1000Kitap Logosu
Kaan Ata Önder
TAKİP ET
Kaan Ata Önder
@kaanataonder
Buradaki amacım bana göre verimli olan okuma sürecimi bir sanal ortama aktarmak ve başkalarına yararlı olabilmesi için de incelemeler ve alıntılar paylaşmak. Takip, beğeni ve tekrar paylaşımlar için teşekkür ederim.
Tıp Fakültesi
İzmir, 13 Haziran 2001
385 okur puanı
08 Şub 2021 tarihinde katıldı.
103
Kitap
103
İnceleme
358
Alıntı
40
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
Kişisel bir 2021 yılı özeti
Bu iletim kişisel bir ileti olacak. 2021 yılı boyunca yaşadıklarımı bir özet gibi anlatacağım. Genellikle duygularımı çevreme aktarmayı tercih etmiyorum. Ancak bazen biriyle paylaşmak ya da en azından yazmak harika sonuçlar verebiliyor. Okumak isteyen okuyabilir. - 16 Ocak 2021 benim milatımdır. Bu tarihte ani bir karar verdim ve kendimi geliştirmeye başladım. O günden beri elbette ara sıra düşüşler yaşasam da genel olarak kendimi geliştirmeye devam ediyorum. - Öncelikle her şeyi bir düzene oturtmaya başladım. Düzen için not almak gerekiyordu ama hiçbir zaman deftere not alan biri olmamıştım. Bunun için ''Notion'' adlı bir uygulamayı kullandım. Örneğin okuduğum kitapları belirli bir örüntüde ''Kitap'' adlı sayfanın içerisine kaydedecektim. Tabii ki ''1000Kitap'' da bir nevi not defteri olarak işlev gördü. - Verdiğim ilk karar deli gibi kitap okumaya başlamaktı. Hemen pek çok kitap sipariş ettim. Bu kitaplar üç gün sonra elime ulaştı. Bu yıl 100 kitap okumuşum. Her kitabı analiz ede ede okudum ve her birine birer inceleme yazdım. Bu, kitapları iyice oturtmamda etkili oldu. Yani verimli bir okuma süreci geçirdiğimi düşünüyorum. Zaten bugün 2021 yılında büyük bir zevkle okuduğum 100 kitabın da bir listesini bir ileti olarak paylaştım. #150051932 - Ayrıca film ve dizi izlemeyi de belirli bir düzen içerisine oturttum. Her haftanın cuma gününü ''Önder Film Gecesi'' ilan ettim. Bu icadımla her cuma gecemizi enfes yiyecek ve içecekler eşliğinde ailece film izleyerek geçirdik. Biraz biraz dizi de izledim. Ne yazık ki hiç belgesel izlemeye fırsat bulamadım. - Derslerime sımsıkı sarıldım. Tıp fakültesinde kurullar vardır. Her biri birkaç ay sürer. Bu sürenin sonunda da birkaç tane uygulama sınavı ve bir tane de teorik sınav seni bekler. Bunlara kurul sınavı denir. Tüm yılın sonunda da tüm yıldan sorumlu olduğun bir final sınavı ensene yapışır. Beni bekleyen iki kurul sınavı ve bir final sınavı vardı. Muhteşem hazırlandım. Bu hazırlıklar beni birinci yılın yılsonu birincisi konumuna getirdi. - Bunu takiben, tıp fakültesinden mezun olduktan sonra gireceğim, TUS, yani Tıpta Uzmanlık Sınavı'na hazırlayan TUSDATA adlı dershaneye başvurdum. Bir derece listesi yapıldı. Ben bu derece listesinin başındaydım. %100 bursla birinci olarak girdim. 5 yıl boyunca bedava faydalanabilecektim. - Hemen ardından çeşitli burslara başvurmaya başladım. Pek çok vakıf ve dernek beni reddetse de birkaç tane burs elde etmeyi başardım. Böylece maddi sıkıntılarımın bir kısmını giderebilecektim. Hatta hayatımda ilk defa bir burs mülakatına girdim. Başvuru belgelerini hazırladığım esnada benden bir niyet (motivasyon) mektubu istediler. Yazdığım niyet mektubundan çok etkilendiklerini dile getirdiler. Mülakatımda da okuduğum kitapların etkisiyle iyi bir izlenim bıraktığımı düşünüyorum. - Çevremle daha da yakınlaştık. Annem, babam, ikizim ve küçük kardeşim... Zaten her zaman oldukça samimiydik. Hatta biraz ileri giderek bizim kadar samimi bir aileye rastlamadığımı rahatlıkla dile getirebilirim. Aynı şey yakın akrabalarım ve dostlarım için de geçerliydi. Ancak fakültede bir sıkıntı söz konusuydu. Entelektüel bir ortama girdiğimi düşünmekte yanılmıştım. Bu, yeni arkadaşlar edinmeme uzun bir süre engel oldu. Yine de şu an harika arkadaşlara sahibim. - Bu platformda aylar boyu kimseyle herhangi bir arkadaşlık kurmadım. Çünkü gerçek okurların epey az olduğunu keşfettim. Herkesin işi gücü takipçi ve beğeni kasmaktı. Gerçekten emek veren gerçek okurlar hiç kimseden ilgi görmüyordu. Ancak ilk kaliteli sohbetimi GMmelog ile ettim. Ardından burada yeni arkadaşlar edinmenin bir zararının dokunmayacağına karar verdim. Rûhe ile dost olabilmemin yolu da böylece açılmış oldu. - Hayatımda ilk defa bir YouTube videosuna çıktım. youtube.com/watch?v=XNm308ozuuU Bu videoda aktif bir şekilde yer aldım. Soruları ben sordum. Arkadaşım La Perduta Gente de kameramandı. Kanalın sahibi olarak bana oldukça destek oldu. Böyle bir tecrübenin yarattığı heyecanı en verimli şekilde yaşamamı sağladı. Bir yandan Alsancak sokaklarında dolaşıp insanlara ''Merhaba! Soru sorabilir miyiz?'' şeklinde seslenirken bir yandan da çeşitli konular hakkında sohbet ettik. Örneğin onun konuşmayı en sevdiği konu... tarih. Zaten Mâlik ile bir araya geldiğinizde ağzınızı açmanıza gerek yok. Aradan saatler geçer ve Mâlik hâlâ bilgi sahibi olduğu konular hakkında konuşur. Sıkılmazsınız. Ayrıca Mâlik 1000Kitap'ta tanışıp gerçek hayatta buluştuğum ilk arkadaşımdı. - Daha pek çok muhteşem insanla tanıştım. Hepsini ayrı ayrı etiketlemeyi düşünmüyorum. Çünkü muhakkak unuttuklarım olacaktır. Zaten onlar kendilerini biliyorlardır diye düşünüyorum. - Hayatımda ilk defa bir mahkeme salonunda bulundum. - İkinci sınıfa geçtiğimde her şey darmaduman oldu. Çünkü ben uzaktan eğitim esnasında her şeye vakit ayırabilirken yüz yüze eğitim esnasında hiçbir şeye vakit bulamamaya başladım. Ne kitap okuyabiliyordum ne ders çalışabiliyordum. Ayrıca burada sayarsam bitmek tükenmek bilmez bir liste oluşturabileceğim çeşitli sorunlar peşimi bırakmıyordu. 4 Ekim'den bugüne kadar her geçen gün çöktüm, çöktüm ve çöktüm. Arada tutunacak dallar bulup gücümü toparlıyordum ama bu yükselişlerim kısa süreliydi. - Yine de bir yükseliş yakaladım. TÜBİTAK STAR bursuna başvurdum. Bir derece listesi yapıldı. Ben birinci olarak kabul edildim. Bir profesörümün tıbbi projesinde çalışmaya başladım. Bu, bir bilim ortamındaki atmosferi tanımamda bana olanak sağlayacaktı. Ayrıca yurtdışına çıkma olasılığımı epey artıracaktı. Çünkü henüz lisans düzeyindeyken böyle bir başarı eldesi gerçekten dikkate alınan bir kazanımdır. Bir başka yükselişimi de ilk kurul sınavında açık arayla birinci olarak yakaladım. - Ancak çöküş daha da sert bir şekilde devam etti. Derslere gitmemeye başladım. Uyku ve yemek düzenim altüst oldu. Her gün 4-5 saat kadar uyuyordum. İştahım da kesinlikle yoktu. Türkiye'nin durumu beni kötü etkiliyordu. Ailemi özlüyordum. Sadece kitap okumak istiyordum. Artık ona bile para yetiremeyeceğimi düşünüyordum. Çünkü kitaplar da çok pahalıydı. Bendeki durgunluğu saptayan kişi inanılmaz saygı duyduğum Kitabsever idi. - Üst üste gelen pek çok sıkıntının yarattığı tüm bu zorlu süreçte bana özellikle birkaç kişi destek oldu. Her ne kadar istemesem de artık kendi kendime konuşarak çözemediğim bu sıkıntıların küçük bir kısmını birileriyle paylaşmak istiyordum. Bu birileri anmadan geçemeyeceğim Rûhe, Beyzâ Abyssos, yELİZ ve Miran Çaylak idi. Sürekli aynı konulardan bahsetmemden sıkıldılar mı... bilmiyorum ama bunu bana dile getirmediler. Her zaman sabırla dinlediler, bir işe yaramayacak olsa da tavsiyeler verdiler ve aslında çoğu zaman sadece benimle neşeli bir şekilde sohbet etmeleri bana yetti bile. - Bugün 31 Aralık. Bugüne bir kurul sınavı koyulmuş. Evet! 7 haftadır az ders çalıştığım için bu sınavdan düşük aldım. Yani rekorumu devam ettiremedim. Ayrıca benim için daha da beter sorunlarla karşılaştığım bir gün oldu bugün. Yine de enerjimi yüksek tutacağım. Yarından itibaren tutunacak dallar bulup bunlara sımsıkı sarılacağım. Pes etmek yok! Her şey güzel olacak... HERKESİN YENİ YILI KUTLU OLSUN!
10
207
72 syf.
·
1 günde
~103° | Kanlı Düğün
Merhaba. 72 sayfalık kısa bir tiyatro oyunu. Bu bir trajedi. 1933'te sahnelenmiş olan bu eser 1930'larda geçiyor. İsminin Kanlı Düğün oluşu dolayısıyla zaten konusu belli oluyordur. Bir İspanyol köyündeyiz. Kitapta bir isme sahip olan tek karakter ''Leonardo''. Diğer karakterler kim olduklarını temsil edecek şekilde isimlendirilmiş. Örneğin ''Anne'' gibi. Yazar, düşüncelerini açıklamak için bu karakteri seçmiş gibi görünüyor. Buna ilerleyen satırlarda değineceğim. Burada birbirlerine sırılsıklam âşık iki genç var: Leonardo ve Gelin. Leonardo, zamanında gurur yaptığı için Gelin ile evlenmemiş. Daha sonra da onun kuzeniyle evlenmiş. Ancak bir çocuğu olmasına rağmen tatsız bir hayatı var. Çünkü sevdiği kızla beraber değil. Gururundan pişman. Şimdi de Gelin'in evlenme zamanı geldi. Çünkü kendisine görücü usulüyle gelen bir Damat var. İşin kötü tarafı Leonardo'nun ailesiyle Damat'ın ailesi arasında süregelen bir kan davası var. Doğal olarak işler kızışacak gibi. Yaşanan yasak aşk kan dökülmesine neden oluyor. Az önce yazarın, düşüncelerini Anne yoluyla aktardığını dile getirmiştim. Alt metninde çeşitli geleneklere dair eleştiriler söz konusu. Bunlardan biri de akla şiddeti, kan dökmeyi getiren kan davaları tabii ki. İlk perdede üzüm kesmek için sustalı arayan Damat'a Anne'nin yanıtlarına birkaç örnek vereceğim. ''...Sustalıya da, sustalıyı icat eden alçağa da lanet olsun.'' ''Tüfeğe de, tabancaya da, bıçağın en ufağına da, hattâ çapaya ve tırmığa da lanet olsun.'' ''Adamın vücudunu kesebilecek her şeye lanet olsun...'' Sanırım anlaşılmıştır. Şiddete ''Hayır!'' deniyor. Kan dökmeye ''Hayır!'' deniyor. Kan davalarına ''Hayır!'' deniyor. Yazar bunu tüm bir oyun boyunca vurguluyor. 1936-1939 yılları arasında İspanya'da Cumhuriyetçiler ve isyan eden Milliyetçiler arasında bir iç savaş çıktı. Buna ''İspanyol İç Savaşı'' diyoruz. Bu savaşı Francisco Franco liderliğindeki Milliyetçiler kazandı ve Fransisco Franco İspanya'yı 1939'dan 1975'e kadar tam 36 yıl boyunca faşist bir diktatörlükle yönetti. İşte Federico Garcia Lorca da savaş yılları esnasında Fransisco Franco tarafı güçler tarafından tutuklanıp kurşuna dizildi. Okuması keyifli. Diyaloglar akıcı. Genellikle bir şiir gibi. Sol tarafta İspanyolca ve sağ tarafta Türkçe olacak şekilde her iki metin de yer alıyor. Roza Hakmen gayet güzel bir çeviri yapmış. Kesinlikle izlemek isteyeceğim bir tiyatro oyunu. Keyif aldım. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar!
Kanlı Düğün
Okuyacaklarıma Ekle
37
DAHA FAZLA GÖSTER