Tarık Buğra Yüceler

Tarık Buğra Yüceler
@jacklivezhere
Benim adımı taşıyan, bağrına bastığı çocuğunun, bir zamanlar benim gittiğim yoldan gidip başarılı olduğunu görüyorum; hatta öyle başarılı oluyor ki, ismim, onun ışığıyla pırıl pırıl parlıyor ve ismime sürdüğüm tüm o lekeler silinip gidiyor. Adil ve şerefli bir adam ve yargıç olan bu çocuğun, yine benim adımı taşıyan bir oğlunun olduğunu görüyorum; çok aşina olduğum bir alna ve altın sarısı saçlara sahip oğlunu buraya getirip, ona titrek ve yumuşacık sesiyle benim hikâyemi anlatıyor. Bu hayatımda şimdiye kadar yaptığım en ama en güzel şey ve şimdi hayatımda hiç tatmadığım kadar büyük bir huzurla istirahat etmeye gidiyorum."
Sayfa 494 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hayatına son verecek olan aleti daha önce hiç görmemişti. Acaba yerden yüksekliği ne kadardı, kaç basamağı vardı, nerede durup bekleyecekti, ona dokunuşları nasıl olacaktı, ona dokunacak olan ellerde kırmızı lekeler olacak mıydı, ilk o mu idam edilecekti, yoksa sonuncu mu olacaktı, yüzü ne yöne bakacaktı; bunlar ve bunlara benzer pek çok soru, iradesi dışında zihninin içinde dönüp duruyordu. Bu soruların korkuyla ilgisi yoktu; belirgin bir korku duygusu yoktu içinde. Daha ziyade, benliğini kuşatan, vakit geldiğinde ne yapacağını bilme arzusundan kaynaklanıyordu ki, bu bilme arzusu, ilişkili olduğu eylemin çabucak olup bitecek oluşuyla kıyaslandığında, devasa bir orantısızlık arz ediyordu; sanki içinde, bunları merak eden başka bir ruh vardı.
Sayfa 458 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Elli iki kişi, o gün öğleden sonra şehrin medcezirine kapılıp ebedi denize akacaklardı. Yerlerine gelecekler daha hücreleri boşalmadan belli olmuştu; daha kanları, bir önceki gün dökülen kanlara karışmadan, bir sonraki gün onların kanına karışacaklar kenara ayrılmıştı bile.
Sayfa 455 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Ben de zannetmiyorum. Mahkemedeki o seste giyotin bıçağının inişini duyar gibi oldum."
Sayfa 441 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
O orduyla oyun oynamaya kalkışanın ya da haksız terfi elde etmeye çalışanın vay halineydi! Böylelerinin sakalının çıkmaması hayırlarına olurdu çünkü Milli Ustura onlara hemen bir sinekkaydı tıraş yapıverirdi.
Sayfa 387 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu