ANARŞİZM: İnsan yapımı yasalarla kısıtlanmamış özgürlük üzerine kurulu bir yeni toplumsal düzen felsefesi;
bütün yönetim biçimlerinin şiddete dayandığını ve bu yüzden yanlış, zararlı ve gereksiz olduğunu savunan teori.
Anarşizm, insana kendi bilincini getiren yegane felsefedir; Tanrı, Devlet ve toplumun var olmadığını, vaatlerinin değersiz ve boş olduğunu, çünkü bütün bunların salt insanın itaatiyle gerçekleştirilebileceğini ortaya koyar. İşte bu yüzden Anarşizm, hayatın birliğini öğretir; yalnızca doğadaki değil, insandaki birliği de.
Peki, nedir bu itirazlar? Birincisi, güzel bir ideal olsa da Anarşizm pratikte uygulanamaz, denir. İkincisi, Anarşizmin şiddeti ve yıkımı savunduğu, dolayısıyla alçakça ve tehlikeli bir şey olduğu için onu benimsememek gerektiği iddia edilir. Hem akıllı insanlar hem de cahil kitle, konu hakkında eksiksiz bilgiye sahip olarak değil, kulaktan dolma ya da yanlış yorumlarla yargıda bulunurlar.
Yıkım ve şiddet! Sıradan insan toplumdaki en fena şeyin cehalet olduğunu; Anarşizmin tam da cehaletin yıkım gücüyle mücadele ettiğini nereden bilsin? Köklerini doğa güçlerinden alan Anarşizmin sağlıklı dokuyu değil, toplumun hayat özünden beslenen asalak oluşumları yok ettiğini de idrak edemez. Anarşizmin yaptığı, sonunda sağlıklı meyveler verecek olan toprağı yabani otlar ve çalılardan temizlemektir.
Michel Vianey'in Un type comme moi ne devrait jamais mourir adlı filmini hatırlayın. Folon'un oynadığı karakter bana daima hem dokunaklı hem derin görünen şu ifadeyi kullanır: "Yalnız olmadığımda hep kendime 'Ah bir özgür olsam!' derim. Özgür olduğumda ise... 'yalnızım!" Ne istediğini bilmediği söylenecektir. Daha doğrusu çelişkili iki şeyi istemektedir. Sokaktan hoş bir kızın geçtiğini görür. Biriyle birlikteyse, özgür olmadığına üzülür. Bu yoldan geçen kız, tanımadığı için ona daha da ilgi çekici gelir. Eşi ise, fazlasıyla tanıdığı için daha da az çekici gelir. Ama özgürse, yalnız olduğu içindir: Bundan ötürü yoksunluk daha eksiksizdir, aşkı ve biriyle birlikte bir yaşamı hayal eder...
Her erkek, her kadın iki taraflıydı ama kusursuz bir birlik içindeydi. Mesela insanların sizin ve benim gibi iki kol iki bacağı yoktu; dört kol ve dört bacakları vardı. Sizin ve benim gibi bir
Herkes, tanım gereği tek bir yarıyı kaybettiğinden (siz birçok yarıyı kaybettiğinize inanıyorsanız, aritmetiğinizin çok kötü olduğu anlamına geliyor bu), ancak bir bireyi sevebilir en azından eros denilen bu sevgiyle. Hayatımın erkeği, hayatımın kadını: Gündelik dilde kullanılan "öteki yarım", farkında olmasak da Aristophanes'e ya da Platon'a bir tür hürmettir.