• 320 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Öncelikle, başlamadan önce kapitalistler bi geri çekilsin çünkü bu kitap sosyalizmin kapitalizmle savaşı ve kapitalizmin toplum üzerindeki etkisi üzerinedir.
    Kitap, Avis Everhard’ın kocası Ernest Everhard’I anlattığı, “Demir Ökçe” denen oligarşinin işçi sınıfını, halkı nasıl ezdiğini, onların üzerinden zengin olup, yönetimi ele geçirip yine onlara köle muamelesinde bulunduğu bir dönemi anlatır. Kitap distopya edebiyatını öncüsü olarak anılıyor ve George Orwell’i 1984 kitabını yazma konusunda etkilemiş, ona ilham kaynağı olmuştur. Tıpkı 1984’deki Okyanusya’nın vatandaşlarını ezmesi gibi bu kitapta da Demir Ökçe halkı ezmek, onlar üstünden zenginliklerine zenginlik katma amacındadır. Kitapta azınlık zenginler dünyayı yönetecek güce sahiptir -ki günümüzle kıyasladığımızda kitapta anlatılanların bizim yaşadıklarımıza ne kadar yakın olduğunu görmek hayli korkutucu ve düşündürücü. Sanırım tam da bu yüzden bazıları için bu kitabı okumak zor olabiliyor. 1984 bilim-kurgu içeriğiyle sindirmesi kolay bir kitapken Demir Ökçe’nin içinde hiçbir bilim-kurgu ögesi olmaması, gerçek insanlardan, gerçek ülkelerden, konumlardan bahsetmesi, bu distopyanın gerçeğe ne kadar yakın olabileceğini okuyucuya gösteriyor. Jack London’ın ileri görüşlülüğüne hayran olmamak elde değil. 1907 değil de 2007 yılında yazılmış bir kitap okuyorsunuz sanki. FBI’ın kuruluşunu, 1.Dünya Savaşı’nı ve ilk sosyalist devletlerin uzun ömürlü olmayacağını, önünde sonunda kapitalizmle yönetileceğini tahmin ettiğini görebiliyoruz.
    İroniye bakın ki London’ın tekelleşme ve kapitalizmle ilgili uyarıları insanlara yeterince ulaşamamış olmalı ki kitapta anlatılanların hemen hemen aynısını yaşıyoruz. Kitabın edebi bir dili ve karakterlerin derinliği olmadığı açık fakat politik bir kitap ve sosyalizm öğreticisi olarak düşündüğümüzde okunmaya değer.

    Bu kitabın üstüne The Corporation adlı belgeseli de izlemeniz tavsiye edilir.
    https://youtu.be/1VSZicprNUw