• Sen bir harf misin, alfabenin tümü mü? Sen bir nota mısın, şarkının kendisi mi? Sen bir çiçek misin, bahçenin tamamı mı? İnce uzun bir dal mısın kalın ve köklü bir ağaç mı? Bütün müsün değil misin?
    Sen kimsin?

    Görülene odaklanan zihin, görülmeyeni görmezden gelir. Görünen ya da gördüğünü sandığın, gerçek değil, senin algın ve algılamanla kısıtlı olandır. Hayatta en önemli olan şey, düşmanla savaşmak değil, düşmanı dosta çevirebilmektir. Karanlık aydınlığın yüzkarasıdır; cehalette bilginin gölgesidir. Bildiğini görmek ayrı, baktığını görmek apayrıdır.

    Bir delinin dengesizlik düzenini yakaladığında gerçek huzur nedir anlayabilirsin. Benim gibi olmayan herkes ve her şeye cephe alırsam, herkes benim gibi olursa ne kadar iyi olur acaba? Karşına kendinin çıktığını düşün ve dışarıdan bakıp izle. Kendini ne kadar sever, ne kadar onaylardın? Karşında duran şahsına ne kadar değer verirdin?

    Farkındalığı olmayan insan, olan biteni tesadüf sanır. Şikâyet insan doğasıyken, şükretmek öğrenilir. İstediğin kadar isteyedur, hayat sana sadece ederin, değerin kadar verecektir. Üzülme çünkü biçtiklerin, kendi ektiğin tohumlardır. Şaşırma. Sevgi, alışveriş değil; verişalıştır.

    Sahiplenmeye çalıştığın herkesin ve her şeyin esiri olursun. Hayata tanık ya da seyirci olma: Yaşa. Değişim yeniliktir, farklılıktır ve çoğu insan sonucunu bilmediğinden, getirisini önceden göremediğinden yeniliklerden kendisini sakınır. Yenilikten kaçmak sürekli bildiğini tekrar etmektir. İnsanoğlunun en büyük cahilliği kendini okuyamamasıdır. Öz'ünü dışarıya yansıtmazsan, gösterdiğin kişiye sen de katlanmak zorunda kalırsın.

    Zengin fakirin halinden anlamazsa, tok olan aça yardım etmezse, mutlu olan mutsuza el uzatmazsa, sen ve ben birbirimizden ayrı kalıp herkese yetecek olanı pay etmezsek, bu dünya nasıl tamir olacak? Her şeyi bildiğini zanneden cahil insanlar vardır; hiç bir şeyi bilmediğinin farkında olan bilgeler de.

    Bu başkası da geldiğinde yine aynı şeyleri deneyimlemeye başlarım. İşte bu yüzden asırlardır guruplar, topluluklar, ordular, sürüler, kabileler, millet ve devletler kurulmuştur. Bunlar teklik halinden bütün haline getirmek için niyet edilen ancak Birlikten uzak bir beraberliğin temelinin atılışıdır.

    Aslında kelimelerin ağırlığı yoktur, ona anlam yükleyenlerin taşıyacağı yük vardır. İnanç olmadan ne kader kurgusu, ne de karar olgusu anlam taşır. Verdiğin kararları uygulamaya başladığında, seni yolundan çıkaracak tüm güçler de devreye girecektir.

    Sen bilinmeyenin içine girip korkularınla yüzleşirsen çözüm de orada bulunacaktır. Kendini tanıyıp, okumaya başlamak, hayat alfabesini anlamanın anahtarıdır.

    Özgürlük seçenekler içinde bir seçenekken, bencillik de benler içinden seçtiğin bir ben'dir." Ölümlü gibi yaşayan erteleme yapmaz. Hayatı uzunluğuna göre değil derinliğine göre yaşamayı öğren... Ebediyet sonsuz zaman değil, aksine zamansızlık ve sonsuzluktur.

    "Her şey benimle başlar, benimle tamamlanır ve benimle biter."
  • Şaman'a sormuslar: Zehir nedir?
    Yanıtlamış: İhtiyacımızdan fazla olan herşey zehirdir!
    Bu güç olabilir veya tembellik, yiyecek, ego, hırs, ihtiras, kendini beğenmişlik, kıskançlık, korku, öfke, nefret, hatta iyi niyet..

    Ne kadar doğru..
  • Şaman'a sormuslar: Zehir nedir?
    Yanitlamis: İhtiyacimizdan fazla olan hersey zehirdir!
    Bu güc olabilir veya tembellik, yiyecek, ego, hırs, ihtiras, kendini begenmislik, kıskançlık, korku öfke, nefret, hatta iyi niyet..
  • "Şu dünyada hiçbir şey zıttı dışındakilere egemen olmamalıdır; hiçbir güç diğerlerini ortadan kaldıramamalıdır. İnsanlığın uyumu en uyumsuz notaların özgürce yayılımından doğmuştur. Ortodoksluk bilimi öldürmeyi başarırsa sonrasında ne olacağını biliyoruz; Müslüman dünyası ve İspanya bu görevi fazlasıyla bilinçli bir şekilde tamamlamış olduğu için ölüyor. Eğer rasyonalizm ruhun dini ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmadan dünyayı yönetmek isterse... Fransız Devrimi böyle bir hatanın sonuçlarını bize öğretebilir. Büyük inceliklerle ancak dürüstlük olmadan ilerletilmiş sanat içgüdüsü, Rönesans İtalyasını tehlikeli, kötü bir yere dönüştürmüştür. Bıkkınlık, aptallık ve vasatlık iyi niyet ve Hıristiyanlık ruhu bahanesi altında sanatı ortadan kaldırıp bilimi bayağı bir şeye indirgeyen bazı Protestan ülkelerin cezası olmuştur. Lukretius ve Rahibe Teresa'nın, Aristophanes ve Sokrates'in, Voltaire ve Assisili Francesco'nun, Raphael ve Vincent de Paul'ün aynı ölçüde var olma hakkı vardır ve insanlık onu oluşturan unsurlardan biri bile olmasa noksan kalır."