“Kendimi benim için önemli olan bir şeyi yazmaya verdiğimde, yazmadan önce alışıldık yirmi dakikalık meditasyona girdiğimde, evrenimin engebelerinin ortadan kalktığını, fazlasıyla düzenli bir hale geldiğini görüyorum. Artık yazacak bir şeyim kalmıyor. Karşılaşmam yok olup gidiyor. “Problemlerim” çözülüyor. Hafiflik içinde bir mutluluk hissettiğim kesin; ama yazamıyorum.
O halde, kaosa katlanmayı, Barron’un ortaya attığı gibi “karmaşa ve kargaşa”yla yüzleşmeyi yeğliyorum. O zaman, bu kaos tarafından düzeni araştırmaya, daha derindeki, altta yatan biçimi bulana dek onunla mücadele etmeye zorlanıyorum. Ancak o zaman, kendimi, Macleish’in dünyanın anlamsızlığı ve sessizliği diye anlattığı duruma, onu anlama zorlayabilene, sessizliği yanıt kılana ve yokluğu varedene kadar bağlayabileceğime inanıyorum. Sabahki yazma süresinden sonra meditasyonu otantik amacı için kullanabilirim – yani zihnin ve gövdenin derin bir gevşemesi için.”