"Kendisinden benim kadar nefret eden biri var mıdır sence?" diye bağırmıştı JB.
"Var bence!" diye bağırmıştı o da. "Jude kendinden nefret etme konusunda senden fersah fersah ötende, sen de bunu biliyordun ve onun kendinden daha çok nefret etmesine neden oldun."
Oynarken ağlamaya başladığını fark etti. Daha az ağlamaya gayret ediyordu ama elinden bi şey gelmiyordu. Hiç değilse sessiz ağlamayı öğrenmişti, öyle yaptı; sessiz ağlamanın kötü yanı ise acı vermesi, çok dikkat gerektirmesiydi.
Caleb'in haklılığına, kendisinin iğrenc biri olup başına gelenleri bir biçimde hak ettiğine karar verdiğini anladım. Ve bu çok korkunç, Çok iğrenç bir şeydi. Bize değil Caleb'e inanmaya karar vermişti çünkü Caleb onun hep düsündüğü baştan beri kendisine öğretilen şeyi doğruluyordu ve kişinin fikrini değistirmesindense kendine belletilenlere inanması hep daha kolaydı.