• 400 syf.
    ·5 günde
    Başlarken kitabın en başında başlıca kişilerin tanıtımını görünce gözüm korktu çünkü karakterler fazla ve hepsi birbiriyle bağlantılı. Kişileri tanısam da aradaki bağlarını hep unutacağımı düşünüyordum. Ama yazar öyle güzel anlattı ki olayların içinde yaşadım ve şimdi karakterlerin hislerini, duygularını bile çok iyi biliyorum. Olaylar iki ev arasında geçti insanlar da hep o iki evin bireyleriydi. Bazen olaylar çok hızlı ilerliyor kitabın sonlarına olay kalmayacak diye düşündüm ama her bir olay bitişinde daha garip bir olay başladı. Karakterlere karşı bazen çok kızdım bazen güldüm bazen de şaşkınlık içinde kaldım. 390 sayfada dolu dolu geçti. Tavsiye edilecek bir kitap. Kitap okumanın en güzel yanı bu belki de ; Birçok insanla tanışıp duygularına ortak oluyorsun. ^^
  • Samimiyetin belirtisi gözler dürüstlüğün ifadesi tutulan sözlerdir!

    Seni içimde yaşatmak için neleri öldürdüm bir bilsen.

    Giderken Allaha emanet ol dedi! Güldüm zaten başka kimim var ki?

    Kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.

    Sevmek bazen vazgeçmektir. Kimine göre gidenden kimine göre kendinden.
  • 368 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Romantik komedi sevenler için muhteşem bir kitap. Bu tarz sevenlerin okuması gerekir diye düşünüyorum. Ve gülmek istiyorsanız.... Kitabı okuduğum çoğu yerde güldüm. Kitabı okurken eğlendim. Beni yormadan, zorlamadan kitabın içine çekti yazar...
    Kitabı kendinize bir mola tanımak istediğiniz anlarda okumanızı tavsiye ederim... İyi okumalar...
  • 272 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Aziz Nesin’in mizahı ve diliyle okurken çok keyif aldığım bir romandı. Bütün karakterler bir yerden tanıdık geliyor ve direkt içimizden birileriyle bağdaştırabiliyoruz. Okurken bütün duyguları hissedip yeri geldiğinde güldüm, yeri geldiğinde fazlasıyla kızdım. Toplumdaki düzen, düzenbazlık, en çok da bunlara bile bile göz yuman halk akılda kalıcı ve güldürücü bir şekilde anlatılmış.
    «Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz...Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz.»
    Önemli olan kendi zübüklüğümüzden kurtulabilmek. Önemli olan halkı zübüklükten kurtarabilmek. Ama halkı yönetenler de en ala birer Zübük olduktan sonra...
  • ... “Ama benim aklım Süleyman’ın gençlik arkadaşını boğdurmasına takıldı. Niye yaptı acaba bunu?”
    “Normal bir nedenden dolayı: İktidarda olduğu için.”
    “Her iktidar adam öldürür mü?”
    “Evet! İktidar zulüm demektir. Hele denetlenemeyen iktidar.”
    “Peki, iyi insanlar iktidara gelirse?”
    “Öyle şey olmaz!”
    “Neden?”
    Acı bir gülümsemeyle açıkladı:
    “İyi insanlar iktidara gelemez, gelse bile iktidar onu bozar, zalim yapar.”
    Güldüm.
    “Kusura bakmayın ama profesör, sizin aklınız Hitler’e takılı kalmış. Her iktidar öldürür ne demek. Şimdi ben, saçma bir şey ama, iktidara gelsem öldürür müyüm sizce.”
    Omuzlarımdan tuttu, gözlerimin içine baktı.
    “Evet!” dedi. “Siz bile öldürürsünüz. Çünkü iktidar olmanın başka yolu yok. Eskiden daha açık yapılıyordu, şimdi daha gizli.”
    Ellerini çekip daha yumuşak bir sesle devam etti.
    “Dolaylı olarak öldürürsünüz, ölümlere neden olursunuz, ama bir şekilde, iktidarınızın sürekliliği öldürmeye bağlı olur. Belki şu anda böyle bir şey yapamayacak bir yapıdasınızdır. Ama iktidar yolu zorlu bir yoldur. Uzun bir yoldur. İnsanı dönüştüren bir yoldur. Ancak iktidara hazır hale geldiğinizde, gerektiği kadar değiştiğinizde, bu yolu tamamlayabilirsiniz.”
  • 629 syf.
    ·3 günde·10/10
    İnce Memed 3'ü okurken bir yandan uzun bir kitap olduğu için ilerlesin diye her fırsatta okudum bir yandan da bazen bitmesinden korktum.Farklı düşünenler olacaktır ama üçüncü kitap benim seride en sevdiğim kitap oldu.Neden?Çünkü bu kitabı daha felsefi buldum,daha fikri açıdan derin buldum.Mesela ikinci kitapta Memed "Biri gidiyor biri geliyor,bu nemektir?" Diye sorduğu sorulara bu kitapta çok güzel cevaplar buldu.Yani kitabı nasıl anlatsam bilmiyorum tadına doyamadım.Özellikle Anacık Sultan'ın tekkesinde geçen diyaloglar beni çok etkiledi.Yalıtılmış,özü alınmış bir bilgelik hissettim bazı satırlarda.Heh işte dedim ben de böyle düşünüyorum.Bir de kitabın dağda değilde Çukurova'da geçen kısmında Topal Ali ve Murtaza Ağa'nın yaşadıkları hem kırdı geçirdi hem de düşündürdü beni.
    .
    .
    .
    İnce Memed mecbur adamın romanıdır demiştik,serinin üçüncü kitabında Yaşar Kemal bunu da çok iyi anlattı ki Memed mecburdur.Bazen böyledir işte yiğidin alnına yazılan olur.Mustafa Kemal mesela evinde oturup da ülkenin işgal edilmesini izleyemezdi çünkü o da mecburdu başkaldırma kurdu vardı içinde.Bunun dışında yağız atın tazıyı kovaladığı sahnede çok güldüm oh dedim iyi oldu sana.Ince Memed bu ülkeye büyük bir edebi mirastır,okumayan her kim var ise ne okusam diye düşünüyorsa,popülist değil Anadolucu,edebiyata değer veren,insana ve köye ve mücadeleye ve adalete ve toprağa ve bitkiye ve hayvana ve saygıya ve seygiye değer veren biriyse ilk bu kitabı okusun.