Tarık Buğra Yüceler

Tarık Buğra Yüceler
@jacklivezhere
O sırada birbirimize anlatamayacağımızı hissediyor olmakla birlikte, gördüğümüz şeyi -her ne kadar açıkça ifade etmeye dayanamıyor olsam da- hiç yalana dolana sapmadan anlatacağım. Okura ulaşan sözcükler, gördüğümüz şeyin dehşetini ifade etmekten son derece acizdir. Bilincimizi öylesine dumura uğratmıştı ki, nasıl olup da düşündüğümüz gibi fenerlerimizin ışığını kısarak ölü kente çıkan doğru tünele girmiş olduğumuza şaşıyorum.
Sayfa 137 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
İnsanın içini korkuyla dolduran bu duvarları dinozorlar çağında yükselten ve içinde yaşayan şeyler elbette dinozorlar değil, çok daha fena şeylerdi. Önemsiz yaratıklar olan dinozorlar yeni ve neredeyse beyinsizdiler - oysa kenti inşa edenler akıllı ve eskiydiler ve neredeyse milyar yıl önce kayalar... dünya üzerinde yaşamın hücre düzeyini aşmadığı bir dönemden kayalar... dünya üzerinde gerçek yaşam başlamadan önceki kayalar üzerinde birtakım izler bırakmışlardı. Onlar bu yaşamın yaratıcıları ve köleleştiricileriydiler ve Pnakotic Elyazmaları'yla Necronomicon'un korkuyla ima ettiği eski korkunç efsanelerin kaynağı olduklarına hiç kuşku yoktu. Onlar, dünyanın henüz genç bir gezegen olduğu dönemde yıldızlardan süzülerek gelen -tözlerini yabancı bir evrimin biçimlendirdiği ve güçleri bu gezegenin yetiştirdiği her şeyden üstün varlıklar olan- "Yüce Eskiler"di. Daha evvelki gün onların milyonlarca yıllık fosilleşmiş parçalarına bakmış olduğumuzu... zavallı Lake ile arkadaşlarınınsa onların eksiksiz bedenlerini görmüş olduklarını düşünmek...
Sayfa 86 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
Oymaların, hiçbir yanlış yorumlamaya yer bırakmayacak kadar iyi durumda bulunduğu bir kesitine geldiğimiz an, kısa bir inceleme iğrenç hakikati - birbirimize çıtlatmaktan özenle kaçınmış olmamıza karşın daha önce Danforth'un da benim de kuşkulanmamış olduğumuzu söylemenin fazlasıyla saflık olacağı hakikati- anlamamıza yetti. Milyonlarca yıl önce, insanın ataları henüz ilkel memelilerken ve kocaman dinozorlar Avrupa ve Asya'nın tropik bozkırlarında dolaşırken, bu korkunç ölü kenti inşa eden ve içinde yaşayan varlıkların ne menem şeyler olduğu hakkında aklımızı esirgeyecek hiçbir kuşkuya yer kalmamıştı.
Sayfa 85 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
Danforth'un, -salt sinirsel bir yanılsama olsa bile- yalnızca kendisinin gördüğünü düşündüğü ve belki de kendisi için bardağı taşıran son damla olan şey hakkında açık açık birkaç söz etmesini isterdim, ama o buna ısrarla karşı koyuyor. Bütün yapabileceğim, birlikte yaşadığımız gerçek ve elle tutulabilecek denli somut şokun ardından, sert rüzgârların estiği dağ geçidinden uçakla süzülerek dönerken Danforth'un, çığlık çığlığa haykırmasına yol açan şey hakkında daha sonra fısıltıyla söylediği bölük pörçük sözleri aktarmak. Bunlar son sözlerim olacak. Varoluşunu sürdüren eski dehşetlerin açıklayacağım işaretleri, başkalarını Antarktika'nın içlerine doğru çıkacakları yolculuktan -ya da milyonlarca yıldır süren insanlık dışı lanetli yalnızlığın ve yasaklanmış esrarın nihai örtüsünü aralamaya çalışmaktan- caydırmaya yetmezse, adlandırılamayan ve ölçüye gelmez kötülüklerin sorumlusu ben olmayacağım.
Sayfa 62 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
Ama şimdi Starkweather-Moore ekibi bizimkinden çok daha üstün bir donanımla keşfe çıkmaya hazırlanıyor. Eğer caydırılmayacak olurlarsa, Antarktika'nın ta merkezine kadar gidip, bildiğimiz dünyanın sonunu getirebilecek olan o şeyleri ortaya çıkarıncaya kadar buzları eritip, delecekler. Bu yüzden, suskunluğuma bir son vermek, delilik dağlarının ötesindeki o isimsiz şeyden söz etmek zorundayım.
Sayfa 56 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu