Kara Kule yolculuğunda gizemlerin katlandığı, fantastik kurgunun post-apokaliptik bir dehşetle tam anlamıyla evlendiği o muazzam duraktayım. Çorak Topraklar, serinin temposunu ve epik dozunu zirveye çıkarıyor.
Jake’in o akıl almaz geri dönüşü ve aramıza katılan sadık Oy ile birlikte Ka-tet sonunda tamamlanıyor. Roland’ın o buz gibi, saplantılı kalbinin bu yeni ailesi için nasıl titrediğini görmek harikaydı. Gül bahçelerinin büyüleyici kokusundan, dünyanın çürüyen ve deliren yüzü olan tekinsiz Lud şehrine geçiş ise tam bir atmosfer şöleni. Kadim robot Shardik’ten insanlığın ürkütücü teknolojik kalıntılarına kadar her sayfa sürprizlerle dolu.
Ve tabii ki o final... İntihar etmeye programlanmış, bilmece meraklısı süper bilgisayar tren Mono Blaine’in içine bindiğimiz andan itibaren nabız kontrolü yapmak imkansızlaşıyor. King bizi öyle bir uçurumun kenarında bırakıyor ki, zaman kaybetmeden bir sonraki kapıdan geçmek şart oldu.
Tekerlek dönüyor ve Kule artık çok daha yakın!