Her neyse... İnsan, demek, kendi tabiatına aykırı gelen şeylere de alışabiliyor, kapalı yerlere alışabilmesi gibi. Ama kapalı yerden kurtulmadıkça kapalı yere alıştığını fark edemiyor. Ama bir kez açık havaya ulaşınca, o kapalı odalarda, kapalı salonlarda nasıl bir cinnetli hayatını sürdürdüğünü, bu hayata nasıl olup da katlanabildiğini havsalası almıyor.
Ah! Siz akıllı geçinen insanlar. Hiçbir zaman 'delilik, çılgınlık ya da sarhoşluk' demeye hazır değilsinizdir. Siz makul insanlar hep sakin bastırılmışsınızdır! Sarhoşlardan tiksinir, ölçüsüzlerden nefret edersiniz ve onları yok sayıp, bir de üstüne yanlarından gelip geçerken, onlardan biri olmadığınız için Tanrı'ya sahte sofular gibi şükredersiniz. Ben birden çok kez sarhoş oldum. Duygularım hep ölçüsüzlük sınırında oldu ve bunu itiraf etmekten çekinmiyorum çünkü kendi deneyimlerimden öğrendiğim kadarıyla, büyük ve etkileyici işler yapan tüm önemli adamlar, toplum tarafından sarhoş ya da deli olarak yaftalanmıştır. Ve normal hayatta da iyi ve soylu bir iş yapan herkesin arkasından, bunu yapan kişinin sarhoş ve çılgın olduğu söylenmez mi? Kendinizden utanmalısınız akıllı geçinenler!
"Kendi canını almak. İlginç bir dışavurum. Kimin elinden peki? Bittiğinde özleyecek olan sen değilsin. Kendi ölümün, geri kalan herkesin başına gelen bir şeydir. Hayatın sana ait değil. Ellerini onun üzerinden çek."
Sherlock