• 408 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    "Kitap yakılan bir yerde sonunda insanları yakarlar."
    ~Heinrich Heine, Almansor, 1821 #39266561

    Damarlarımda hissettim, düşlerimde hayal ettim, gözlerimle gördüm, yüreğimle yaşadım, yürürken düşündüm, okurken doyamadım, bir yandan hızlıca sayfaları çevirmek, bir yandan sayfalar bitmesin istedim. Vücuda verilmiş özel bir karışım almışım gibi kendimden geçtim, sonsuz öykülerde kaybolmak, o dünyadan ayrılmak istemedim. Bir yazar, milyonlarca insanı bu ruh haline bir kitapla sokabilir, evet bunu yapabilir. Kitapların gücü o kadar fazla ki, işte bu yüzden korkuyorlar! İşte bu yüzden yok etmek istiyor, yasaklıyorlar!

    Fahrenheit 451 ile Ray Bradbury dünyasına adım attım. O kadar zevk aldım ki, o kitabı da bitirmek istememiştim. Ana kahramanız Guy Montag ile bağ kurdum, o bağ kopmasın istedim. 451 severler, bunu hep dilemiştir muhtemelen. Yakma Zevki ile 451’in daha öncesine gidiyoruz.

    İncelemeyi tamamlamaya yakın, Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi ‘ne başladım. Fernando Baez ‘in 18 sayfalık sunuş bölümü, buraya bir şeyler eklemem gerektiğini hatırlattı. İncelemem eksik gibiydi, tam olmasa bile daha iyi hale getirdiğimi düşünüyorum.

    *

    Sistemin eleştirisini doruklara taşıyan anlar vardır. Bu anları iyi anlamak ve kavramak gerekir.

    1984 ‘ün üçüncü bölüm sonrasında ki Winston ve O’Brien,
    Cesur Yeni Dünya ‘nın on altıncı bölümden itibaren Vahşi, Helmholtz ve Mustafa Mond,
    Yakma Zevki ‘nin ise Montag ve Leahy ile olan yüzleşme diyaloglarını dikkatlice ve anlayarak okuyunuz, gerekirse birkaç kez okuyup, notlar alınız. Güçlü ile güçsüzün diyalogları ve aktarılan bilgiler o kadar önemli ki, nefesiniz tutulurcasına okursunuz. Vurucudur, hakikattir, gizlenmiş tüm sözcüklerin ortaya çıkması, akla karanın yüzleşmesidir. Bilgidir, birikimdir, PATLAMADIR! HAYKIRIŞTIR!

    Her diyalog beyninize inmiş bir balyoz gibidir. Sizi kör eden her şeyin ilacı gibidir. Oradadır, çekip almak size kalmıştır. Bir kitap o kadar çok şeydir ki, neleri başarıp başaramayacağı, okuyucusunda gizlidir.


    YAKMA ZEVKİ!

    İnsanın Yıkıcılığı arttı ve artmaya devam ediyor. İnsanın içinde yok etme içgüdüsü olduğunu savunmuş Sigmund Freud . İnsan eyleme geçmek için bir kıvılcım bekler, her zaman içinde var olanın dışarıya çıkmasını bekler. En masum görünümlü insan, ne yaptığına anlam veremediğimiz ve zihnimizin kabul etmek istemeyeceği suçlar işleyebilir. Bunun önceden kestirilmesi güçtür. İnsan bir şey yapmak isterse yapar, onu ne yasa ne de başka şey durdurabilir.

    Kitapta on üç ana öykü bulunmakta. Sonda ki diğer üç öykü ise, kısa olduğu için diğerlerine nazaran biraz daha hafif. İncelemeyi biraz öykü öykü, birazda doğaçlama yolu ile yapacağım.

    Öykülerin ana teması yakılan ve yasaklanan kitaplar, sansür edilen fikirler, yok edilen özgür düşünceler ve yaratılan otomat kafalı insanlar.
    Dünyayı daha iyi bir yer haline getirme hayalleri içinde, ruhsuz bir dünya yaratılması, ruhsuz dünyanın hiçbir şey hissetmemesi.

    İnsanın doğası mümkün olabilecek her şeye gebedir. En önemlisi, insan dediğimiz varlık, mutluluktan mutsuzluk, mutsuzluktan da mutluluk çıkarabilecek bir yapıya sahiptir. Yeter ki kendi özgür hür iradesi ile yaşasın ve düşünsün. İnsan ilk önce kendisine hükmetmelidir. Kendi kontrolünü başkasına vermek gibi bir ahmaklığa düşmemelidir. Yönetilmesi normal olabilir fakat, kendisini yöneteni de denetlemekle görevlidir. Sustukça balyozu kafana yersin, sonra bir bakmışsın, öyle bir susmuşsun ki, son balyoz darbesi ile toprağa gömülmüş, boğulmuşsun. İpler hiçbir zaman bir başka varlığın eline ya da devlete veya sisteme bırakılamaz. Bilimkurgu, distopya ve ütopya eserler bunlar üzerine kuruludur çoğu zaman. Var olanın tam tersini ya da daha ilerisini gören, düşünüp; kurgulayan ve yazan insanlara ayrıca minnet duymalıyız.

    Öykülerin adlarını büyük harfle yazıp birkaç tanesini az ve öz size aktarmaya çalışacağım. Çünkü bu kitabın adını arattığınızda öykülerin ne anlattığı hakkında bilgi edinemezsiniz. Ben biraz katkı sağlamak istedim.

    *ÖLDÜKTEN SONRA DOĞMAK, yaşamın bittiği, ölümün hüküm sürdüğü mezardan taşan bir yaşama konuk ediyor sizi. Mezardan kalktınız ve hayatınızı geçirmek istediğiniz, yarım kaldığını düşündüğünüz yere koşuyorsunuz, aşkınızın evine gidiyorsunuz. Sizi gördüğünde verdiği cevap ise "Biz artık düşmanız, Paul. Artık birbirimizi sevemeyiz. Ben canlıyım, sen ölü. (...) Doğal düşmanlarız biz." #38930571 burada ki düşmanlık, yaşamın ölüm karşısında ki zıtlığıdır.

    *ATEŞ SÜTUNU, mezardan ölüm doğurmaya devam ediyor. William Lantry 2349 yılında ölüm uykusunda uyanıyor ve beyaz pudra şekeri kıvamındaki bedeni ile uyumsuzluğa adım atıyor. Bu yüzyıl ona çok yabancı. Kitaplar yok edilmiş, insanlar düşünemeyen tek tip halini almıştır. Kendisi gibi ölüler yok edilmiş, mezarların içinde ki ölüler yakılmıştır. Kendisi son kalandır. Yok edilmeden önce uyanmış ve ölümü bu dünyaya getirmeye yemin etmiştir. Bu öyküden başlayarak edebiyat ve kitaplar karşımıza çıkıyor ve bize müthiş bir şölen yaratıyor aslında. Kütüphaneye gider Lantry ve Edgar Allan Poe var mıdır diye sorar…

    "Kim demiştiniz?”
    “Edgar Allan Poe.”
    "Dosyalarımızda bu isimde bir yazar yok.”
    "Bir kez daha bakar mısınız lütfen?”
    Bir kez daha baktı. “Ah, evet. Endeks kartına kırmızı bir işaret konmuş. 2265 yılındaki Büyük Yakma’dan önceki yazarlardan biri olsa gerek.”
    (…) Bu arada, hiç Lovecraft var mı elinizde?”
    “Seksle ilgili bir kitap mı?"
    Lantry kahkahayı bastı. “Hayır, hayır. Adamın adı o!”
    Kadın dosyaları karıştırdı. “O da yakılmış. Poe’yla birlikte.”

    *PARLAK ANKA KUŞU, 2022 yılında geçiyor, Kütüphane ile başlıyor hikâye. Kitapları yakmak için Kütüphanenin kapısını çalıyor Barnes. İnsanlık için yakmak istiyor, onun görevi bu. Kitapların kime ne faydası vardır ki? Kitaplar yakılırken, insanlar toplanmıyor bile, karşı bile çıkmıyor, unutmuşlar onları. “Kitaplar gibi insanları da yakmayacağım ne malum?” diyor ve doğru bir soru soruyor. Kitap yakan, insanı da yakar. Ki yakmadı mı zaten?

    *MARS’IN ÇILGIN BÜYÜCÜLERİ, 2100 Yılı Mars’ta bir sorun var ve oradaki sorunu kökten halletmek için bir roket fırlatıyor, dünyada ki kitaplar yakılmış, yazarlar da yakılmış. Geriye sadece Mars kalmış, çünkü Mars’a kaçmışlar. Bu hikaye de Edgar Allan Poe , Bram Stoker , Mary Shelley , Henry James , Lewis Carroll , H. P. Lovecraft , H. G. Wells , Aldous Huxley , Stendhal , William Shakespeare ve niceleri eşlik ediyor. Okurken bu dünyadan ayrılmak istemeyeceksiniz.
    "Çok acımasız bir adamsın, Poe."
    "Korkmuş ve öfkeli bir adamım. Ben bir tanrıyım, Hawthorne, tıpkı senin gibi, hepimiz gibi tanrıyım." #38983584

    *ÇILGINLIK KARNAVALI, Ray Bradbury Stendhal ‘ın önderliğinde bizi alıp götürüyor. Kendimizi Stendhal’ın kollarına bırakıp, gözümüzü kapatıyor ve karnavalın tadını çıkıyoruz! Edebiyatın en ürkünç karnavallarından bir tanesi ile karanlığın hüküm sürdüğü kalede, kötü ile daha kötünün karşılaşmasına konuk oluyoruz.
    "Cehalet, Bay Garrett, ölüm getirir." #36691790

    Kısa kısa ve bilerek yarım bırakarak anlattım. Her detay size spoiler olarak dönebilir o yüzden okuma zevkinizi almak istemedim. İncelemelerimde spoiler’a yer vermiyorum.

    *

    Kitapta, Fahrenheit 451 ‘in çok iyi bildiğimiz İTFAİYECİ hikayesi de mevcut. Ben bu hikâyeyi ezbere yakın biliyorum. İtfaiyeci yazılmadan önce, GECEYARISINDAN EPEY SONRA ‘yı yazıyor Ray Bradbury’i. İkisinin birbirinden farkları var ama bütünlük olarak aynı hikayeler. Öykücülüğünün iyi olmasının sebebi defalarca defalarca yazması ve edebiyata hakim olmasıdır. Geceyarısından Epey Sonra’yı okuduğumda farkları hemen hissettim. Guy Montag ile yeniden buluşmak fazlasıyla keyiflendirdi beni.

    Kitabın başlangıç konuları, birbirinden farklı. Hatta HBO’nun yeniden çevirdiği ve hiç sevmediğim 451 filmine de bu giriş hayat vermiş. Filmi 20 dakika zor izledim o yüzden geri kalanını pek bilmiyorum. İlk hikâyeyi yani Geceyarısından Epey Sonra’yı baz almışlar. İki hikâyeyi de okuyup kendiniz bu farkları bulabilirsiniz. Ben size iki örnek vereceğim.

    GECEYARISINDAN EPEY SONRA
    Hepsi Bay Montag’a baktı.
    “Dün gece yakaladığımız o yaşlı adama ne yapacaklar şimdi?” diye sordu Montag.
    “En az otuz yıl tımarhaneye atacaklar.” Sy.186

    İTFAİYECİ
    Hepsi Bay Montag’a baktılar.
    Bay Montag yutkundu. “Dün gece kitaplarla yakaladığımız o yaşlı adama ne olacak şimdi? diye sordu.
    “Tımarhaneye atılacak.” sy.274

    GECEYARISINDAN EPEY SONRA
    “Bir kız için ne çok şey düşünüyorsun,” demişti Bay Montag ona bakarak.
    “Düşünmek zorundayım. Düşünmek için o kadar çok vaktim var ki. Hiç televizyon izlemem ya da yarışlara veya lunaparklara ve onun gibi yerlere gitmem.” Sy.196

    İTFAİYECİ
    “Bir kız için ne çok şey düşünüyorsun,” demişti Bay Montag, huzursuz bir edayla.
    “Çünkü düşünmek için vaktim var. Ben hiç televizyon izlemem ya da oyunlara, yarışlara veya lunaparklara gitmem.” Sy.284

    Bu iki örnek birçok yerde önümüze çıkıyor. Sevgili Ray Bradbury tekrar tekrar okudukça daha iyisini yazabileceğini düşünmüş olsa gerek. Benim düşünceme göre de İtfaiyeci öyküsü daha derli toplu, daha usta işi olmuş. Kelimeler, diyaloglar daha iyi kotarılmış. Kitabın sonunda da farklılar var tabi ki. Okuyunca bütün farkları kendiniz analiz edersiniz. Unutmadan, 451 kitabında ki öykü İtfaiyecidir, gece yarısından epey sonra değil. Yakma Zevkinde ikisinin de olması çok isabetli bir karar. Zaten 451 öyküleri diye geçiyor.

    Bu kısa incelememi toparlamam gerekiyor artık. Kısa oldu bence… : )

    Öykülerini yazdığı yılları düşündüğümüzde bol bol “Gotik” edebiyattan alıntılar yapmış Ray Bradbury. Özellikle Poe’yu tanımayan okurlar, bu kitabı okuduktan sonra kesinlikle Poe’nun kitaplarına hücum edecektir. O kadar güzel detaylandırmış ve konu etmiş ki öykülere doyamıyorsunuz. Neredeyse, İthaki’nin “Karanlık Kitaplar Serisi” Yakma Zevki içinde geçen yazarlarla dizayn edilmiş diyeceğim. Kim mi onlar?
    Washington Irving , Stephen Graham Jones, Bram Stoker, Edgar Allan Poe, H.P. Lovecraft, Mary Shelley …

    Listeye buradan ulaşabilirsiniz: https://forum.kayiprihtim.com/...kitaplik-serisi/2874

    Kitapları yakanların “cahiller” olduğu düşüncesini aklımızdan çıkarmamız gerekiyor. Tam tersi, akıllı ve donanımlı insanların kitapları yaktığını ve yok ettiğini düşünebiliriz. Bilgiden, düşüncelerden, kitlelerin bu fikirlerden etkilenmesinden korkuyorlar. Korudukları tahtlarından olmamak için, kitlesel kitap kıyımları gerçekleştiriyorlar. 1984’ün yazıldığı döneme bakın. Araştırma yaptığınızda Sovyet Düşmanı yazar olan çıkıyor karşımıza Orwell. Hedef tahtasıdır. Kendisi de kitapları da yasaklıdır. Zaten kitabının basılması da kolay olmamıştır.

    Okunan kitap sayısı, çoğalmak yerine her yıl azalırsa, bu öngörüler rahatça gerçekleşecektir. İnsanların önem vermediği kitaplar yakıldığında, sabah işlerine gitmeye, yemeklerini yemeye devam edeceklerdir emin olabilirsiniz. Bir grup azınlık direnir ve onlarda susturulur zaten. Her kitap değerli midir sorusu başka bir konudur. Buna kesinlikle evet diyemeyiz. Safsataların dolu olduğu, sırf propaganda yapmak için ısmarlama şekilde yazılmış kitaplar değerli kitaplar değillerdir. Genellikle, tarihi; gerçeklerden saptırmak için uydurulmuş yazılardır. Dünyanın her yerinde bu kitaplara rastlamak mümkündür.

    "On yıldır dünyanın beynini öldürüyor, üstüne gazyağı döküyorum. Tanrım, Millie, bir kitap bir beyin demek.
    Biz tüm bu yıllar boyunca sadece o kadını ya da onun gibi bir sürü başka insanı öldürmedik.
    DÜŞÜNCELERİ YAKTIM BEN, PERVASIZCA, CAYIR CAYIR" #39087426

    Birisi korkutucu kitaplar mı yazmış, YAK GİTSİN!
    Birisi sistemi eleştiren kitaplar mı yazmış, YAK GİTSİN!
    Birisi geçmişin gerçeklerinden bahseden kitaplar mı yazmış, YAK GİTSİN!
    Birisi 2+2=4’tür diyen kitaplar mı yazmış, YAK GİTSİN!
    BURN IT MR. MONTAG, BURN IT!!!

    Jorge Luis Borges şöyle der:
    "İnsanın araçları içinde hiç şüphesiz en şaşırtıcısı kitaptır. (...) kitap bambaşka bir şeydir: Kitap belleğin ve hayal gücünün uzantısıdır." #39269501

    *

    Her Şeyi YAK GİTSİN - I --:>> #30692194

    Bilimkurgu - Çizgiroman - Manga Etkinliğimiz: #28996895

    Ray Bradbury Etkinliğimiz: #38068128

    *

    İncelemeyi okuduğunuz için teşekkür ederim.
    Kitaplarla kalın!
    Onlara birisi el uzatırsa, ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz!
    Montag ne yaptıysa, sizde onu yapın! 10/10
  • 1-Kadınlar Okulu (Andre Gide)
    2-Martin Eden (Jack London)
    3-Vahşetin Çağrısı (Jack London)
    4-Beyaz Diş (Jack London)
    5-Demir Ökçe (Jack London): Distopya-ütopya
    6-Deniz Kurdu (Jack London)
    7-Kırmızı ve Siyah (Stendhal)
    8-Parma Manastırı Stendhal
    9-Karamazov Kardeşler (Fyodor Dostoyevski)
    10-Kumarbaz (Fyodor Dostoyevski)
    11-Budala (Fyodor Dostoyevski)
    12-İnsancıklar (Fyodor Dostoyevski)
    13-Yeraltından Notlar (Fyodor Dostoyevski)
    14-Ezilenler (Fyodor Dostoyevski)
    15-Delikanlı (Fyodor Dostoyevski)
    16-Beyaz Geceler (Fyodor Dostoyevski)
    17-Ecinler (Fyodor Dostoyevski)
    18-Öteki (Fyodor Dostoyevski)
    19-Savaş ve Barış (Lev Tolstoy)
    20-Hacı Murat (Lev Tolstoy)
    21-Diriliş (Lev Tolstoy)
    22-Bulantı (Jean-Paul Sartre)
    23-Don Kişot (Miguel de Cervantes)
    24-Üç Silahşörler (Alexandre Dumas)
    25-Kamelyalı Kadın (Alexandre Dumas ile aynı adı taşıyan oğlu tarafından yazılmış.)
    26-Notre Dame'ın Kamburu (Viktor Hugo).
    27-Gurur Dünyası (William Makepeace Thackeray) BBC en iyi İngiliz romanları arasında göstermiş.
    28-Oblomov (İvan Gonçarov)
    29-Robinson Crusoe (Daniel Defoe)
    30-İki Şehrin Hikayesi (Charles Dickens)
    31-David Copperfield (Charles Dickens)
    32-Denemeler (Montaigne) : Deneme türü okumayı sevenler için.
    33-Biz (Yevgeni İvanoviç Zamyatin): Distopya, bilimkurgu, roman. Sayfa sayısı:208,256..değişiyor.
    34-Karanlığın Yüreği (Joseph Conrad)
    35-İlk Aşk (İvan Turgenyev):
    36-Babalar ve Oğullar (İvan Turgenyev)
    37-Tom Sawyer'ın Maceraları (Mark Twain):Çocuk edebiyatı
    38-Yaşlı Adam ve Deniz (Ernest Hemingway)
    39-Goriot Baba (Honoré de Balzac)
    40-İki Yeni Gelinin Anıları (Balzac)
    41-Veba (Albert Camus)
    42--Ölü Canlar (Nikolay Vasilyeviç Gogol)
    43-Körleşme (Elias Canetti)
    44-Dublinliler (James Joyce)
    45-Ana (Maksim Gorki)
    46-Dorian Gray'in Portresi (Oscar Wilde)
    47-Oğullar ve Sevgililer (D. H. Lawrence)
    48-Kaybolan Masumiyet (Thomas Hardy) (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    49-Kara Ok (Robert Louis Stevenson )
    50-Define Adası (Robert Louis Stevenson )
    51-Tom Jones (Henry Fielding): İlk basımı 1749. Dünyada yazılmış ilk romanlardan biriymiş. Filmi de varmış.
    52-Joseph Andrews (Henry Fielding )
    53-Hayvan Çiftliği (George Orwell )
    54-Germinal (Emile Zola)
    55-Nana (Emile Zola)
    56-Meyhane (Emile Zola)
    57-Washington Meydanı (Henry James )
    58-Daisy Miller (Henry James )
    59-Bir Kadının Portresi (Henry James)
    60-Yürek Burgusu (Henry James)
    61-Karanlığın Yüreği (Joseph Conrad)
    62-Ses ve Öfke (William Faulkner)
    63-Döşeğimde Ölürken (William Faulkner)
    64-Beyazlı Kadın (Wilkie Collins)
    65-Aytaşı (Wilkie Collins)
    66-Carmen (Prosper Merimee)
    67-Ekmekçi Kadın (Xavier de Montepin)
    68-Lolita (Vladimir Nabokov)
    69-Gecenin Sonuna Yolculuk ( Louis-Ferdinand Celine)
    70-Aya Yolculuk (Jules Verne)
    71-Faust (Johann Wolfgang von Goethe)
    72-Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Erich Maria Remarque)
    73-Beyaz Zambaklar Ülkesi (Grigory Petrov): Anı (Hatırat)
    74-Değirmenimden Mektuplar (Alphonse Daudet)
    75-Michael Kohlhaas (Heinrich von Kleist): Uzun öykü. Sayfa sayısı:120
    76-Operadaki Hayalet (Gaston Leroux)
    77-Maça Kızı (Aleksandr Puşkin)
    78-Gazap Üzümleri (John Steinbeck)
    79-Kim (Rudyard Kipling): Çocuk edebiyatı
    80-Söğütlerdeki Rüzgâr (Kenneth Grahame): Çocuk edebiyatı
    81-Howards End (E.M.Forster)
    82-Agnes Grey (Anne Bronte)
    83-Rebecca (Daphne Du Maurier)
    84-Frankenstein (Mary Shelley)
    85-Siyah İnci (Anna Sewell): Çocuk edebiyatından. Yazarın tek kitabı.
    86-Tom Amca'nın Kulübesi (Harriet Beecher Stowe)
    87-Middlemarch (George Eliot)
    88-Deniz Feneri (Virginia Woolf)
    89-Mrs. Dalloway (Virginia Woolf)
    90-Profesör (Charlotte Bronte)
    91-Villette Geçmişin Gölgesinde (Charlotte Bronte)
    92-Shirley (Charlotte Bronte)
    93- Sicilya'da Bir Aşk Hikayesi (Ann Radcliffe): İngiliz bir yazar daha. Gotik edebiyatın temsilcilerinden.
    94-Masumiyet Çağı (Edith Wharton)
    95-Emma (Jane Austen)
    96-Kırmızı Zambak (Anatole France):Nobel ödülü almış olan Fransız yazarın kitapları biraz ağır olduğu yönünde yorumlarla karşılaştım. Türkçeye çevrilmiş kitapları da bayağı varmış.
    97-Hamlet (Shakespeare ): Sanırım Shakespeare bu listede olmasaydı olmazdı.
    98-Macbeth (Shakespeare)
    99-Romeo ve Juliet (Shakespeare)
    100-Dünya Nimeti (Knut Hamsun): Yazara Nobel Ödüllü kazandıran kitap.
    101-Martı (Anton Çehov)
    102-Vişne Bahçesi (Anton Çehov): Tiyatro Oyunu
    103-Son Yaprak (O. Henry): 11 kısa öykünün yer aldığı bir eser.

    Kaynak: https://maksatgelisim.blogspot.com/...eri-listesi.html?m=1
  • Çürümenin Kitabı
    Emil Michael Ciorian/166 _pdf
    Gerçeğin Masalı
    Aziz Nesin /48 _pdf
    Efendisiz Halklar
    Barclay /202_pdf
    Erken Trenlerde
    Pasternak/112_pdf
    Lili Brik'e Mektuplar
    Mayakovski /217_pdf
    Ölüm ve Korku Günleri
    Cengiz Dagci /228_pdf
    Burukluk
    Cioran /96_pdf
    Saf Şiir Yoktur
    Eluard /104_pdf
    Lanetli Kitaplar
    Bergier /96_pdf
    Aziz Bey Hadisesi
    Ayfer Tunç /120_pdf
    Tatar Ramazan
    Kerim Korcan /235_pdf
    72. Koğuş
    Orhan Kemal /105_pdf
    Şairlere Ölüm Yok
    Oktay Akbal /142 _ pdf
    Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri
    GALEANO /199_pdf
    Asılacak Adam Aziz Nesin
    Demirtaş Ceyhun/169_pdf
    Deli Kadın Hikayeleri
    Mine Söğüt /172_pdf
    Konuk Kaplan
    Babil kitaplığı /Sung Ling / 96 _pdf
    Lady Anne Susuyor
    Saki/120_pdf
    Vathek
    William Beckford/141_pdf
    Aşık Şeytan
    Cazotte / 113_pdf
    Tesirsiz Parçalar
    Ali Lidar /240
    Midas'ın Müritleri
    Jack London /117_pdf
    Apollon'un Gözü
    Chesterton/138_pdf
    Abdullah Dayı - "Azrail'in Öbür Adı" Antep Canavarı
    Turhan Temucin/338_pdf
    Saraysız Başkan Jose Mujica
    Andres Danza/210_pdf
    Auschwitz'in Külleri
    Charlotte Delbo/415
    Poliste
    Aziz Nesin (anılar 1) /240
    Dila Hanım
    Necati Cumalı/166_pdf
    Duvardaki Kapı
    Wells / www _pdf_134
    Al Yazmalım, Selvi Boylum / Erken Gelen Turnalar / Fuji Yama / Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
    Cengiz Aytmatov/359_pdf
    Kaçan Ayna
    Papini/111_pdf
    İnsanlar Yaşadıkça
    James jones /293
    Muhteşem Gatsby
    F.Scott Fitzgerald /208
    Görünmeyen Adam
    Welss /175
    Demir Maske
    Alexander Dumas /186
    Kızıl Damga
    Nathanien Hawthorne /371
    Kutsal İsyan - 1
    Hasan Izzettin Dinamo/591
  • "Bir kişi öldü diye harb'i yarıda bırakabilir misin?
  • Girişken ve sosyal yapılı bir ruh için, kapalı bir
    yerde olmak son derece sıkıcı bir şeydi. Tek eğlencesi,
    aslına bakarsanız, "Parktaki aylaklar," ile yaptığı sohbetlerdi;
    tıpkı kendisi gibi talihsizler amaçsızca sürttüğünde
    ya da havalar izin verdiğinde biraz güneşlenmek,
    oyalanmak ve banklarda dedikodu yapmak için
    kendini parka attığı zamanlarda olduğu gibi. Şansa
    bakın ki (ve Yüzbaşı o şans tanrıçasının esiriydi) bir
    gün kendini askeri görünümlü ve sert tavırlı ihtiyar
    bir centilmenle aynı bankta otururken buldu. Onun o
    hırçın, nüktedan ve ince espri anlayışı Yüzbaşı Jones'u
    kendine hayran bırakmış olmalıydı ki, ne zaman parka
    gitse, gözleri hep o yaşlı adamı arıyor, sonra da
    akşam yemeğine kadar birlikte keyifli bir sohbete dalıyorlardı.
    Bir kez olsun - görünüşe göre bu aksi ihtiyarınadı
    General Skelton'dı - Yüzbaşı Jones'u evine
    davet etmediğinden, tanışıklık St. James's Park'taki o
    banktan öteye gitmedi ve çok geçmeden araları açılınca,
    Yüzbaşının sıkıntıları onu Mortlake'teki küçük
    kulübesinde daha derin bir mahremiyete ve yalnızlığa
    doğru itti; şimdiyse muhtemelen kendine akşam
    yemeği için iştahının açılmasını bekleyen ya da biraz
    gezinti ile St. James's Park'ın aylaklarıyla dedikodu
    yapıp, tatsız ruh hali için teselli arayan o asker centilmeni
    tamamen unutmuştu.
  • 335 syf.
    ·4 günde·Beğendi·8/10
    - Baba Josef Fritzl, 1984 Ağustosu’nda, uyuşturucu madde verdiği kızını yaşadıkları binanın alt katındaki bodruma sürükledi ve öz kızını 24 yıl boyunca evin bodrumunda yaptığı gizli bölmede hapsetti. Öz kızından 7 çocuk dünyaya geldi.
    -İsveç'te bir doktorun kaçırıp sığınağa hapsettiği kadın kurtarıldı. Sapık doktor öz kızını 24 yıl boyunca hapsederek tecavüz eden ve ondan 7 çocuk sahibi olan Josef Fritzl’e benzetildi.
    - İngiliz mahkemesi Kasım 2008'de, iki kızına 25 yıl boyunca tecavüz eden ve 19 kez hamile bırakan babayı ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.
    - 18 Kasım 1978 günü Guyana toprakları üzerinde kurulmuş Jonestown kasabasında yaşayan People's Temple (Halkın Tapınağı) Tarikatı'na mensup 900'den fazla kişi, tarikat liderleri Jim Jones (James Warren Jones)'un vaazı üzerine siyanür içerek intihar etti. İntihar etmek istemeyen üyeler silahla vurularak öldürüldü.
    - 15 Temmuz 2016 gecesinde Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak adlandıran Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu askerler tarafından yapılıp başarısız olan darbe girişimi sırasında, 248 vatandaş şehit olmuş 2196 vatandaş ise yaralanmıştır.
    Bu örnekler daha da artırılabilir. Dünya tarihinde birçok farklı sebepten dolayı insanlar, başka insanların canını yakmıştır. Hayatları alt üst etmiş, bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olamamasına neden olmuştur. İnsanlık tarihi en acımasız katliamlara tanık olmuş, bu katliamlar insan doğasında tedavisi mümkün olmayan ruhsal zararlar doğurmuştur. Bunu kendi ülkemizde de sıklıkla yaşadığımız için çok iyi biliyoruz. Özellikle son zamanlarda yaşadığımız feci çocuk cinayetleri toplumsal olarak hepimizi bu konuya daha fazla ilgi duyar hale getirdi. Birçok tartışma programları düzenlendi. Alanında yetkin isimler çıkıp söz aldılar. Siyasi dediler, ekonomik dediler, eğitim dediler, kanunlar dediler… dediler de dediler. Evet, siyasi reaksiyonlar ülkemiz insanlarını şoka uğrattı. Ekonomik çöküş bunalıma sebebiyet verdi. Eğitim sistemimizin yıllardır bir boka yaramadığını hepimiz biliyoruz. Kanunlarsa cezalandırıcı tedbirleri muhteva ediyor, halbuki önleyici olmalı. Bize de biraz iş düşmüyor mu bu konuda. İşte bu kitap, yani Joe Navarro adlı FBI ajanının yazmış olduğu bu kitap, bize kendimizi bu konuda geliştirme imkanı veriyor. Yukarıdaki olayların bizim başımıza gelmemesi ve bir daha yaşamamak için bu kitabı alıp okuyun. En azından bu tarz insanların kimler olduğunu, nasıl davranış şekilleri geliştirdiklerini öğrenebilirsiniz. Böylece hem kendiniz hem de çocuklarınız için önleyici tedbirler alabilirsiniz. Navarro, bu kişilikleri 5 kategoriye ayırıyor: Narsistler, duygusal olarak dengesizler, paranoyaklar, yırtıcılar, birleşik kişilikler. Hepsi benzer özellikler göstermekle beraber, onları tanımada ayırıcı kıstaslar mevcut. Linç etmek veya idam talep etmek yerine, kendinizce alacağınız önlemlerin en başında okumak geliyor. Her şey kitlesel bir tepkiyle başlar ve sonra size şöyler derler, siz istediniz biz yaptık……..