İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
Bence Zweig, insan ruhunun derinliklerini tüm çıplaklığıyla anlatmayı başaran yazarların başında geliyor. Anlatılan hisleri yazarın kaleminden okurken siz de hissedeceksiniz. Özellikle de bir kadının hislerini böyle ustaca anlatmış olması beni çok etkiledi.
Kısa romanlarıyla Stefan Zweig birçoğumuzun rahatlıkla okuduğu, okurken sıkılmadığı yazarlardandır herhalde. Bu kitapta da beni şaşırtmadı ve kitabı bir solukta okudum. Ayrıca elimdeki baskıda Can Yayınları, kadın hislerinden bahseden 2 güzel öyküyü birleştirmiş, çok da güzel olmuş. Henüz okumadıysanız tavsiye ediyorum, eminim ki kendinizden bir şeyler bulacaksınız.
Bütün, bütün insanlar beni şımarttılar, hepsi bana karşı çok iyiydi - yalnız sen, yalnız sen, yalnız sen beni unuttun, yalnız sen, yalnız sen beni hiç tanımadın!
Sen benim her şeyimdin, bütün hayatımdın. Her şey yalnız seninle ilişkisi ölçüsünde var oluyordu, benim varoluşumdaki her şey ancak seninle bağlantılı olduğu müddetçe anlam kazanıyordu. Bütün hayatımı dönüştürmüştün.