C. Brockelmann: "Muhammed Mekke 'yi fethedip Kabe'nin önüne varınca, ata binmiş vaziyette 7 sefer Kabe 'yi tavaf etti. Her defasında kendi bastonuyla Hacer-i Esved denilen siyah taşa dokunuyordu. Böylece daha önce müşrikler tarafından yapılan batıl bir ayini İslam' a aldı. Eskiden var olan ihram kıyafetini de İslam'a aldı . Bir de müşrikler İslam'dan önce Mekke'nin hayvanlarını öldürmez, ağaçlarını kesmezlerdi. Muhammed bütün bu gelenekleri kabul etti. Muhammed'in bu siyah taşı (Hacer-i Esved'i), hiçbir gerekçe göstermeden öpmesi dikkat çekicidir. Bu konuda Halife Ömer; 'Aslında ben bunun faydasız bir taş olduğunu biliyorum; ancak Muhammed'in öptüğünü gördüğüm için ben de öpüyorum' diyor. (Ömer'in bu sözü tüm hadis kaynaklarında geçiyor.) İslam' a göre tavaf yapılırken her turdan sonra Hacer-i Esved'i selamlamak sünnettir. (Bu da tüm hadis kaynaklarında Hac bölümünde geçiyor.) Böylece daha önce müşrikler tarafından yapılan bir dini ayini, Muhammed kendi dinine almış oldu. Beyaz çarşaf biçimindeki ihramın İslam'a alınması, eski batıl inançların bir biçimiyle resmi hale getirilmesidir" diyor.
Emile Dermenghem: Özetle; "Muhammed Mekke'yi alınca Kabe'yi tavaf etti ve müşriklerin eski adetleri üzerine Safa ile Merve tepeleri arasında Sa'y yaptı; 7 sefer gidip geldi. O ana kadar bu iki tepe eski putperest malzemesiyle doluydu. Muhammed daha sonra Arafat dağına yakın Mina vadisinde kurulan bir çadırda istirahat etti. Böylece putperest devrine ait eski hac ayinlerini onaylayıp İslamlaştırdı ve gök kitapları ananesine bağladı. Aslında Mekke 'nin kudsiyeti Hacer-i Esved denilen siyah taştan ileri gelir. Bu taş, daha önce Kabe içinde bulunan diğer putlardan bir puttu. Eski zamanlarda Kabe etrafında dolaşmak bu taş içindi. Dolayısıyla, Kabe'nin kudsiyetinin asıl esprisi bu taştan kaynaklanır" diyor.
Emevileri küfre götüren kötü davranışlar şöyle sıralanır: Hz. Hüseyin'in katledilmesi, Müslümanların ortak malı kabul edilen topraklara el koyması, valileri keyfince seçmeleri, yaygın kural ve sünnetin inkar edilmesi, Mekke ve Kabe'ye saldırılması, Kıble'nin yönünün ve Cuma namazı vaktinin değiştirilmesi...
1. Vukûf-i zamanî: Her an ve her halin muhasebesini yapmak. Huzurda geçirdiği ânına ve haline şükretmek, gafletle tükettiği zamanından tevbekâr olmak. Bir başka ifade ile kabz halinde istiğfara, bast