“Üzüldüm.” dememeli, bu kitabı okuyanlar. Sarsıldım, yıkıldım, umutsuzluğa kapıldım demeli. Görülmeyen, hatta bugün bile görmezden gelinen şeyleri ne de güzel çarpmış insanın suratına Pınar Kür. Kitabın içine giremeyeceğimi sandım, ama bilinç akışını okurken bir yerden sonra Melek oldum; Yalçın oldum sanki. Geride kalmış düşünceler su yüzüne çıktı yeniden. “Neden?” Neden sahi? Okumalı insan, bilmeli, sesini çıkarmalı.
Ağlayamadım, ağlamadım. Çünkü biliyorum ki bu sadece bir örnek. Yüzlercesi, binlercesi var yastık altlarında, duvar arkalarında. Daha modern canilikler, daha profesyonel acılar. Ama hepsinin temeli bir, ve bu temeli yıkmadan, yeni bir tanesini inşa etmeden kurtulamayacağız da.
Canım acıyor, çünkü acı çok gerçek. Çok sinirleniyorum, çünkü her gün her saniye kulaklarımda uğuldasa da yaşananlar, elimden ne geliyor? Bu kitabı okumamalı sadece insan. Hazmetmeli, hatta hazmedememeli. Hatırlamalı, hatırlatmalı.
Yutkunurken boğazıma takılan bir yumru Melek, ellerimin arasından kayıp giden bir gelecek. Parmak uçlarımda uyuşan, genzimi yakan bir gerçeklik.