Önceden amacımız için bedenimiz ve zihnimiz ile birlikte ruhu-
muzda koşuyordu.
Ruhumuz koşmayı bırakınca; maneviyat kalmayınca, bedeni-
miz ve zihnimizle ancak bir süre yola devam edebildik.
Sonrasında; heyhat, amaç bir yerde, biz bir yerde kaldık.
Sana yalan söyleyene kızıyorsun.
Oysaki yapman gerekenleri yapmayarak ya da öteleyerek; yala-
nı en çok sen kendine söylüyorsun.
Beni anlamıyorlar diye sağa sola sitem ediyorsun; oysaki vicda-
nın dediklerini dinlemeyerek öncelikle sen kendini anlamıyorsun.
Bana haksızlık ediyorlar, bana yanlış yapıyorlar diyorsun.
Oysaki edindiğin ve var olan doğrulara, tecrübelere göre ha-
yatını yaşamayarak, Allah’ın emir ve yasaklarına uymayarak, en büyük
haksızlığı ve zulmü sen kendine yapıyorsun.
Sana yalan söyleyene kızıyorsun.
Oysaki yapman gerekenleri yapmayarak ya da öteleyerek; yala-
nı en çok sen kendine söylüyorsun.
Beni anlamıyorlar diye sağa sola sitem ediyorsun; oysaki vicda-
nın dediklerini dinlemeyerek öncelikle sen kendini anlamıyorsun.
Bana haksızlık ediyorlar, bana yanlış yapıyorlar diyorsun.
Oysaki edindiğin ve var olan doğrulara, tecrübelere göre ha-
yatını yaşamayarak, Allah’ın emir ve yasaklarına uymayarak, en büyük
haksızlığı ve zulmü sen kendine yapıyorsun.
“Daha bundan büyük ne acı olabilir ki?” deme!
Acılardan büyük acılar var.
“Daha bundan başka ne mutluluk görebilirim ki?” deme!
Mutluluklardan güzel mutluluklar var.