Vampirler, zombiler, kurtadamlar, fareadamlar ve daha bir çok doğaüstü yaratıkların içinde bulunduğu uzun soluklu bir seriye daha başlamış bulunmaktayım. Bu yaratıkların içinde beni en şaşırtansa güller oldu. Kısa bir süre önce Tokyo Gül serisine başlamıştım ve mangalardan sonra burada güllerle karşılaşmak şaşırtıcıydı :)
Kitabı beğenip beğenmemek kısmında ise biraz kararsız kaldım. Çünkü epub okudum ve bazı kısımları eksik, bölük pörçüktü :( Ama yinede beni kendine çekmeyi başardı. Karakterler güzel oturmuş bence olayların tek vampirler çevresinde geçmemeside etkili olmuş. Phillip’e üzülmedim desem yalan olur. Ama bir şekilde baş vampir Jean-Claude’ nin önünün açılması gerekiyordu.
Bakalım Anita Blake yani namıdiğer Cellat’ımızın başına ikinci kitapta neler gelecek.
Anita Blake;
“Hayatta olmak beni niye şaşırtacaktı ki?” Nikolaus beni zehirlemişti. Eminim korkacağımı düşündü. Ki haklıydı. Olsun ben bütün uyanış saatlerimi korktuğum şeylerle yüzleşip onları yok etmeye harcadım. Bin yaşındaki usta bir vampirle uğraşmak zor bir görev ama her kızın bir amacı olmalı, değil mi?