düşünüyorum. Yine de teknoloji çağında gündem ve arz/talep sürekli değişiyor. Bu yüzden her tavsiyenin günümüzde uygulanabilir olacağını düşünmüyorum. Okuyup faydalı gördüğümüzü almak en doğrusu.

    Genel olarak girişimcilerin hayatlarında şunu gördüm, çoğu gençlik yıllarında bir bilgisayara ve ülkemize yeni gelen internet bağlantısı imkanına sahip olmuş. O dönem için çoğu kişinin bulamadığı imkanlar bunlar. Biliyorum her şey maddi imkan değil ancak, dünyaca ünlü teknoloji firmalarını araştırırsak kurucularının bazı konularda şanslı olduklarını görürüz. Maddiyat, ebeveyn çevresinin geniş olması, ailede verilen iyi bir eğitim gibi. Yine de bunlar olmadan da başarılı olunabilir tabii ki.

    Kitabın sonunda, girişimcilerin okuyabileceği kitaplara yer verilmesi yüzümüzü güldürüyor. Ayrıca girişim ile ilgili internet sitelerinin, melek yatırımcıların, kuluçka merkezlerinin...vb linklerine yer verilen kapsamlı bir liste de kitabın sonunda yer almakta.

    Ben kitabı başarılı buldum ancak zaten girişimcilik ekosistemi içerisinde bulunan kişiler belki de bu bilgilerin çoğunu biliyorlar. Yani yeni girişimcilik konusunda meraklı ve henüz çok fazla bilginiz yoksa çok güzel bir başlangıç kitabı olabilir. Fakat uzun süredir bu işin içindeyseniz muhtemelen bu kitap size basit bir derleme olarak gelecektir.
  • 248 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Oldukça pratik bir girißimcilik kitabî. Baybars Bey kendini de tanıtarak başlıyor ve somut bir hizmet sektörü fikrine yönelik nasıl bir hazırlık yapılabileceğini çok güzel anlatıyor. Allah’ın ayetlerinde vurguladığı özel noktaları çok yerinde yüzümüze çarpıyor ki uyanalım. Atıl kapasiteyi kullanmak ve Önce Kazandır, sonra Kazan felsefeleri muazzam ama bence günümüzde bu iyice zorlaştı. İnsanlar karşılıksız hiçbir şey yapmıyorlar çünkü.
    Kadınların çalışmasının normal olduğunu Peygamber eşinin çalışmasıyla, bazı insanların patron olmasını, diğer insanları çalıştirmak maksadıyla, inanmayanların bile adaletli yönetilmesi gerektiğini yine ayetlerle çok güzel anlatmış.
    Kitabın sonunda genişçe yer alan kaynaklar kısmı oldukça işe yarar. Özellikle ihtiyaç tespiti kısmına bayıldım. Bazen girişimcilik çevrenin ihtiyacını çözmek olabiliyor diyor. Bu deyimini de desteklemis oluyor ve bölgedeki insanların, hayvanların, bitkilerin bile ihtiyaçlarını sorgulatıyor.
    Başka kitaplarını da okudum ancak bu kitabıyla Baybars Bey hakkindaki fikirlerim biraz daha netleşti. Bence kendisi basit metodlarla doğru sorunları düşünme ve çözümleme uzmanı. Çözüp çözmeyeceğine ise kapasitesi, zamanı, ilgi ve bilgisi hatta karşısındaki ekibe göre karar veriyormuş. Basit düşünmek hayattaki en zor şey olduğuna göre Baybars Bey’in başarısı da buradan geliyor olsa gerek...
  • 200 syf.
    ·23 günde·Beğendi·7/10
    Son yıllarda ülkemizde popüler olan girişimcilik destekleriyle filiz şirketlere ve melek yatırımcılara aşina olduk. Bu desteklerle benim gibi genç üniversite öğrencilerinin ise gelecekleri için üçüncü bir yol açılıyor: Genelde ailelerin istediği gibi devlete kapağı atmak, özel bir şirkette kariyerine başlamak ya da kendi işini kurmaktan geçiyor. İşte bu noktada kendi işinin patronu olmak isteyen gençler kendilerini girişimci olmaya adıyorlar. Ülkemizdeki desteklerle bende bu yola bir yerinden başlamaya karar verdim. Çünkü şuan eğitimime devam ettiğim için bir yerde çalışmam zor ve hayatımın geri kalanında girişimcilik için başka vaktim olmayabilir. Şuan kaybedecek bir şeyimde olmadığı için neden denemeyeyim ki? İşe nasıl başlayacağımı bilmediğim için önce girişimcilikle ilgili birkaç kitap okumaya karar verdim ve bu popüler kitaptan başladım. Çünkü çoğu kitap kurulan işin nasıl geliştirileceğini anlatıyorken bu kitap en başından nasıl bir iş kurulacağını anlatıyor. Kitabın en çok ilk ve son bölümlerini beğenerek okudum. İleriki zamanlarda bu bölümleri tekrar tekrar okumayı düşünüyorum. Ayrıca prensip olarak kitap çizmeye karşı olmama rağmen epey uzun bir süre sonra ilk defa kitapta cümlelerin altlarını çizdim ve sizinle paylaşmak istedim. Çünkü bu kitabın hayatımda bir dönüm noktası olmasını istiyorum. Umarım günümüzde herkesin bir girişimcilik furyasına kapılıp gittiği, genelde işten çok laf üreten kesimden olmak istemiyorum. Burada bazı bilgileri paylaşıp kendi derdime deva bulamayanlardan olmayı pek istemem. Gelelim kitabın önemli bölümlerine;
    Giriş;

    · Ama girişimciliğin özü yapmayı öğrenmek değil, yapmaktır.
    · Girişimci, geleceği farklılaştırmak isteyen insanların içinde bulundukları ruh durumudur.

    1.Başlama Sanatı;

    · İşin gerçeği, insan kendini kanıtlamış bir girişimci oluncaya kadar –hatta sonrasında bile- hiç kimsenin onun girişimci olup olmadığını bilemeyeceğidir.
    · Bir anlam yaratmak istiyor muyum?
    · Mükemmel bir ürün ya da hizmet geliştirmek için beklemeyin. İyi, zaten yeterince iyidir. İleride ürününüzü geliştirecek çok zamanınız olacak.
    · Başarılı şirketler en azından iki, ama genellikle daha fazla ruh eşi bularak işe atılmış ve başarıya ulaşmışlardır.
    · Konuyu gidip kadınlara sormanız –yalnızca kadınlara.
    · Fikirlerini serbestçe anlatmakla kaybedeceğinden daha çok kazanacakların var-geribeslenim, bağlantılar, açılacak kapılar.
    · Bir iş ortağı bulabilirsin. Bu da seninle omuz omuza çalışmaya hazır ve yetenekleri seninkileri tamamlayacak birisi olmalı.

    2.Konumlandırma Sanatı;
    · Girişimcilik bir savaş değildir, bu nedenle girişiminizi de savaş terimleriyle tanımlayamazsınız.
    · Buradan çıkartılacak ders şu : Ürün ya da hizmetinizi olabildiğince kişisel konumlandırın.

    3.Sunum Sanatı;

    · 10 slayt/ 20 dakika/ 30 punto kuralı

    · Sunum yapmanın amacı, satışı bitirmek değil, ilgiyi tetiklemektir.
    · Konuya hakim olduğunuzu göstermeye yetecek kadar ayrıntı verin, vizyon sahibi olduğunuzu göstermek için de yeterince fantezi kurun.
    · Sunum yaparken kendinizi videoya kaydedin. Eğer videonuzu rahatsızlık hissetmeden izleyebiliyorsanız, aynen devam edebilirsiniz.

    4.İş Sanatı Yazma Sanatı

    5.Özkaynaklarla Yaşama Sanatı;
    · Halihazırdaki durumu ile bu ürün ya da hizmeti anneme ve babama kullandırır mıyım? diye sormaktır. Eğer yanıtınız evet ise, hiç durmayın piyasaya sürün.
    · Eğer biri ölçüleceğini ve hesap vereceğini bilirse, başarı motivasyonu da çok yükselir.

    6.Eleman Alma Sanatı;

    · Çoğu kişi, bir iş arayışında karara varmanın tek mihenk taşının adayın kendisi olduğunu sanır. Biraz daha aydın olanlar buna adayın eşini de katarlar.
    · Bir adayın tam boy resmini çizebilmek için, en azından iki üstü, iki eşdeğeri, iki astı ve iki de müşterisiyle konuşmalısınız.

    7.Sermaye Oluşturma Sanatı;

    · Yatırımcılar, fikirlerle karşılarına gelen insanları değil, onları uygulayacak insanları ararlar. Fikirler kolaydır. Uygulamak ise zordur ve para da asıl buradadır.

    8.Ortaklık Sanatı

    9.Marka Yaratma Sanatı;

    · Konuşma Sanatı; İlginç bir şeyler söyleyin, şık giyinin, öyküler anlatın, çocuklarınızdan söz edin, kendinizle dalga geçin, sohbet edercesine konuşun

    10.Yağmuculuk Sanatı

    11.Adam Olma Sanatı

    Para genellikle adam olmayanlara geri döner. Eğer Tanrı’nın para hakkında ne düşündüğünü anlamak isterseniz, kimlere verdiğine bakın!
    · Başarının aklımı başımdan almasını önlemek için hastalık ve ölümü düşünmek birebirdir.

    Kitap MediaCat yayınları tarafından basılmış olup toplam 199 sayfadır. Pek çok girişimcilikle ilgili kitapları olan eski bir Apple çalışanı Guy Kawasaki’ye bu kitabı için teşekkürlerimizi sunuyoruz…
  • 400 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Merhaba arkadaşlar. Bu YENİ yazan kitapla sitede 1. kitap ayrı ayrı eklenmiş ama içindekiler aynı değil mi? Yani ben yeni yazan kitabı okuyorum ama bu ilk kitapla aynı aslında. April, yeni bir baskı yapmış sadece. Kitabın içeriği oldukça şaşırtıcı çünkü bu tarz kitapları genellikle gözlemci bakış açısıyla okuyoruz. Yani daha açık vermek gerekirse ABD – Irak savaşını bir İranlı sınırdan gözlemliyor bizde onun anlattıklarını okuyoruz bu tarz kitaplarda. Bu kitabın farkı ise aynı savaşı anlatan bu sefer savaşa katılmış, savaşın sonuna kadar o bölgede kalmış bir ABD Generali. Kitabın en temel farkının bu olduğunu belirtmek gerek.

    Ekonomi çok ilgi duyduğum bir alan, keza Kapitalizm de öyle. Yani bunu işte Kalp, Ciğer, Beyin gibi organlara benzeten var ama ben direkt olarak bunların yerine KAN tanımlaması yapıyorum. Ekonomi KAN’dır. Kan olmadan hiçbir organın, hiçbir hayati faaliyetin gerçekleşmesi mümkün müdür? Bu kitapta da kime ne yapılmış, kim nelerle karşılaşmış, nelerin üstü örtülmüş 4 kitaplık bir serinin ilk kitabı olarak başlıyoruz buna.

    Kitabı her detayıyla incelemek, her konuyu ayrı ayrı anlatmayı çok istiyorum ama imkanı yok diyebilirim. Gene de elimden geldiğince anlatmak istiyorum. Kitabın girişince güzel bir açıklama var (alıntıladım) ve hemen ardından da bir itiraf geliyor. Kitabı Ekvador Başkanı Jaime Roldos ve Panama Başkanı Omar Torrijos’a ithaf ettiği hakkında. Bu iki adamın (büyük adamın) ortak yönü ne biliyor musunuz? Uçak kazasında hayatlarını kaybettikleri ve ikisinin ölümünün de kaza olmadığı; aksine, küresel imparatorluğu amaçlayan kardeşlere karşı geldikleri için öldürüldükleri itirafını okuyoruz. İtiraf diyorum çünkü bir tetikçinin anılarını okuyoruz burada. Yazar sayfa 16’da da bu durumu şu cümlelerle açıklıyordu: ABD şirketlerinin dokunaçlarını dünyanın her tarafını sarmasına yardım ettiğimiz hatıralarım peşimi bırakmıyordu. Yoksul ülke liderleri direndiğinde verilen rüşvetleri, yapılan şantaj ve tehditleri, ülkelerini borçla köleleştirecek kredileri almayı reddettiklerinde CIA çakalları tarafından tahttan indirilmelerini veya suikasta uğramalarını aklımdan bir türlü atamıyordum.

    Bir ölüm ekonomisinden de bahsediyoruz aslında. Peki nedir bu? Ölüm ekonomisi; kendisi için önem taşıyan kaynakları giderek daha çok tüketen ve aynı zamanda da soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu ve gıdalarımızı zehirleyen sürdürülemez bir ekonomidir. Birbiriyle bağlantılı ve sadece dünyanın en zengin ailesini daha da zenginleştiren bir düzen.

    Daha bunlar kitaba başlamadan anlatılan şeylerin özetinin özeti bir de. Şimdi dilerseniz ve sabırlıysanız kitaba geçelim. İlk bölüm 1963-1971 yıllarını kapsıyor. Burada bir Ekonomik Tetikçinin nasıl doğduğuna hep beraber şahit oluyoruz. İsmi komik gelebilir ama bu insanlar darbeye en iyi zaman hazırlayan insanlar. Yani biliyorum çoğumuz öğrenciyiz ama çalışanlar bilir, her zaman öncelik SAĞLIK lakin parasız kalmak en dar görüşüyle EV EKONOMİSİNİN kötüye gitmesi bile ne hale getirebiliyor bizleri. Bir de bunu ülke ekonomisinde düşünün (gören görüyordur gerçi) ve bu ekonomi sürekli olarak borçlanıyor. Nereye kadar devam edebilir sizce? Yani kitaptan bağımsız bakabiliriz buna, misalen ülke 2 TL üretsin, sonra bunun 1 TL da faizi olsun. Ne yapar? 3 TL. Ürettiği parayı geri verse bile 1 TL borcu kalacak, gene 2 TL üretsin ve borcunu kapatsın, 1 TL artacak ve borcu 2 olacak yani 2’e katlanacak. Bu durumda ürettiği paralar borcunun faizini ödemeye yetmeyecek ve sürekli borçlanacak. Böylece mahkum edilecek. Bunu atlatmanın tek yolu var ya neyse.

    Yine ortada bizlere pek gözükmeyen ama Ekonomistlerin çok sevdiği bir ülke var. Endonezya. İspanya, Hollanda, Portekiz, Japonya gibi ülkelerin ele geçirmek için çalıştığı, başaramadığı bir adalar ülkesi. Düşünsenize birçok ada var ve her adanın kendine göre inanışı var. Bunları birleştirmeye çalışıyorsunuz. Bunları birleştiren birisi de var ve tabii artık yok. Endonezya ekonomisinin durumunu şimdi bile araştırabilirsiniz. Konumunu ve zenginliklerini. Ancak ekonomisini değil dolarla, Türk lirasıyla bile kıyaslamak imkansız. O derece değersiz bir ekonomiye sahipler. Yazar burada neler yaptıklarını, nasıl bir vurguna ortak olduğunu oldukça açık anlatıyor.

    İkinci bölüm ise 1971-1975 arasından bahsediyor. Burada da özellikle Panama çok dikkatimi çekti. ABD’nin dünyaya egemen olma hayalini nasıl adım adım gerçekleştirdiğini ve akla hemen gelen petrol olayıyla değil elektrikle bile bunu nasıl başardığını okuyoruz. Beni en çok şaşırtan da bu olmuştur buraya kadar ki bölümlerde. Amerika’nın komünizme neden karşı olduğunu görüyoruz. Rusya dışında tüm komünist ülkelere neler yaptıklarını görüyoruz. Sayfa 80’de şöyle bir cümle okuyoruz: dinleri, inançları, ideolojilerinin arkasında bir temel yok. Görüşleri böyle olunca yaptıkları da belli. Rusya’yı da yakında çökerteceklerine inanıyorlar.

    Panama dedim farklı bir yere gittim. Panama’nın bir halk kahramanı var, gerçekten de kimseye boyun eğmeyen ve sadece halkına hizmet eden. Omar Torrijos. Tüm orta ve alt sınıfın desteğini alan, evsiz sınıfına destek olan, politikacıların giremediği semtlerde toplantılar düzenleyen, kendi sınırlı mali kaynaklarını (sınırsızlar halktan kaçıyor) da hastalık veya bir felaketle boğuşanlara bağışlayan birisi. Sonradan şöyle bir cümle duyacaksınız Sam Amca’dan: Size sınırsız özgürlük verdik ama bak onu ne hale getirdiniz. Bu cümleyi ben kurdum ama Omar Torrijos’un şu cümlesine olan hayranlığımdan: İdeal özgürlüktür, bir ideali yok edecek füze henüz icat edilmemiştir!

    Yine bu bölümde Arabistan ve tabii ki petrolleri konu ediliyor. Burada dikkatimi çeken bizim ET’nin basit bir Keçi’den yaptığı projeler oldu. Keçiler sokaktaki çöpleri yiyerek temizliyordu Arabistan’ı ve bunun yerine kurulacak petro kimya tesisleri ve sanayi siteleri projeleri bizimkinin aklına gelmişti. Büyük bir altyapı inşaatı, bunu yapan ABD ve ona mahkum edilecek ve petrolü ucuza alınacak bir Arabistan. Sonuçta Araplar çöp toplamayı sevmediklerinden işçilik de yapmayacaklar o işi de küçümseyecekler ve bu sefer de dışarıdan binlerce ucuz işçi getirtilecekti. Bu da fakir Müslüman ülkelerden yapılacaktı. Onlar için AVM, eğlence merkezleri, tesisler vs inşa edilerek kazandıkları para da gene iş verenlerine dönecekti. Oldukça zeki bir sistem.

    Üçüncü bölüm 1975 – 1981 yılları arasını kapsıyor. Panama, İran, Kolombiya ve Ekvador ülke ziyaretleri ve istifasının nasıl gerçekleştiğini okuyoruz burada yazardan.

    Dördüncü bölüm 1881 – 2004 yılları arasını kapsıyor. Oldukça dolu bir bölüm. Ekvador ve Panama başkanlarının ölümleriyle beraber burada şahit olduğumuz bir diğer durumsa yakın dönemde de ortaya çıkmış Venezuela krizinin daha evvelden de yaşandığı. Gene konu tabii ki petrol.

    Son ve kitaba yeni eklenen bölümse 2004 yılından günümüze konu ediliyor. Tabi bundan 2 sene öncesi kadarına çünkü 2017 çıkışlı bir kitap. Bu bölüm acayip dolu diyebilirim. Bir zehirlenme şüphesiyle başlıyoruz kitaba. Seyşeller, Ekvador, Honduras, Vietnam, Çin ve İSTANBUL!

    O halde sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Sadece 27 liraya dünya düzenini değiştiren insanların kimler olduğunu öğreneceğiz. Kitapta bir de tavsiyeler bölümü var ki oradaki maddelerin çoğunu girişimcilik adı altında kiralık lüks arabalarıyla video çekip eğitim setleri satanlar yüzlerce dolara pazarlıyor. Yazar, gerçekten de dopdolu bir kitap bırakmış bizlere. Bunun devamının olması bir yandan merakımı cezbederken diğer yandan da DAHA NE OLABİLİR Kİ korkulu düşüncesini gözler önüne seriyor. Mutlu geceler, iyi okumalar dilerim..
  • 200 syf.
    ·7 günde·7/10
    Özellikle satış, pazarlama, girişimcilik ve işletmecilik ile ilgilenenlere tavsiye edilebilir. Kitabın konu başlıkları yazarkasayı icat eden aynı zamanda iyi bir satış uzmanı olan John Patterson'un 32 sözüyle (hemen altında da o manaya paralel kendi sözüyle) sürdürülmüş. Bu 32 ilkeyi de yarım yarım bir ilkeyle de birbirine bağlıyor. Okuması kolay, çabuk bitirilebilecek bir kitap.