• 1256 syf.
    ·38 günde·Beğendi·9/10
    Yazarın okuduğum 2. Kitabı oldu ve yine çok beğendim :) Uzunca bir süre kitabı beklettiğim içinde kızdım kendime.
    Sayfa sayısı 1256 olması gözünüzü korkutmasın, hikaye o kadar akıcı ve merak uyandırıcı ki nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile…
    Ana karakterlerimiz Aomame:
    Anne Babasının dini cemaate olan aşırı bağlıkları nedeni ile küçükken evden ayrılmış, Çocuk yurdunda büyümüş ve tek başına ayakta kalmış, soğuk, insanlardan uzak yaşayan, bir spor salonunda savunma dersleri veren biri. Asıl işi başka ama ona değinmeyeceğim :)
    Günübirlik ilişkiler yaşayan ve hayatına kimseyi sokmayan kızımız, İlkokul aşkı Tengo yu unutamamış, 20 yıldır hiç görmemiş ve bir gün onunla karşılaşmayı bekleyen biri.

    Ana karakterimiz Tengo:
    Çocukluğunda okulda çok başarılı bir öğrenci olan (özellikle Matematikte) Tengo, babasından ne takdir nede sevgi görmemiş. Babası Tv yayını ücreti için kapı kapı gezip tahsilat yapan biri ve Tengo da tatiller dahil her daim onunla sokaklarda dolaşmaktan hep nefret etmiş. Oda küçük yaşta evden ayrılmıştır.
    Bir dershanede Matematik Öğretmeni olarak çalışırken, bir yandan da kitap yazmakla zamanını geçiren bir Adam. Oda Aomame yi hiç unutmamış ve hep onu bulmak istemiştir.

    Ana karaktermiz Fukaeri:
    Yine başka bir cemaatin içinde büyümüş, oradan kaçıp babasının yakın arkadaşına sığınan kızımız 17 yaşında. Disleksi hastası ve herkesin hayatını etkileyecek “Pupa Hava” romanını yazar ve Tengo da bu romanı ele alarak düzeltir ve yayınlanmasını sağlar.
    Hikâyemiz de burada başlar :)

    Roman en çok satanlar listesine girer ve herkes bilim kurgu, fantastik olarak değerlendirse de hepsi aslında gerçektir :) ve Tengo bilmeden bir düğmeye basmış olur ve paralel bir evren olan 1Q84 meydana çıkar :)
    Little People denen küçük insanların varlığı, bu insanların pupa hava yapmaları, gökyüzünde 2 ayın bazı kişilere görünmesi ve daha bir çok şey oluyor :)
    Tabi ki birçok önemli yan karakterimiz de vardı :) onların hepsine değinmeyeceğim.
    Yanı sıra yine Murakami'nin romanlarının vazgeçilmesi müzikler vardı. Bu sefer ön plana çıkan parça Leoš Janáček – Sinfonietta.

    **Aomame ve Tengo 20 yıl sonra karşılaşabilecekler mi ?
    **Paralel evrene kim bilmeden geçiş yapacak?
    **Cemaat sırlarının açığa çıkmasından ve pupa hava nın ortaya dökülmesinden doğan sorunlardan kimi sorumlu tutacak ve kimler bu yüzden zarar görecek.?
    **Bu Little People denen küçük insanlar nedir?
    **Havadan Pupa yaparak neyi amaçlıyorlar ?

    Final güzeldi ancak klasik Murakami finali oldu. Bazı konular soru işareti olarak kaldı.
    Yazacak daha bir çok şey var ancak devamı için kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.
  • 1256 syf.
    ·30 günde·Beğendi·10/10
    Bazı kitaplar vardır okuyup bitirdikten sonra o kitabı çok beğenirsiniz ama o kitaplar da sizi etkisi altına o kadar kuvvetli alır ki sizin başka bir kitabı beğenmenizi adeta engeller, her yeni bir kitabın konusuna bakınca, sayfalarını açıp kokusunu içinize çekince ve kitaba başladığınızda size sürekli kendini hatırlatır ve bunlarla beraber de okuduğunuz kitabı bitirince daha çok aklınıza girer ve “hadi kabul et, benim kadar güzel değildi” der, işte bu dediklerime örnek verebileceğim ve okura doyumsuz bir kitap 1Q84. Eminim ki bundan sonra okuyacağım ve okuduğum tüm kitaplarda 1Q84 kendisini bana hatırlatacak ve bana verdiği zevki, tarifinin yapılmasının zor olduğu o güzel duyguları hissettirecek.

    1Q84 bana göre kesinlikle son yüzyılın kitapları arasında yer edinmesi gereken bir kitap diyebilirim ve son yılların tartışmasız en büyük edebiyat olayı 1Q84’tür ve bana göre tartışmasız bir şekilde Murakami de yaşadığımız yüzyılın en büyük yazarlarından biridir, özellikle de son 2 senedir Nobel’i kazanmasını bekliyorum ve bir türlü beklentim gerçeğe de dönüşemedi. Bu yıl kazanır mı ya da bu yıl içinde bir acil çıkıştan çıkıp başka bir yılda, başka bir diyarda Murakami kazanabilir mi daha çok merak ediyorum.

    Kitap kimine göre 1Q84 yılında geçiyor kimine göre Kediler Şehri’nde geçiyor ama aslında o kimileri Kediler Şehri’nin 1Q84 yılına ait bir şehir olduğunu bilmiyor, kitap anlaşılacağı üzere ismini Kara Dörtleme’nin bana göre en güzel kitabı dediğim George Orwell’ın 1984 isimli kitabından alıyor, alıyor almasına ama 1984’e de sadece ilk başlarda kısa kısa göndermeler yapıyor yani birçok arkadaşın tahmin yürüttüğü üzere aralarında sağlam bir bağ yok. Roman içinde 1256 sayfa boyunca bir romanda olması gereken ve bulmak isteyeceğiniz her şeyi bulabiliyorsunuz, romantizm, aksiyon (abartılı bir aksiyon değil), din ve mezhepçilik, gizem, bilim kurgu, cinsellik ve fantastik öğeler. Fantastik öğeler ama nasıl desem böyle büyü, süper güçleri olan insanlar tarzında bir fantastik öğeler değil, masal ve gerçeğin harmanlanıp önümüze sunulması gibi, bir taraftan diyorsunuz ki bu gerçek olamaz, roman olsa bile bu nasıl bir saçmalıktır demek istiyorsunuz ama bir yandan da bu öğeleri aslında tartışmasız olarak kabul ediyorsunuz; çünkü dediğim gibi masalsı öğeler ve gerçekler o kadar güzel harmanlanıp aslında sırıtmadan önümüze konuyor ki bize sadece okumak düşüyor ve yazılanlara inanmak kalıyor ama dediğim gibi de bunları sorgulamamızı aslında Murakami de istiyor. Kitap genel olarak 2 karakter üzerinden gidiyor, kitap başlarında bazı şeyleri genel olarak yüzeysel bir şekilde tahmin yürütebilirken esas konuları hiçbir şekilde Murakami tahmin etmemizi istemiyor, bize birçok soru işareti verirken birçok da cevaplar veriyor, kitabın çoğu yeri aslında gündelik olaylarla dolu ama ne okurken “e hani konu nerede” diyorsunuz ne de bu bölümleri okuma kısmında en ufak bir sıkıntınız oluyor, hem yazım hem de başarılı çeviri sayesinde kitabın her bir kısmı çok güzel gerçekten, he bu arada kitabın en başında taksi şoförümüzün dediği gibi “her şey göründüğü gibi değildir” demek istiyorum, onun için belki de bu gündelik olaylar diye okuduğumuz sayfaların arasında, arkasında gizlenmiş çok önemli unsurlar da olabilir.

    Bazı bölümlerde bir tahsildar görevlisi görevini yerine getirmek, tahsilatını yapabilmek için geldiği dairenin kapısını ısrarla yumruklayarak çalarken ve o esnada cümleler kurarken, içeride saklandığını ve kapıyı açmayı düşünmeyen kimseye baskı kurmak istiyor ve o kişiyi psikolojik olarak germeye çalışıyor ve işte burada Murakami’nin yazarlığının büyüklüğü tekrardan ortaya çıkıyor, bu kadar basit bir sahnede bu kadar basit bir olayda okuru bu derece gerebilmek, psikolojisini bu derece yerinden oynatabilmek gerçekten de kolay olmasa gerek. O kapıdaki tahsildarın kurduğu cümleler, kapıyı yumruklaması filan o kadar başarılı bir şekilde anlatılmış ki sadece bu kısımlar için bile okunabilir; ama bu bölümlerde Murakami’nin başarısı kadar çevirmen Hüseyin Can Erkin’in de başarısını kenara atmamak lazım yani genel olarak Erkin o kadar güzel bir çeviri yapmış ki kitabın başarısını hak ettiği ölçüde tutmuş, düşünsenize kitabın çevirmeni bir profesör.

    Murakami’nin diğer kitabında da olduğu gibi bu kitapta da karakterlerin bir yalnızlığı mevcut ve bu yalnızlıkları ile beraber yaşadıkları aşkı bize anlatış şekilleri de çok güzel belki bu aşk içinde aşka uymayan hareketleri de var diyebiliriz ama kitap içinde inanın bunlar göze çarpsa da 1Q84 yılı içinde çok fazla önemsenmiyor. Romanın kalınlığı ilk başta size kitabın içinde çok fazla karakter var gibi bir hava verebilir ama dediğim gibi içindeki karakterler yalnızlar ve kitap içinde de çok fazla bir karakter yok, genel olarak 2 karakterimiz var ve bu karakterlere bağlı yaklaşık olarak 10 karakterimiz var, bu 10 karakter içinde de konu içinde ön plana sıyrılan az sayıda başka karakterlerimiz var ve Murakami bu kişileri bize en ince ayrıntısına kadar tanıtıyor, uzun uzun betimlemeleri bizlere anlatırken ne okuru sıkıyor ne de konudan bizleri uzaklaştırıyor, o tanımlamalar o betimleler bölüm aralarına sayfa içlerine o kadar güzel serpiştirilmiş ki şurada sorun var demek imkansız. Tek kusur diyebileceğim ise karakterlerin düşüncelerini okurken biraz fazla kısa kısa tekrarlara giriyor gibi ama aslında kitabın ana temasını Murakami beyinlerimize işlemek istediği için bu yola başvurduğunu düşünüyorum ve aslında bu kusur dediğim de okuru sıkmıyor aksine kitabın gelecek bölümlerine devam etme isteğimizden daha çok biraz rahatsızlık veriyor gibi.

    Sahilde Kafka kitabında Sakura karakteri gibi 1Q84’te de aşık olunası kadın karakterler vermiş bize Murakami ama bu sefer 1 değil 2 karakter vermiş. Aomame ve Fukaeri. Bu kişileri bizlere kusurları ile tanıtıp nasıl bu kadar güçlü ve onlara bağlanılası kadınlar oluşturabiliyor çok hoş gerçekten. Fukaeri mi desem yoksa Aomame desem hala bilemedim. Aomame için de güzel bir videoyu sizlere burada paylaşayım. https://www.youtube.com/...F-SQGyPyDc&t=39s Sizce de Aomame çok güzel değil mi?

    Roman bize bol bol müzik dinlettiriyor ve zaten Murakami takipçileri Murakami ile müzik bağlantısını çok iyi bilirler, bu kitabında da Leoš Janáček – Sinfonietta bize en büyük hediyesi ve dinlemenizi tavsiye ederim. https://www.youtube.com/...ncXDimwbQ&t=348s

    Doğan Kitap gerek baskı olarak, gerek çeviri olarak gerekse de editörlük kısmında çok başarılı bir iş çıkarmış ve her kitap okurunun bence kesinlikle okuması gereken bir kitap 1Q84.

    “Evet, evet” dedi altısı birden hep bir ağızdan.
  • 1256 syf.
    ·8 günde·Beğendi·10/10
    1Q84 Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabıydı başlarda sayfa sayısı fazla olması nedeniyle acaba bitirebilir miyim endişesi yaratsa da kitaba başlamamla birlikte sayfalar ilerledikçe kitaba daha da bağlandım. Kitabın 1256 sayfa olması sadece okumaya başlamadan önce göz korkutuyor sonra kitabı okumaya başladığınızda ne kadar hızlı ilerlediğinize siz de şaşırabilirsiniz.

    Kitapta detaylı bir anlatım var ama rahatsız edici bir durum yaratmıyor. Betimlemeler başarılı. Olayların ilerleyişi merak oluşturması açısından, acaba sonrasında ne olacak hissini çoğu zaman yaşatıyor. Zevkle sıkılmadan okunacak bir kitap. Kitabın bir kısmında kısa bir şekilde bahsedilen "Kediler Şehri" benzetmesi de oldukça başarılı.

    Son olarak kitapta konusu geçen "Leoš Janáček - Sinfonietta" senfonisini de dinlemelisiniz. Senfoniyi dinlerken ister istemez kitap aklınıza geliyor ya da insanda böyle bir anı hissettiriyor.